Kara Bulutlar Daha Dağılmadı

0

En sonunda güneş kendini gösterdi ama, aman dikkat, dere görünmeden paçaları sıvamayalım, işin içinde şemsiyeyi, yağmurluğu bir tarafa atıp yaz yağmurunda kemiklere kadar ıslanma riski hâlâ ortadan kalkmış değil…

Tayyip’in niyeti «eh, milli irade böyle istedi» deyip AKP’yi Davutoğlu veya Gül’e bırakmak, sonra da köşesine çekilip «noter cumhurbaşkanlığı» yapmak filan değil. Tam tersine, «battı balık yan gider» görüşü ile mümkün olan en kisa zamanda ülkeyi erken seçime zorlamak.

Çünkü böyle bir erken seçimden ancak AKP kazançlı çıkabilir. CHP oylarını % 35’e mi çıkaracak? HDP’nin elde ettiği 80 milletvekilini tekrar çıkarma garantisi mi var? MHP % 20’leri geçse ne olur? Ekonomik istikrar korkusu ile AKP oylarını arttırır tekrar salt çoğunluga ulaşırsa Tayyip kendini kurtarmış olur. Ulaşamazsa da kaybettiği birşey yok, bugünkü konum ufak tefek değişikliklerle yine önümüze gelir… Ama Türkiye kaybeder…

Tayyip kendini kurtarma derdinde. Bunun için ise iktidarı ne pahasına olursa olsun elinde tutması, bu da olmazsa kimsenin hükümet kuramamasını sağlayarak hemen erken seçime gidilmesini istiyor.

Plan uygulanmaya başladı bile. Doğal olarak hükümet kurma görevi Davutoğlu’nda, buraya kadar anormal birşey yok. Ama kendisinden istenen aceleci davranmaması, işi yavaştan alması. Ayrıca, koalisyon için diğer partilerin seçmenlerinde büyük tepki yaratmadan kabul edemeyecekleri «AKP’nin kırmızı çizgilerini» öne sürerek aslında bu koalisyonu neredeyse imkansız hale getirmesi. MHP ile de ancak kendine dokunulmaması garantisi alinabilirse koalisyonun denenmesi.

Seçim dönemi öncesinde yapılmamış zamlar şimdi etap etap milletin önüne konulacak. Bahane de hazır: doların yükselişi. Sıcak para girişi yavaşlatılarak doların baskısı daha da arttırılacak, ekonomik istikrarın tehlikeye düştügü algısı yaratılacak. Ve hemen sonra da «piyasaların tercihi az çoğunluklu AKP hükümeti» fikri işlenmeye başlanacak.

Şu anda AKP kararsızlık içinde. Davutoğlu faturanın kendisine kesilmiş olması çok ağırına gitmiş, ama kim kendisini destekliyor, pek emin değil. Birçok kişi ana sorumluluğun Tayyip’de olduğunu düşünüyor ama ortalık hâlâ toz duman olduğu için kimse önünü göremiyor, AKP içindeki bilek güreşini kimin kazanacağını bilemedikleri için de «bekle ve gör» stratejisinden ileriye gidemiyorlar. Tayyip de bu durumdan faydalanmak istiyor tabii, çünkü elini çabuk tutmaz, ipin ucunu elinden kaçırırsa başta Gül, 3 döneme takılanlar fırsat kollamakta.

AKP de bir çıkmaz içinde. Tayyip’in artık AKP’ye zarar verdiğini, yük olduğunu düşünenler hiç de az değil. Ama onlar da biliyor ki seçmenlerinin büyük bir bölümünün görüşü bu değil. Bugün AKP Tayyip’i bir tarafa koyup seçime girse, 7 Haziran’daki oyları bile alamaz… Dolayısı ile Gül ve 3 döneme takılanlar, CHP’nin bir koalisyon kurmasına hiç de kötü gözle bakmıyorlar. Ne de olsa böyle bir koalisyonun 4 yıl sürme olasılığı hemen hemen yok; AKP ana muhalefet partisi olduğunda da kendilerinin yapamadığı görev, yani Tayyip’in AKP üstündeki vesayetinin ortadan kaldıriıması, kendi kendiliğine oluşacak…

AKP cephesi böyle. Seçmen muhalefet partilerine tarihi bir firsat tanımış. CHP bir koalisyon kurabilirse Türkiye normalleşme yoluna girecek, kuramazsa alın size karamsarlık, bardaktan boşalırcasına yaz yağmuru.

Peki, böyle bir koalisyonu kurabilmenin şartı ne? «Bebek katilleri», «faşistler» veya «darbe destekçileri» gibi kalıp suçlamaları bir tarafa bırakıp bu ülkeyi Tayyip’ten kurtarabilmek için aynı masanın etrafına oturabilmek. Özerklik, anayasa değişikliği, derin reformların bu koalisyon hayat süresine sığmayacağını, mümkün olmayacağını göz önüne alarak, ortak hedeflerde birleşebilmek.

Ortak bir minimum hedef belirlenmişse, unutmayalım, aynı ekipde ahmak dost olacağına, akıllı düşmanla çalışmak daima çok daha iyidir. Aksi taktirde gelecek seçimlerden sırılsıklam çıkma riski hiç de az değil…

 

İbrahim Çakıroğlu

 

 

yorum

Yorumlar kapalı.