MİT ve Erdoğan İlişkilerinin Perde Arkası

0

Hatırlayalım, dışarıdan görünüş, Hakan Fidan milletvekili adayı olmak için MİT’deki görevinden istifa etti, sonra da adaylığı kesinlik kazanmadan (!) MİT görevine tekrar döndü!

Peki de niye istifa etti, niye geri döndü ? Bize anlatıldığı gibi «yorulduğu için» ayrıldıktan sonra “Tayyip’in ricası” ile mi oldu bu iş? Tabii ki değil…

Fidan, yıllar boyu, bilhassa Güney-Doğu ve Suriye konularında MİT’in yetki sınırlarını aşan işlemleri gerçeklestirdi. Güvencesi herşeyden önce Tayyip idi. Ama daha sonra Tayyip’in kendini kurtarmak amacı ile en yakın dava arkadaşlarını bile feda etmeye hazır olduğunun farkına varınca çekınceleri arttı. Ya Tayyip önümüzdeki dönemde “bunlar benim işim değil, sorumlusu MİT’dir” deyip herşeyi Fidan’a yüklemeye kalkarsa?

Tayyip ve ailesi ile ilgili dosyaları emin yerlere koymasına koymuştu ama örneğin bir meclis komisyonu kurulur, kendisinden bilgi istenirse? Daha kötüsü iktidar değişir, kendisinin MİT’deki görevine son verilir ve daha sonra kendisi hakkında (örneğin Suriye’ye gönderilen silahlar nedeni ile) bir soruşturma açılırsa?

Fidan boşu boşuna bir risk almak istemedi ve kendisini hiç değilse 2020 yilina kadar garanti altına alacak «milletvekilliği dokunulmazlığını» tercih etti. Ve de “yoruldum” deyip istifa etti.

Tayyip ne kadar göstermemeye çalişsa da panik oldu. Sorun Fidan’ın ayrılması değil, yerine gelecek kişi! Fidan Tayyip’in kirli bohçalarını biliyorsa, Tayyip de Fidan’ın yaptıklarından haberdar, yani tehlike unsuru direk olarak Fidan değil.

Yerine gelecek kişinin bu usulsüzlükleri paylaşacağı, üstleneceği ve devam ettireceği hiç garanti değil. Zaten Tayyip o kadar yalnız kalmış ki kimseye de artık güvenemiyor. Kimse de Tayyip’e güvenmiyor ama esas korku başka birinin daha bu dosyaların detaylarına girmesi. Fidan’in konumunda Tayyip avantajlı, çünkü eğer suç varsa, Fidan da suç ortağı. Yeni atanacak kişinin bu bariz suç ortakliğina, bilhassa Tayyip’in pozisyonunun gün geçtikçe zayıfladığı bir ortamda katılması, dedik ya, garanti değil.

Tayyip Fidan’a MİT’in başına geri dönmesi için emir verdi, AKP’den adaylığına karşı çıkacağını belirtti ve Fidan’in MİT’e dönmesini sağladı. Hatta bu konuda Fidan’in aday olmaması ve damadı ve avukatının seçilecek yerlerden aday gösterilmesi karşılığında kendi listesinden onlarca kişinin AKP aday listesinden çıkartılmasını bile kabul etmek zorunda kaldı.

Ama bu arada Tayyip – Fidan ilişkileri kısa zamanda düzelemeyecek kadar da yara aldı. Bırakalım işbirliğini, birbirlerinden nefret edecek duruma düştüler.

MİT tabii ki çalışmalarına devam ediyor, ama “özel operasyonlarda” mümkün olduğu kadar MİT ve Fidan’ı devre dışı bırakıp, bunları eski içişleri bakanı Efkan Alâ tarafından yaptırmaya çalışıyor. Son olarak Ağri kırsalında 4 askerimizi kaybettiğimiz olaylarda Ağrı valisi Musa Işın’la görüşen kişi Hakan Fidan değil, Efkan Alâ ! Unutmayalım, Efkan Alâ 6 Mart 2015 tarihindeki kabine değişikliğinden sonra artık içişleri bakanı filan da değildi. Bir şeyi daha hatırlatalım, 25 Aralık 2013’de, milletvekili olmamasına rağmen Tayyip tarafindan dışarıdan içişleri bakanı yapılmıştı zaten…

Ama hemen ertesi günlerde medyaya yayılan Hakan Fidan – Efkan Alâ konuşma tapesini kim ortaya çıkardı? Gözler kaçınılmaz olarak Fidan’a çevriliyor tabii…

Konum o kadar vahim hale gelmiş durumda ki Öcalan veya Kandil’le yapılan görüşmelere bile yansımış konumda. Burada da kimsenin kimseye güveni kalmamış, kimse karşısındakinin verdiği sözü tutacağına inanmıyor. Tayyip’in de bu dosyaya MİT adına sokabileceği başka kişi yok!

Aynı sorun Suriye dosyasında da mevcut. Fidan’la devam edemiyor ama Fidan’siz da baskasını görevlendiremiyor…

Uzun lafın kısası, MİT ve Tayyip ilişkileri bugünlerde çıkmazda. Ortak hareket bitti, faturası Türkiye’ye çıkartılacak bir bekleme süreci başladı. MİT, Tayyip’in elinde artık iki ucu kirli bir değnek. Güvenliğimiz için etkin çalışması gereken bir kurum kişilerin çıkarları nedeni ile bilinçli olarak etkinsizleştirilmekte…

Hayırlısı diyelim…

 

İbrahim Çakıroğlu

 

 

yorum

Yorumlar kapalı.