RTE’nin psikolojik analizi

0

 

cuneyt-ulsever

Baştan açıkça belirteyim, psikoloji alanında amatör bir merak dışında herhangi bir ihtisasım yok. Lütfen, RTE’nin psikolojik analizini yapmaya çalışacağım bu yazıyı bu uyarıyı göz ardı etmeden okuyunuz.***

Mayıs 2013 sonrası RTE’nin ruh hali muazzam bir yükselişten sonra ani ve katiyen beklemediği bir düşüşe maruz kalan insanın içine girdiği psikolojik durumdur. Ani travma yaşayan kişinin ilk tepkisi durumu kabullenmemek, gerçeği inkâr etmektir!

İnkâr herkeste değişik tepkilere neden olur. Ancak herkesteki ortak payda “korkudur”.

Çevresindeki denetim dışı değişimler insanda öncelikle stres yaratır, stres ise korku ile bezenir.

Söyledim, herkes korkar ama değişik tepki verir.

Son dönemde ani “düşüş”ün yarattığı inkâr ve takip eden korkuya RTE hiddet ve şiddet ile tepki veriyor!

İnkârı, düşüş nedenini kendi dışında değişik unsurlara, hatta bazen sakil ve komik kaçan bahanelere (faiz lobisi, dış mihraklar, Yahudi diasporası, CNN, Reuters vb.) bağlayarak yaşıyor.

Ancak esasında inkâr duygusunu tek ve esas bir unsur besliyor: ABD!

İşte bu “unsur” da çok ama korkmasına neden oluyor.

***

RTE sadece Türkiye’de değil, dünyada muazzam bir hızla yükseldi, şimdi de dışarıda muazzam bir hızla irtifa kaybediyor.

Kural basit. Hızlı yükselen hızlı düşer!

Ama insanoğlu hızlı yükselmeyi hızlı kabullenir de hızlı düşüşü uzun süre inkârdan gelir.

***

Neydi RTE’nin 2002’de dikkati çeken özellikleri?

1)Üstün zekâsı, 2)Muazzam çalışkanlığı, 3)Ağır bir mağduriyet duygusu, 4)Kendisini mağdur hisseden (Müslüman) kitleleri motive eden (hitabeti başta olmak üzere) karizmatik özellikleri.

RTE bilgi donanımı oldukça eksik ama pratik aklı çok yüksek bir insan olarak temayüz etti.

Belki şansı da eklemek gerek. 12 Eylül sonrası yükselen İslamcı sert siyaset dışında Batı’ya en yakın duran bir İslam ülkesinde siyaset yapıyordu.

Pratik zekâsı ile içinde kimlik bulduğu “Milli Görüş”ün “muhafazakâr hayat tarzı”nı destekleyen tüm niteliklerini korudu ama rahmetli Erbakan Hoca’nın “anti-emperyalist” görüşlerini sırtından çıkardı. ABD’ye el uzattı.

Böylece ortaya “laiklikte ısrarlı olmayan demokrasi” çıktı. Türkiye’yi Müslüman ülkelere model, RTE’yi de Ortadoğu’ya lider yaptı.

RTE Müslüman Biraderler (İhvan) üzerinden Tunus’tan, Mısır’a, Suriye’ye uzanan anti-ABD’ci olmayan İslamcı “çözümlere” ayar vermeye başladı.

“Muhafazakâr hayat tarzı”nı savunmak onu içeride, sert İslamcı hareketi “ehlileştirmek” de dışarıda muazzam popüler kıldı.

2004-2011 arası RTE giderek yükselen bir yıldız oldu!

***

Ancak her tırmanılan yokuşun bir de inişi vardır.

Her fani gibi RTE yükselirken mağduriyet/ezilmişlik duygusunu her geçen gün etkisi artan bir kibre çevirdiğini fark etmiyordu.

Giderek, gönlünde “Türkiye=RTE”, hatta “Ortadoğu=RTE” denklemleri oluştu. Yükseldikçe yalnızlaştığını, etrafında Ahmet Davutoğlu, Yalçın Akdoğan gibi hayalperest veya çapsız kişilerin kaldığını fark edemiyordu. Zamanla:

1) “Türkiye=RTE” denklemi kendisine oy verenlerin benimsediği hayat tarzını kendisine oy vermeyenlerin benimsediği hayat tarzına dayatmaya çevirdi.

2) “Ortadoğu=RTE” denklemi de “Ortadoğu’da bensiz yapamazlar”, “Ortadoğu’da Batı’nın ne yapacağına ben ayar veririm” psikozuna dönüştü.

***

RTE’nin yükselişini yaratan etmenler düşüşün de motoru olmaya başladılar.

Mayıs-temmuz sürecinde, sadece son 3 ay içerisinde: 1) Gezi Nümayişleri “Türkiye=RTE” algılamasını yerle yeksan etti, 2) ABD de “Ortadoğu=RTE” algılamasını sildi süpürdü.

Mısır’da Mursi’yi götüren darbe ise her iki denklemin üzerine beton döktü.

11 yıldır Türkiye’de ve Ortadoğu’da “mutlak kadir” olarak ahkâm kesen RTE son üç ay içinde tüm rütbeleri sökülmüş bir generale dönüştü.

***

RTE’nin hiddet ve şiddeti; sualsiz sorgusuz eline tutuşturulan her yalana sarılması, sürekli birilerine gözdağı vermesi, devamlı herkesi suçlaması sadece ve sadece korkusundandır.

Çöküşün mukadder olduğunun farkında, daha beteri, karşısına geçenlerin tümünün ardında ABD’yi görüyor. Mursi’nin kaderine bakıyor, büsbütün korkuyor.

Bu ruh hali ile “ben nerelerde hata yaptım?” diye sorması mümkün değil.

Çapulcuları anlaması ise imkânsız.

Bugünlerdeki kızgın ve öfkeli görünümlü RTE’nin gerçek ruh halini şu şarkı sözleri açıklıyor:

“Kimseye etmem şikâyet ağlarım ben halime/Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime/Perde-i Zulmet çekilmiş korkarım ikbalime/Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime.”

Cüneyt Ülsever

cuneyt.ulsever@yurtgazetesi.com.tr
25 Temmuz 2013, 12:21

yorum

Yorumlar kapalı.