Otuzbir Kelimesi Dilimize Nasıl Yerleşti?

0

EBCED hakkında üç-beş kelâm

Devir değişti. Artık whatsapp, twitter veya facebook’ta  neredeyse kelimenin nereye ulaşacağını dahî düşünmeden gençler kızlı erkekli  ha babam, de babam “aq” “o.ç.” gibi kelime kısaltmalarını gırla kullanıyor.  Osmanlıca “virt” denen “dile yerleşme” artık – bizim gençliğimizde kullansak- ağız burun kırdıracak bu kelime ve deyimlerin pervasızca kullanımını sağlıyor…

Bu sabah bana bir sevgili hanım kardeşimden  : “Ali abi yaaa, şuna baksana “diye bir resim geldi -whatsapp kanalı ile.  İlaç tedarikçisi bir firmada görevli olması nedeniyle, araştırma yaparken bulduğu ve sadece hekimin adı soyadını  vs. ihtiva eden bir kaşe idi bu. Tabiî kî hanım arkadaş ve resmi paylaştığım arkadaşlar hep işin komik tarafında idiler. Hanım kızımız işin espri boyutunda idi- bu da kadın erkek artık ortamlarda otuzbir kelimesinin ne denli mastürbasyon ile özdeşleştiğinin kanıtı idi. kıkır kıkır gülüyordu telefonda- aslında çok da haksız sayılmazdı…

“Yaaa Ali abi yaaa. Düşünsene, hastane oparlöründen “doktor otuzbir, ameliyathaneye” deniyor”

Her ne kadar Demet’e bu kelime kökeninin Ebcede dayandığını söylesem de; tüm gününü bu neş’e ile geçirmişti… İşte Demet’in bana gönderdiği kaşenin resmi :

31

Tabiî kî ben dahil fotoğrafı ilk gören  herkeste “bıyıkaltı gülümseme” olmaması mümkün değildi… ne de olsa herkesin düşündüğü bu idi:

cara-onani

Sonra Web’de aratınca bu adın Hatay’da çok yaygın bir ad olduğunu öğrendim. Tanınmış ve önemli , eşraftan bir aile imiş. Hattâ akşam üzeri Sarı Siyahlı kardeşim Fatih Kavaslar da “Otuzbir”lerin Antakya’nın önemli bir ailesi, hattâ kendi adlarını taşıyan bir cadde de olduğunu, bir daha Antakya’ya gidince caddenin adını gösteren levhanın resmini çekip yollayacağını belirtti. Yazıya başlarken gene bayan arkadaşım bir başka  resim daha gönderdi:

Amiral otuzbiroglu

Böylece anlamış olduk kî, bu ad sandığımız kadar da az kullanılmamaktadır…

Peki nedir herkesi 31 kelimesini duyunca muzip muzip güldüren ?

Tabiî kî otuzbir kelimesi nin dilimizdeki sayısal anlamından daha öte anlamı ; özellikle bekâr erkeklere atfedilen “kendi kendine eliyle cinsel doyum sağlama” veya eskilerin dediği gibi “istimna”  (kendinden meni çıkarmaya çalışmak  ) (gerçeği: “istimna-i bi-l yed” yani el ile istimna) arapça yazılışı  إِسْتِمْنَاءٌ (ج) إِسْتِمْنَاءَاتٌ.

Artık çağ değişti – entel kardeşler için ibne gitti gay geldi, sevici, zârif gitti lezbiyen geldi;  istimna gitti mastürbasyon geldi. Bu arada Latincede de mastürbasyon –manu(el) sturpare (kirletmek, kötüye kullanmak) kelimelerinden gelmektedir…

Bugünki yazım, istimn’nın felsefî, dinsel veya seksolojik boyutu değil;  sadece otuzbir kelimesin dilimize  nasıl yerleşmiş olduğunu irdelemek ve bu vesile ile bir parça “EBCED” yönteminden söz etmektir.

Ebced ve harflerin sayısal değerleri:

ebced

 

Ebced hesabı ile: E= elif= 1  ve L=lâm=30. El =(1+30)= 31

ebced-hesabi

Aceleci olup, yazının derinliklerini okumayacaklar için hemen ekspres tarafından özet  geçeyim: Osmanlıda gençler, başkalarının yanında “istimna, kendi kendini  eliyle tatmin etmek” kelimeleri başkalarının kulağına gider ayıp olur diye… “el” kelimesini oluşturan e (elif) ve l ( lâm) kelimelerinin ebced hesabıyla karşılığı olan 1 ve 30 sayılarının toplamı olan 31 kelimesini, aralarında şifre olarak kullanmışlardır. Neticeten 31 rakamı, “el” demektir.

Yani bazı saftriklerin sandığı gibi; 31 sayısı ne orgazm için gerekli “gidiş geliş” (!) sayısıdır ne de sadece erkeklere özgüdür. El ile yapılan her türlü cinsel tatmindir… almanlar da sayıyı bir şey sanıp… 99’da el değiştir derler (99-Handwechsel)…

Gelelim Ebced hakkında 1-2 kelâm’a:

Ebced hakkında yarı akademik bilgi:

Geleneksel Arap alfabesinin eski sıralanışından (elif, ba, cim, dal) ilk dört harfinin okunuşlarıyla (E-B-Ce-D) türetilmiş bir sözcüktür. Ebced Hesabı ise Ebced rakamları denilen alfabetik bir sayı sistemini kullanarak, kelime, cümlecik veya cümlelerin sayısal değerini hesaplama ve bunlardan anlamlar çıkartma işlemidir. Teori incelenen kelime, cümlecik veya metinde bir şekilde gizli şifreleme bulunduğu varsayımına dayanır.

Semitik alfabelerde olduğu gibi Arap alfabesiyle yazılan bir yazıda da harflerin sayısal değerleri ile bir şifreleme (cifr) yapılmış olabilirdi ve gelecekte hâdiselerin vukuu zamanının tespiti (Kehanet) için harflerin sayısal değerleri kullanılarak bu kehanetlerin sırrı gizemi açılabilirdi. Bir cümle veya cümleciğin Ebced değeri (“cümle hesabı”) varsayılan bu gizem’in anahtarı olurdu.

Ebced hesabında harflerin sayısal değerleri Arap alfabesindeki sıraya göre değil, İbranice ve Süryanice’deki sıralamaya göredir. Arap alfabesinde harflerin bugünkü sıralanışı daha sonra benzer harflere eklenen noktalar ve bu benzer harflerin yan yana yazılmasıyla oluşmuştur. Ebcede göre harflerin sırası ve değerleri söyledir:

Arapçada kullanılmayan ve özellikle Farsça’dan alınıp Osmanlıca’da kullanılan pe, çim, je, gaf harfleri sırasıyla be, cim, ze ve kef eşit sayılır. .

Arapçada kullanılmayan ve özellikle Farsça’dan alınıp Osmanlıca’da kullanılan pe, çim, je, gaf harfleri sırasıyla be, cim, ze ve kef eşit sayılır.

Günlük kullanım

Özel notlar ve ticarî ilişkilerde kullanılmıştır. Meselâ: 100 akçe alacağı olan birisi alacaklı olduğu kişiye bir kâğıt üzerinde bir kaf harfi yazıp gönderince hem alacağını istemiş, hem de konuyu aracıdan saklamış oluyordu.

Çocuk isimleri

Doğum tarihinin bir kelime veya bir, iki isimle belirlenmesidir. Hangi isimler çocuğun doğduğu seneyi ebced hesabıyla verirse, o isimlerden biri çocuğa verilmiştir. Meselâ: H. 1311′de doğan çocuğa “Mahmud Bahtiyar”, “Süleyman Hurşid”, “Yusuf Mazhari’, “Ömer Rıza” ve “Recep Servet” gibi isimlerden biri verilebilir. Çünkü bunların her biri 1311 etmektedir.

Kitap ve Makalelerde

Eskiden kitapların önsöz, giriş, takdim sayfaları ile numara almayan sayfalar hep ebced alfabesine göre numaralandırılmıştır. Kitapların ay ve sene kayıtları, yazı bölümleri ve madde başlıkları hep ebced düzenine göre tanzim edilmiştir.

Devlet kayıtlarında: Devlet arşivlerinde yer alan birçok resmî belge, tutanak, fezleke ve mazbatalar, vak’anüvis  kayıtları, vakıf kayıtları ile sayım ve döküm hesapları bu hesaba göre tanzim edilmiştir.

Eski bilim kitaplarında

Fizik, matematik, geometri ve astronomide Sa’fas” kelimesinin harfleri sıkça kullanılmıştır. Astronomide büyük rakamlar “ğayn” harfinin birkaç tekrarı ile ifade edilmiştir. Musikide sesler ve perdeler ebced alfabe düzeninden istifade edilerek oluşturulan bir “ebced notası” ile belirlenmiştir.

Mimarlıkta: Mimar Sinan’ın eserlerinde, boyutların modüler düzeninde çok sık kullanılmıştır. Örneğin Süleymaniye’de zeminden kubbe üzengi seviyesi 45, kubbe alemi 66 arşın yüksekliktedir. Yine Selimiye’de de kubbeyi taşıyan 8 ayağın merkezlerinden geçen dairenin çapı 45 arşındır. Kubbe kenarı zeminden 45, minare alemi buradan itibaren 66 arşındır. Süleymaniye ve Selimiye’nin görünen silüetleri 92 arşındır ki, bu da “Muhammed” kelimesinin ebced karşılığıdır. 

Tasavvuf ve sembolizmde

Ebced hesabının tasavvuf ve din ilimlerinde kullanıldığına şahit olmaktayız. Özellikle “Kelime-i Tevhid” veya “Esmâ-i Hüsna”dan bir ismin kaç kere zikir edileceği ebced tablosuna göre tayin edilir. Kur’an tefsirlerinde ve hatta Kadir gecesinin tayininde de ebcedin kullanıldığını bilmekteyiz. Ebced’e göre “Âdem’ 45, “Allah” lafzı da 66 etmektedir. Ebced, cifr (şifrecilik), gizemcilik genellikle din bilginleri tarafından bazı Kur’an ayetlerine aykırı bulunarak reddedilir ve sapkınlık olarak görülür.

Sembolizmde: İki veya daha fazla kelimenin sayı değerlerinin aynı olmasından istifadeyle birini söylemekle diğeri kastedilmiş kabul edilerek halk arasında kullanılagelmiştir. Meselâ: “Muhammed” kelimesi 92′dir. “Aman’ kelimesi de 92′dir. “Mevlevî” kelimesi de 92′ ettiğinden bu kavramlar arasında bir alaka kurulmuştur.

Ör; Aman lafzı senin ism-i şerîfinle müsavidir

Anınçin aşıkın zikri amandır ya Resulullah

İlim, amel, sa’y kelimelerinin, Hilâl, lâle ve Allah sayı değerlerinin aynı olması anlamlı bulunur.

“Tarih düşürme sanatı”

Ebced’in en fazla kullanıldığı yerlerden biridir. Divan edebiyatında veya mezar taşı gibi kitabe yazımlarında ustalıklı bir kelime veya mısra ile olayın tarihi işlenmiş olurdu.

Kehanet ve gizemler

Tarih düşürme yöntemi ile yazıldığına inanılan bir metin üzerinden gelecek olaylarla ilgili kehanette bulunulur. Kur’an ve hadislerden yapılan çıkarımlarla geçmiş ve gelecek olaylara ait tahminler yapılmıştır. İstanbul’un Fethinin “beldetun tayyibetun…” cümlesinden, kıyametin tarihinin bir hadis metninden çıkartılması gibi. Ebced hesabı ayrıca cifr, vefk, astroloji, define aramada gibi gizemli uygulamalar içinde kullanılmıştır.

Ebced’in bir takım amacını aşan uygulamaları eleştiri konusu olmuştur. Örneğin ilgili metnin böyle bir şifre veya gizem barındırdığı varsayımından hareketle dini metinlerden bir takım yeni anlam ve işaretler çıkartılması bunlardan birisidir. Bir diğer eleştiri konusu metnin yazıldığı tarihte kullanılmayan bir takvim sistemi kullanılarak şiir, dini metin vb. üzerinden bir takım tarih kehanetleri yapılmasıdır. Örneğin Hicri takvimin Hz. Ömer zamanında, Rumi takvim’in ise Osmanlılar zamanında oluşturulmasına rağmen birtakım ayet ve hadisler üzerinde bu takvim sistemlerine göre hesap yapılabilmekte ve bu kaynaklara yeni anlamlar yüklenebilmektedir.

Son olarak nette çok daha fazla kaynak mevcuttur ama buradaki amacımızı aşacağından sizlere bilgilendirici veya eğlendirici birkaç link ile sizlere saygılar sunayım…

http://e-blog.org/yasam/tum-ayrintilar-ebced-hesabi-nasil-yapilir-ebced-hesaplama-programi.html

http://gizliilimler.tr.gg/Ebced-%C7e%26%23351%3Bitleri.htm

http://www.ensonsaat.com/isimle-ebced-hesaplama-programi/

http://www.akhepedia.com/ebced.html

http://medyumaysegul.com/emced_nedir/

 

Ali Rıza Sığırcı

yorum

Yorumlar kapalı.