Erdoğan’ın Ülkeye Verdiği En Ağır Hasar

0

14 yıldır ülkeyi Tayyip Erdoğan yönetiyor. Ekonomide, dış politikada, iç siyasette, eğitimde… daha birçok alanda çok fazla yanlışı oldu.

Bütün bunları eleştirebiliriz, tartışabiliriz. Bir çözüm yolu bulunur, politika değişir, işler normale döner…

Ülkeyi bütünüyle çürütecek bir yanlış

Gelgelelim, Erdoğan’ın, ülkeyi bütünüyle çürütecek bir yanlışı var. O da şu: İtaati ülkede geçerli tek değer yaptı.

İtaat esas olunca düşünen, sorgulayan, itiraz eden, eleştiren aklı başında, kişilik sahibi ne kadar insan varsa hepsi geri plana itildi.

Erdoğan bilim insanlarını, aydınları, yazarları, işinin ehli herkes etkisizleştirdi. Her alanda, her kademede iyi yetişmiş; sözü olan, düşünen, üreten ve bundan dolayı da karakter ve kişilik kazanmış herkesi uzaklaştırdı. Haysiyetli insanları,Ya itaat et ya da makamı terk et’ tercihine zorlayarak ülkeye katkı sundukları mevkilerden uzaklaşmak mecburiyetinde bıraktı.

Ayaklar baş, başlar ayak oldu

Bu insanların yerine, toplumun en alt tabakasındaki karaktersiz, kişiliksiz insanlar her alanda en yukarılara çıktı. Seviyesizlik. kişiliksizlik, utanmazlık muteber insan sayılmanın kriteri oldu. Fikri, düşüncesi, sözü olmayan, koşulsuz itaat gibi utanç verici bir davranış sergilemekten zerre kadar çekinmeyen ne kadar sefil ruhlu insan varsa ülkede söz sahibi oldu.

Liyakatin yerini itaat aldı.

Partide, Meclis’te, bürokraside, yargıda, üniversitede, medyada, sivil toplumda, iş dünyasında, sanat camiasında, spor dünyasında… aklınıza gelecek her alanda bu türden kimseler etki gücü kazandı. Adeta ülkeyi istila ettiler.

Yaşamımız, emniyetimiz, çocuklarımızın geleceği artık bu türden köle ruhlu insanların elinde. Onların sözleri, onların davranışları, onların yaklaşımları her alanda belirleyici.

İtaat esas olduğu için ayaklar baş, başlar ayak oldu.

Gelecek nesiller için korkunç bir durum

Bir ülke için bundan daha büyük bir felaket olamaz.

Kişilikli ve karakterli olmanın, özgürce fikir üretmenin, söz söylemenin, utanma duygusuna sahip olmanın bu kadar dışlandığı bir ülke nasıl ayakta kalacak ki? Nasıl ilerleyebilir, nasıl gelişebilir?

Tek bir adamın sözünün üstüne söz söylenmeyen bir ülkede nasıl insan kalınabilir, nefes alınabilir ki?

Eleştirinin, serbest düşüncenin, itirazın yok edilmesi o ülkenin damarlarının kuruması demektir. Çünkü eleştiri, sorgulama, itiraz, farklı sözlere, fikirlere değer vermek ve bunların yanında hesap verebilir olmak bir ülkenin, bir medeniyetin ilerlemesi için en lüzumlu değerlerdir.

Ekonomide, eğitimde, sanatta, siyasette… her alanda en iyisini bulmak, en iyisini yapmak için özgürce konuşmanın, tartışmanın, serbest düşüncenin, farklı fikirlere açık olmanın, rekabetin önü tıkandığında o ülke nereye varır?

Hepsinden önemlisi de gelecek nesiller açısından korkunç bir durum var. Çünkü itaat etmenin yükselmek için tek değer kabul edildiği bir toplumda gençlere iyi eğitim almanın, kişilik sahibi olmanın, özgür ve bağımsız düşünmenin, çalışkanlığın önemini kim, nasıl anlatacak?

Akıl almaz bir durum

Erdoğan’ın itaati esas alan yaklaşımı sadece ülkeyi değil kendisini de çürütüyor.

Eleştiriye, yetkin insanların görüşüne, itirazına kendini tümüyle kapattığı için giderek neyin yanlış neyin doğru olduğunu ayırt edemez hale geliyor. Geldi de.

Bu durum onun gerçeklikten kopmasına neden oluyor. Oldu da.

Söylediği her söze, ürettiği her politikaya sorgulamadan destek olanlar ülkeyi de, Erdoğan’ı da felakete sürüklüyor.

Velhasıl ülke olarak akıl almaz bir durumla karşı karşıyayız.

Erdoğan’ın açtığı uçuruma, onunla birlikte hepimiz düşüyoruz.

 

Levent Gültekin

yorum

Yorumlar kapalı.