Beynimiz Nasıl Körelir?

0

Yeni doğmuş bebeğin beyin ağırlığı 400 gram iken birinci yılın sonunda iki misline 800 grama, dördüncü yılın sonunda ise 1200 grama kadar ulaşır. Başka bir deyişle beyin gelişimine ana karnının dışında devam eder ve bu gelişim ancak 25 yaşında biter. Nöronal bağlantıların oluşması ise bir ömür boyu sürer buna da beynin “plastisitesi” denir. Yani insanlığın en büyük problemi beyin gelişimini tamamlamadan doğması, bu nedenle de doğum sonrası uzun bir süre mutlak bir bakıcıya ihtiyaç duymasıdır. Doğada bu tür bir canlı yoktur. Diğer canlılar en fazla birkaç ay sonra kendi başlarına yaşamda kalabilirler.

İnsan türünün bebeklerinde yaşamın ilk iki yılında aldıkları duyusal bilgilere bağlı olarak nöronlar birbirleriyle hızla sinaps dediğimiz bağlantıları kurarlar. Bebeğin beyninde saniyede 2 milyon sinaps oluşur. Her görüntü, her duyuş, her dokunuş, tadış ve koku sinapsların yapımına işaret eder. Bir toplu iğne başı büyüklüğündeki alanda nöronal bağlantılar sürekli oluşup, yeniden yapılanır. Gösterilen ilgi ve sevgi bu bağlantıların sayısını artırır. İki yaşında sinapsların sayısı bir katrilyonu aşarak bir yetişkindeki sinaps sayısının iki katına ulaşır. Yaş ilerledikçe yarısı budanır kullanılmayan bağlantılar kaybedilir. Yaklaşık 500 trilyon sinaps kalır. Kalan sinapslar (nöronal bağlantılar) deneyimle değişir ve kuvvetlenir. 0-3 yaş arası iyi beslenen, ilgiyle ve sevgiyle büyüyen bir bebek yaşama önde başlar…

 

Gerek verdiğim seminerlerde gerekse dost sohbetlerinde bana hep “beynimizin nasıl gelişeceği” sorusu sorulur.
Şimdiye dek kimse “beynimiz nasıl körelir” diye soru sormadı. Her ne kadar beynimizin gelişiminde genetik faktörlerin etkisi olsa da, oluşan bu organizasyonu yeterince etkili kılabilmek için, bireyin zigot devresinden ergenliğine kadar uzanan yolda logaritmik ve matematiksel bir takım hesapların devreye girmesi gerekir. İyi beslenmeyen, iyi eğitim almayan, ilgisiz ve uygun aile ortamında bulunmayan bebeklerde nöronal bağlantıların oluşumu engellenir. Sonuçta temel yapıları bakımından yüksek organizasyonlu bir organ olarak işe başlamış olsalar dahi, basit bir yapıya dönüşmeleri kaçınılmazdır. Bunun ilk belirtisi dogmatik düşüncelere yatkınlıktır. Merak ve kuşku duygusu körelir, bilgiye giden yollar tıkanır. Düşünmeden itaat eden, korkuları olan, saldırganlığı artmış bir yapı ortaya çıkar ki, yansıması biat kültürüdür.

Yoksulluk ve adil olmayan bölüşüm, beynin gelişimi için uygun olmayan koşulları tetiklediği için beynin körelmesine ilişkin başlıca etken olarak karşımıza çıkar. Başımıza bela olan cehalet hep beynimizin körelmesinden kaynaklanmaktadır. Cehaletle savaşabilmek için önce sağlıklı ortamlarda, eşit bölüşen, yoksulluğu yenmiş bir toplumun ailelerinde yetişen mutlu bebekler yaratmak gerekir…

Dr. Reyhan Pütün

yorum

Yorumlar kapalı.