Hainler Mezarlığı

0

Çok ilginç günlerden geçiyoruz!
Demokratik rejimin nimetlerinden yararlanarak, “Demokrasiyi yıkmak ve Din Devleti kurmak” için iktidara gelenler, zoru görünce öyle bir dönüş yaptılar ki, değme ralli sürücüsü böyle dönüş yapamaz!

Türk Milletinden özür dileyip, defolup gitmesi gerekenler, utanma duygusunun kırıntısı kalmamış medya grupları tarafından “Demokrasi Kahramanı” ilan ediliyorlar!

AKP Genel Merkez binasının dış yüzeyine ilk defa boydan boya Atatürk’ün posteri asıldı. Egemen Bağış denen Reza Zarrab beslemesi bile “Demokrasi Nöbeti” dedikleri yerde, bağıra-bağıra Onuncu Yıl Marşını okudu!

İçinizde Erdoğan’ın bu pelte gibi halini görünce, “Oh be sonunda bu da akıllandı, inşallah bundan sonra rahat ederiz” diyenler var değil mi?

O kadar yanılıyorlar ki?

Türkiye’yi, Federe İslam Devletine (Bir bölümü Büyük Kürdistan Devleti) götürecek bu ekibin kökü, taa 31 Mart Vakasından öncelere gider.

Hangisi daha tehlikeli FETÖ mü, Badem Ekibi mi diye sorarsanız, birbirlerini ağdırmazlar derim.

Beni yine, çok katısın ya bu kadar da olmaz ki, diye eleştirenleriniz olacaktır.

FETÖ denen örgütle ben yıllardır mücadele ederim. Teşkilatlardan sorumlu DYP Genel Yardımcısı iken, Çiller bunları anlamamakta direnmişti. (Gerçi hiçbir şeyi anlamamıştı ama!)

Örgüt, partiye ve görev yaptığım bakanlıklara adamlarını sokamayınca, zamanın anlı-şanlı gazetecilerini satın alarak üzerime saldırttı. Bunlardan biri de “İyi Gazeteci” olarak bilinen Nedim Şener’dir. FETÖ’ nün elemanı olan bir Gümrük Müşaviri tarafından ele geçirilen Şener, ben Türkiye-Şili Karma Ekonomik Kurulu toplantısına başkanlık etmek için Şili’de bulunduğum sırada, “Bakan Serdaroğlu, Gümrük Muhafaza Başmüdürünü öldürttü” diye Milliyet Gazetesinde haber yapabildi! (Bu konuyu ilerde yazacağım. Nedim Şener’den açıklama bekliyorum)

Yıllardır, bir ibadet titizliğiyle her gün yazarak bu Cemaatin ve Bademlerin gerçek yüzünü anlatmaya çalıştım. Onlarca dava ve bunların adliyedeki elemanlarıyla boğuştum. Benim için çok önemli miktarlar olan tazminatlara mahkûm edildim. Yani, hem Cemaati, hem de onun ikizi olan Bademleri iyi tanırım. Bunlara elinizi verirseniz kolunuzu alamazsınız.

Erdoğan değişti diyen Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’ye sormak gerek;

Değişen, yaptığı hatalardan pişmanlık duyan adam, daha darbe girişiminin ikinci günü, Türk Milletinin karşısına geçip, geçmişte irticanın kalesi olan kışla için “İsteseniz de, istemeseniz de biz Taksime Kışlayı yapacağız, der miydi?

Bunların dini-imanı-Allah’ı-kitabı paradır. Hele yabancı paraya bayılırlar!

İspat mı istiyorsunuz?

Çok basit bir görev vereyim sizlere:

Erbakan ve Erdoğan hariç, Cumhuriyet kurulduğundan bu yana Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yapanların hayatlarını, yaşam tarzlarını, eğitimlerini inceleyin, tümünün servetlerini alt alta yazın toplayın, karşısına da Erbakan ve Erdoğan’ın servetlerini yazın.

Görün bakalım para-mal-mülk kimdeymiş ve nasıl kazanılmış?

Bir de Binali’nin oğlunun Hong-Kong da ne yaptığını, neyi tahsilata gittiğini lütfen düşünün!
Dünyada en kârlı ticaret “Din Ticaretidir.” İnsanları Allah ile kandırmaktan korkmayanlar çok çabuk zengin olurlar…

Gelelim Topbaş’ın Hainler Mezarlığına;

-Kesinleşmiş Yargı Kararı olmadan kimse “Vatan Haini” diye damgalanamaz.

-Böyle bir davranış, ancak VAHABİ-Selefi inancında ve IŞİD kafasına sahip olanlarda vardır.

-İslam’da kişi ölünce, onun amel defteri kapatılır. Artık “Can” sahibine aittir.

Topbaş böyle çirkinliklerle uğraşacağına, göreve geldiği andan bu güne kadar, İstanbul Merkezdeki “Kupon Arazilerde” yapılan” İmar Değişikliklerini” kişi adlarıyla birlikte bizlere bildirirse çok daha iyi olur.
Erdoğan’ı aldatıp gökdelenleri diken dostlarından başlayabilir!

Hadi dindar ve kindar nesilin temsilcisi Topbaş, açıkla ve rahatla…
Rifat Serdaroğlu, 28 Temmuz 2016

 

yorum

Yorumlar kapalı.