Ortadoğu’da kartlar yeniden karılıyor (mu)?

0

Plan önceleri öz olarak şöyle idi:

Türkiye Müslüman bir ülke olduğunu daha belirgin ortaya çıkararak Ortadoğu’ya iyice yaklaşacak, Müslüman bir ülkede “İslamcı” bir partinin demokrasi yolu ile iktidara gelebileceğini yedi düvele gösterecekti. ABD de demokratik yöntemlerle başa gelecek bir İslamcı partiye sesini çıkarmayarak, pekala laik olmayan iktidarlarla da iyi geçinebileceğini İslamcı partilere ispat edecekti. “Dokunma bana, dokunmayayım sana!”

Böylece İslamcı partiler de Batı sistemine monte edilmiş olacaklardı.

Bu modelin adını ben:

“Laiklikte ısrarlı olmayan demokrasi” koymuştum.

Modelin sırf Türkiye’yi ilgilendiren bir ayağı daha vardı. 1 Mart Tezkeresi sırasında ABD’ye “ihanet eden” TSK’nın çanına ot tıkanacak, böylelikle hem Türkiye’de İslamcı bir iktidarın en güçlü muhalifi dizginlenmiş olacak, hem de ABD kendisine “yamuk” yapılamayacağını bütün dünyaya gösterecekti.

Plan bir süre yürüdü. İçeride hakikaten TSK’nın beli kırıldı. “Askeri vesayet” kurmak ile suçlanan TSK “sivil vesayet”in emrine girdi. Dışarıda Erdoğan-Davutoğlu ikilisi Müslüman Kardeşler’i “ehlileştirmeye” soyundu. “Kardeş Esad”a İran’dan kopması için telkinde bulunulmaya başlandı.

“BALYOZ BENİM DE BAŞIMA İNER Mİ?”

Ancak yağmadı yağmur, esmedi rüzgar:

1) Türkiye’nin Güneydoğusu’na monte edilecek Irak, Suriye, İran Kürtlerinin hamiliğini yapacak TSK kaybedildi. TSK moral ve gücünü büyük çapta yitirdi. Komutanlarda şevk kalmadı. Muvazzaflar artık “balyoz benim de başıma iner mi?” zannı ile yaşıyor.

2) Erdoğan-Davutoğlu ikilisi “hadlerini” kat be kat aşarak Ortadoğu’da “Sunni Osmanlı İmparatorluğu”nu yeniden kurma hayaline daldılar. ABD’nin sözünden zaman zaman çıkan, ne zaman ne yapacağı belli olmayan, dolayısı ile “güven” yitirmiş hale geldiler.

3) Yine Erdoğan-Davutoğlu ikilisi Ortadoğu’nun Rusya için ne anlama geldiğini görmediler, Rusya’nın Ortadoğu’daki gücünü hesap edemediler.

4) Kürtlere yaklaşmayı, Irak’daki merkezi yönetimi dışlayarak, Kuzey Irak ile özel petrol anlaşmaları yapmak olarak yorumladılar.

5) Erdoğan “büyük plan”ın yürümesi için kendi Kürtlerine vermesi gereken hakları, milliyetçi Türkleri kızdıracak “tavizler” olarak yorumlayıp, “demokrasi paketi”nde yan çizdi. Türkiyeli Kürtler bir kez daha aldatıldı.

6) Esad Erdoğan’ın “gel seni ABD ile barıştırayım” önerisine yüz vermeyince RTE  diplomasinin tüm kurallarını aşarak Esad’a kinlendi. Esad’ı şahsi hasmı olarak görmeye başladı. Suriye’yi Müslüman Kardeşlere teslim etmek için El-Kaide, El-Nusra gibi Sunni-terör örgütlerini kışkırtmaya ve desteklemeye başladı. Bu durum ABD’yi çok rahatsız ediyor.

7) Esad’a bir şey olmadığı gibi İran’da yeni seçilen cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ABD’ye çiçek yollamaya başladı.

ABD İKİ OLGUYU KAVRADI

Bu dönemde ABD de iki olguyu kavradı:

1) Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin ipi ile kuyuya inilmiyor.

2) Rusya tekrar çok dişli bir ülke haline gelmiştir.

ERDOĞAN-DAVUTOĞLU İKİLİSİ BÖLGEDEKİ “BAŞTAŞERON” GÖREVİNDEN AZLEDİLDİ

Şimdi ABD ne yapıyor?

Dış politikanın özü olan “gerçekci/pragmatik” yaklaşımla; Ortadoğu’da kartları yeniden karıyor:

1) İçeride sadece ve sadece İslami retorik üreten Erdoğan’ın, kaderin garip tecellisi olarak, Ortadoğu’da Müslüman Kardeşler dışında hiçbir itibarının kalmadığı fark edildi. Erdoğan-Davutoğlu ikilisi bölgedeki “baştaşeron” görevinden azledildi.

2) İran’da Ruhani ve ekibinden gelen pozitif mesajlar dikkate alınmaya değer bulunuyor.

3) Suriye’de Rusya’yı kırmamak ve Esad sonrasını öngörememek uğruna Esad’ın iktidarına göz yumuluyor.

4) Mısır’da Müslüman Kardeşler tamamen terk edilerek Mursi dışlanıyor, darbeci Sisi önce gizliden gizliye, şimdilerde de açıktan açığa pohpohlanıyor. Aksi halde Mısır’ı tamamen Rusya’ya terk etmek var.

Bu durum ortaya dış politikada “tamamen işlevsiz” bir T.C. Hükümeti çıkarıyor.

Dr. Cüneyt Ülsever

http://www.yurtgazetesi.com.tr/yazarlar/ortadoguda-kartlar-yeniden-kariliyor-mu-makale,6269.html

 

 

yorum

Yorumlar kapalı.