Yedi Göbekten Hesap Sorulmalı

0

Göbek’ ten kasıt, “Zürriyet” kelimesini ifade etmektir. Yedi rakamının kullanılmasının sebebi ise, kişinin DNA genetiğinin en fazla yedi soya kadar sirayet etmesindendir.

Yedi göbekten hesap sorulmalı deyişinin halk dilindeki karşılığına “Köküne kadar hesap sorulmalı” denir.

Cumhurun Başı Recep; “Hırsızlık evlattan babaya değil, babadan evlada geçer” demişti! Eğer babadan geçiyorsa, babaya dededen, dedeye de onun babasından geçmiştir. Bu hırsızlık illetinin bulaştığı yedinci göbeğe kadar gidilip, hesap sorulmazsa, hırsız ilk fırsatta genlerine yenilip, yine çalmaya devam eder. Israrım bu yüzdendir!

Önümüzdeki Genel Seçimlerinden sonra AKP’nin yedi göbeğinden hesap sorulmalıdır.

Eğer bu yapılmazsa, Türkiye Cumhuriyetini “İslam Devletine” dönüştürme gayretlerinin ve devleti-milleti soyma isteklerinin sonu gelmeyecektir.

Unutulmaması gereken gerçek; Eğer devletle ilintili bir yolsuzluk araştırılacaksa, bu işin mutlaka ÜÇ ayağı vardır. Siyasetçi-Bürokrat-İşadamı!

Bu “ÜÇ”, İKİ olursa yolsuzluk filan olmaz. İlla da ÜÇ olacak…

Bu iş sanıldığı kadar zor değildir. Örnek vermek gerekirse;
Havuz Medyasının nasıl kurulduğu mu araştırılacak?
Önce, Haram Havuzuna 630 Milyon Dolar avanta para veren AKP’nin müteahhitleri teker-teker sorguya çekilmelidir.
Devletin verdiği ihaleler, bu ihaleleri veren bürokratlar, bürokratların para ve servet durumları-transferleri, bürokrat eş-çocuklarının servetleri ve devlete ne kadar vergi verdikleri öncelikle incelenmelidir.
Bunların ifadelerine göre bir koldan “usulsüz ihale” emri veren, bürokratlara baskı yapan siyasetçilere gidilmeli, diğer koldan da ihaleye fesat karıştıran, milleti soyan müteahhitler soruşturulmalıdır.

Sonra, avanta para ile kurulan bu medya kuruluşlarının üst yöneticileri ince-ince araştırılmalıdır! En sonunda da, hırsızlık-usulsüzlük varsa bu kuruluşlar satılmalı ve paralar hazineye devredilmelidir.

Anadolu’da güzel bir laf vardır; “Bağa dadanan ayıyı, pekmez sıçıncaya kadar kovalayacaksın.”
Eğer birileri, Türk Demokrasisine, Türk Hazinesine, Türkiye’nin birliğine-huzuruna musallat olmaya cesaret edebiliyorsa, sonlarının ne olacağını önceden bilebilmelidirler…

Yolsuzluklarla boğuşurken derhal bir eğitim seferberliği de başlatılmalıdır.

Okul Öncesi Eğitimden başlayarak, ilkokullarda “Demokrasi ve Örgütlü Toplum” nedir ve nasıl sahip çıkılır, Orta Öğretimden Üniversite bitinceye kadar, Askeri Okullar, Polis Kolejleri, İlahiyat Fakültelerinde “Türk Demokrasi ve Cumhuriyet Tarihi” tüm gerçekleriyle okutulup, öğretilmeli ve gençlerimize demokrasi kültürü muhakkak verilmelidir.
Herkes, demokrasiye sahip çıkılması gerektiğini, demokrasi korunup geliştirilmezse başına ne geleceğini net olarak öğrenmelidir.
Dağdaki çoban dahi bilecek ki, geçimini sağlayan iki-üç ineği demokrasi ile eşdeğerdir. Demokrasiyi kaybettiği an, ineklerini de kaybedecektir. Fabrikada çalışan işçiye, fabrika sahibi sanayiciye, mahalle bakkalına da demokrasiyi korumaları ve siyasetle mutlak ilgilenmeleri anlatılmalıdır.
Eğer siyasetle uğraşılmazsa, siyasetin itin-uğursuzun-soysuzun eline geçeceğini, o zaman siyasetin onunla tarlasında, işinde, fabrikasında zam-işsizlik-fakirlik-baskı-dikta olarak uğraşacağını bilmesi öğretilmelidir.

Sayın Bahçeli, Sayın Kılıçdaroğlu;
Türk Tarihi, 7 Haziran Genel Seçimlerinde sizleri çok zor bir imtihandan geçirecek. Ya başarılı olup, tarihe altın harflerle yazılacaksınız, ya da tüm yıkımın sorumlusu olarak anılacaksınız.
Bu bilinçle davranacağınızı ve önümüzdeki zor günleri sırtlayıp sizlere destek olacak tecrübeli, bilgili kişileri parlamentoya taşıyacağınızı umuyor ve temenni ediyorum.

Herkes, demokrasimize ve geliştirilmesine, Lâik Cumhuriyete, Hukuk Devletine, Çağdaşlığa, Aydınlığa sahip çıkmalı ve bu yolda “Kurtuluş Savaşı Ruhuyla” birleşmeli, küçük hesapların Türkiye’mizin yolunu karartmaması için elinden geldiğince gayret göstermelidir.

Haydi herkes göreve! Seçime kadar her birimiz, iki kişiye doğruyu-güzeli gösterir ve anlatırsak, dikta yıkılıp gidecektir. Bırakalım, geçmişle itişmeyi, önümüze bakalım ve hepimiz ikişer kişi kazanalım. Bu kadar basit…

Rifat Serdaroğlu, 12 Şubat 2015

 

yorum

Yorumlar kapalı.