Bir Skandalın Otopsisi

0

Hepimiz hukukçu değiliz, olma mecburiyetimiz de yok. Sarraf davasında ise birçok çelişkili, eksik veya yanlış bilgi ve yorumlar her tarafta. Bu ise sorulara cevap değil, ek sorular getiriyor, yanlış yönlendirilmelere yol açıyor. Dolayısı ile en doğrusu ana sorulara gerçek cevapları getirebilmek.

 

Bu dava Türkiye’ye karşı açılmış bir dava mıdır?

Hayır, Türkiye’ye karşı açılmış bir dava yok. Sarraf itirafçı olduğundan beri davanın Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren sanıkları Halk Bankası ve bu bankanın genel müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla. O da bankayı temsilen değil, suçlamadaki fiillere kişi olarak katıldığı için. Yani bu dava sonucunda ceza alacak başka bir gerçek veya tüzel kişi yok.

Bu nedenle bu davayı Türkiye’ye karşı bir operasyon veya komplo olarak sunmak gerçekleri çarpıtmak anlamında.

 

Peki, o zaman niçin 17-25 Aralık tapeleri, verilen rüşvetler bu davada söz konusu ediliyor?

Dava konusunun başlıca kalemleri İran ambargosunu delme, para aklama, resmi ve özel evraklarda sahtecilik, finans kuruluşlarına bilinçli olarak yalan beyan. Bu tapeler veya rüşvet çizelgeleri İran ambargosunun bilinçli olarak delinmiş olduğunu ve diger suçlamaları kanıtlamak amacı ile mahkemeye sunuluyor.

Sarraf’ın Türkiye’de vermiş olduğu rüşvetler konusunda bu mahkemenin kimseye ceza vermesi söz konusu değil. Bu her ülkenin iç hukuğu, ABD mahkemelerinin bu konuda hiçbir yetkisi yok. Bizdeki panik, bu rüşvetlerin belgelenmiş olmasi, üstü örtülmüş bir dosyanın tekrardan canlanması riskinden doğuyor.

 

Bunun anlamı Zafer Çağlayan, Egemen Bağış, Muammer Güler ve Süleyman Aslan’ın bu işten kurtulduğu mu?

Hayır. Eğer bu davada Halk Bankası suçlu bulunur, suçlamalar doğrulanırsa, bu kişiler de bu suçlara iştirak etmiş olma iddiası ile karşı karşıya kalacaklar. Şu anda bile ABD’ye gitmeleri halinde tutuklanacaklar. Bir ileriki safhada bu kişiler ABD’nin isteği ile kırmızı bültenle aranır, yani Avrupa ülkelerinde de seyahat edemez hale gelebilirler.

 

Türkiye İran ambargosuna uymak zorunda mıydı, böyle bir ambargo Türkiye’yi bağlar mı?

Evet bağlar. Ambargo kararı Birleşmiş Milletler’de görüşülürken Türkiye’nin “muhalefet şerhi” koymuş olması bir şey değiştirmiyor. Bir yönetim kurulu düşünelim, bazı üyeler itiraz etmiş olabilir, ama çoğunlukla alınmış karara herkesin uyma mecburiyeti var.

Zaten bu ambargo sırasında Türkiye’nin özel konumu göz önüne alınmış ve kendisine İran’la ticaret yasağı getirilmemiş. Türkiye istediği kadar petrol ve doğalgaz alabiliyor, bunların karşılıklarını İran’ın Halk Bankası nezdindeki hesabına ödüyor. Kısıtlama İran’a. İran bu parayı ancak Türkiye’den alacağı (silah ve bazı kimyasallar hariç) ürünler için kullanabiliyor.

Ayrıca ambargonun ilk yıllarında Türkiye bu ambargoya uymuş, İran da bu uygulamayı kabul etmiş. Yani bu ambargo nedeni ile Türkiye’nin uğradığı bir zarar yok, tam tersine bu İran’ı Türkiye’den ürün almaya teşvik eden bir sistem. Dolayısı ile “biz bu ambargoyu delmek zorundaydık, mecburduk” şeklindeki açıklamalar gerçeklerden çok uzak.

 

ABD mahkemelerinin aldığı karar Türkiye’yi bağlar mı?

Evet bağlar. Bir ülke imzaladığı uluslararası anlaşmalar gereğince başka ülke mahkemelerinde alınan kararları da uygulamak zorundadır.

Örneğin, yalnızca iç Türk hukukunu ilgilendiren konularda bile Türkiye AİHM kararlarını uygulamak zorunda. Örneğin iki Türk Türkiye’de evlenip başka bir ülkede boşanmışlar, bu boşanma kararı başka ülke mahkemelerince verilmiş olsa bile Türkiye bu kararı tanımak zorundadır. Örneğin bir Türk Türkiye dışında bir suç işleyip bu ülke mahkemeleri tarafından mahkum edilmiş ve cezasını Türkiye’de çekmek istemişse, Türkiye bu kişiyi serbest bırakamaz, yabancı mahkemenin kararını uygulamakla yükümlüdür.

 

Halk Bankası kendisine kesilecek cezayı ödemezse ne olur?

ABD’nin Türkiye’de bir mahkeme kararı olmadan Halk Bankası aktiflerine bir haciz getirmesi söz konusu değil, ama böyle bir dava, hatta iflas davası açabilir.

Ama tek olanak bu değil. ABD “bu cezayı ödemezseniz ABD’de çalışamazsınız” diyor. Böyle bir konumda Halk Bankası’nın ABD’de  hiçbir muhabir bankası kalmaz, Swift sisteminden çıkar, yani dolarla işlem yapma imkanı ortadan kalkar, banka olmaktan çıkar, batar.

Halk Bankası’nın bir kamu bankası olması daha da kötü sonuçlar doğurur, Türk bankacılık sisteminin tamamı bundan büyük bir yara alır.

Benzer konumlarda HSBC, BNP Paribas gibi dev dünya bankalarına da cezalar kesilmişti, hiçbiri “bizi bağlamaz” diyemedi, hepsi anlaşma yoluna giderek bu cezaları ödediler.

 

ABD ne zarar gördü ki böyle cezalar kesebiliyor, bu yasal mı?

Evet yasal. Ali Veli’nin parasını çalmış, Türkiye’nin gördüğü zarar ne? Bir kişi gece yarısı kimsenin olmadığı yolda saatte 150 km ile araba kullanmış, Türkiye’nin gördüğü zarar ne? Kamu düzeni diye bir şey var. Gereken işlemleri yapması için o ülkenin ille maddi zarar görmesi gerekmiyor, kamu düzenine aykırı hallerde kamu davası açabiliyor.

Ceza niye ABD’nin lehine? Bir Pakistanlı Hollanda’ya götürmek için kamyonuna uyuşturucu yüklemiş, konşimentosunda kimyon yazıyor. Türkiye’de yakalanacağını anlayınca Yunanistan’a kaçmış. Türkiye’nin gördüğü zarar ne? Niçin Türkiye bu kamyona el koyabiliyor? Şöför tekrar Türkiye’ye gelirse kendisini niçin yakalayıp mahkeme önüne çıkartabiliyor?

Türkiye birçok uluslararası konvansiyona imza atmış, “uluslararası kamu düzenini” kabul etmiş. Dolayısı ile nasıl bir Amerikalının Türkiye kamu düzenine aykırı davranması halinde Türkiye’nin bu kişiye karşı dava açmaya, ceza vermeye yetkisi varsa, ABD’nin de bir Türkün ABD kamu düzenine aykırı hareket etmesi halinde aynı yetkileri var, bu yasal.

 

Uluslararası kamu düzeninin gördüğü zarar ne?

Halk Bankası’na yapılan suçlama yalnızca İran ambargosunu delmek değil, para aklamak, uluslararası özel ve resmi evrakta sahtecilik, uluslararası finans kuruluşlarına bilinçli olarak yalan beyan. Bunların hepsi suç. Türkiye’de de suç, uluslararası konumda da suç.

Bugün yargı konusu olmayan, fakat hükümet tarafından işlenmiş başka suçlar da var. Örneğin bilinçli olarak hayali ihracatlar Türkiye’nin ihracat rakamlarına eklenmiş, milli gelir bu yanlış bilgilere göre hesaplanmış, OECD gibi üye olduğumuz uluslararasi kurumlara istatiksel bilgiler bilinçli olarak yanlış verilmiş. Türkiye finans sistemini notlayan bağımsız Standard & Poor’s gibi firmalara yanlış veriler verilmiş.

 

ABD mahkemelerine sunulan deliller geçerli mi?

ABD mahkemeleri nezdinde geçerli. Buna 17-25 Aralık tapeleri ve Sarraf’ın rüşvet çizelgeleri de dahil.

2011 başında, Sarraf’ın Aktifbank ile yaptığı ilk işlemlerden sonra bir ABD heyeti Türkiye’ye gelerek hükümetin dikkatini çekmiş. Uyarı etkisiz kalıp para aklamanın boyutları Halk Bankası ile daha büyük boyutlara çıkınca, FBI ABD’de yasal izinleri elde edip Sarraf’ı teknik takibe almış. Fileye ilk baştan Zafer Çağlayan, Egemen Barış, Muammer Güler ve Süleyman Aslan takılmış, sonra da Bilal Erdoğan bu listeye eklenmiş.

ABD mahkemeleri Türkiye’de verilen rüşvetlerle ilgilenmiyor. Bu delilleri Halk Bankası’na yapılan suçlamaların kanıtları olarak inceliyor ve bir sonraki etapta, bu aynı delilleri bu kişilere karşı, rüşvet aldıkları için değil, İran ambargosunun delinmesinde suç ortakları oldukları için kullanacak.

Deliller gerçek, montaj yok, ABD mahkemelerinde tamamen yasal.

*

Sapla samanı karıştırmak, elmalarla armutları toplamak bazılarının arzusu, çünkü doğruların görünmesi halinde kendi sorumlulukları da söz konusu.

Hiç değilse siz kendi fikrinizi biraz daha objektif bilgiler ışığında oluşturuverin.

 

İbrahim Çakıroğlu

yorum

Yorumlar kapalı.