Ekonomi Mucizesi veya Mucize Ekonomisi?

0

Anlayan varsa beri gelsin… Türkiye’nin cari açığı 2012’de 48,8 milyar dolarken 2013’de 65 milyar dolara çıkmış. Az buz rakam değil.

Dış ticaret açığı 2012’de 65,6, 2013’de 99,8 milyar dolar.

Bir taraflardan para girmesi lazım ki dengeler tutsun. Yabancı yatırım mı ? 2012’de net 8,3 milyar dolar, 2013’de biraz daha az. Cari açığı kapatacak rakamlardan çok uzak. Gerçi İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda yatırımların çoğu yabancılar elinde ama o para bir kez girmiş, bir kez cari açığı kapamış, artık çıkan para ile giren para arasında bir denge var sayılır. Yani 2013 veya 2014 cari açığına etkisi sıfıra yakın.

Bu durumda bizim döviz rezervlerinin eriyip gitmesi lazım. Öyle ya, yığınlarca açık, bu dövizlerin bir yerlerden sağlanması lazım. İstatistikler yurt dışından giriş göstermediğine göre yurt içindekilerden ödeniyor olması gerekiyor. Eh, millet yastık altından dövizleri çıkartıp bozdurmadığına göre ana kaynak olarak kala kala Merkez Bankası kalıyor.

Aralık 2012’de Merkez Bankası rezervleri 120,3 milyar dolarmış. Mart 2013’de bu 126,7 milyara, son rakam olarak da (ekim 2014) 133,5 milyar dolara çıkmış ! Üstelik Merkez Bankası dolar biraz hareketlenince, ihale ile milyonlarca dolar sattığı halde !

Dolar inişli çıkışlı bir döviz, ama son zamanlarda euroya karşı bile değer kazandı… Normalde TL’ye karşı da değer kazanmış olması lazim. Ekonomi derslerinde öğretirler, bir ülkede yıllık enflasyon % 10, diğer ülkede % 2 ise, yüksek enflasyonlu ülkenin parasının diğer ülke parasına karşı % 8 değer kaybetmesi lazım ki « rekabet fiyati » aynı kalsın. 2014 enflasyonu kaç olacak, yakında göreceğiz ama herhalde % 9’un üstü. Amerika’da ise 2014 ilk 8 ay ortalamasi % 1,75. Başka bir deyimle, yilbaşından beri TL’nin USD’ye oranla hiç değilse % 7 değer kaybetmiş olmasi gerekiyor. Peki öyle mi ? Ocak 2014 ortalaması olarak USD/TL paritesi 3,0215, şu anda aynı parite 2,80 civarında ! Yani yıl başından beri, değer kaybetmek ne demek, TL USD’ye karşı % 7 değer kazanmış ! Eksi % 7 yerine artı % 7, gerçek fark % 14 !

Bunlari gidip ekonomi doktoramı aldığım Paris üniversitesindeki profesörlere anlatsam herhalde diplomamı geri alırlar ! Türkiye ekonomisinin gösterdiği performans, ekonominin doğasına aykırı !

OECD’nin bu yilki Türkiye raporu oldukça kapsamlı bir araştırma sonucunda kaleme alınmış. Verilere bakıyorsunuz, tüm açıklamalar bir yere kadar, gerisi ekonomik olarak açıklanamayan bir durum. Ancak varsayımlar üzerine bazi olasılıklar belirtilmiş ama bu açıklamalar da aslında pek tatminkar değil. Gördükleri, tahmin ettikleri gerçekleri Türkiye’nin yüzüne vurmamayi tercih etmisler.

Neyse, konumuza geri dönelim. Ekonomi kurallari bir yönü gösterirken nasıl oluyor da bizim ekonomi aksi yönde yol alabiliyor; basit hesap TL değer kaybetmeye mahkumdur derken nasil oluyor da paramız dolara veya euroya karşı değer kazanıyor ?

Merkez Bankası dolar basmadığına göre bu para bir yerlerden Türkiye’ye giriyor, başka açıklamasi yok. Bu para normal yollardan, bankacılık sistemi aracılığı ile gelse kayıt altına alınmış olacak, çünkü banka bunu herhangi bir kaleme yazıp bildirmek zorunda. Bildirilen miktarlar da, krediler hariç, zaten cari açik hesaplarının içinde.

Yıl içinde alınan dış kredilere bakıyoruz, bunu aynı dönem içinde geri ödenen faiz ve anapara ile karşılaştırıyoruz, yine yetmiyor, yine net açık en iyimser yaklaşımla yılda 30 milyar dolarin üzerinde.

İhracatçıların daha az vergi vermek için ihracat rakamlarını daha az gösterdiklerini varsayalım. İyi ama bu olsa da milyarlarca doları valizler içinde Türkiye’ye sokacak halleri de yok ki !

Yabancıların Türkiye’de aldıkları gayrimenkuller ? I-ıh, o da olmadı, çünkü bu paralar valizlerle değil, banka havaleleri ile geliyor, kayda giriyor ve “yabancı kalıci yatırım” kalemine yazılıyor zaten.

Peki “kaçak para” ? Kaçak para ille de kaçakçılık demek değil. Zaten bizi ilgilendiren konumu açıklayabilmek için kaçakçılığın Türkiye’den yabancı ülkelere doğru yapılmasi gerekli. Öyle ya, yabancı ülkeden satın alınıp Türkiye’ye satilan ürünlerin (!) tam ters etkisi var. Türkiye’de TL ile satiliyor, yabancı ülkeden dolar veya euro ile alınıyor. Bu tip kaçakçının gidip döviz bürolarından çuvallarca döviz almasi, öyle olunca da söz konusu dövizlerin TL’ye karşı değer kazanması lazim.

Gerçi Reza Sarraf bizim cari açığımızı tek başına kapattığını iddia etmişti ama istatistikler bunu da doğrulamıyor, altın ve döviz işlemlerinin net girdisi birkaç milyar dolar, ayakkabı kutularını taşırıyor ama bizim cari açık için yetersiz bir rakam.

Tek açiklama : borçla yaşıyoruz. 2002’de Türkiye’nin dış borcu 129 milyar dolarken 2013 sonunda bu miktar 372 milyar dolara ulaşmış. Türkiye ekonomisini dış borçlar sayesinde çevirebilmekte.

Demek ki ekonomimizin ipleri her geçen gün biraz daha yabancı ülkelerin Türkiye’ye olan güvenine bağlı hale gelmekte. Borcun yenilen(e)memesi halinde yandı gülüm keten helva !

Erdoğan-Davutoğlu-Fidan üçlüsünün bu güveni sağlayabildiklerinden emin misiniz ? Bu üçlü artik ekonomimizin güvencesi degil, tam tersine, gittikçe büyüyen bir risk faktörü…

İbrahim Çakıroğlu, 22 Kasım 2014

 

yorum

Yorumlar kapalı.