Çorap Söküğü

0

Milli yolsuzluk haftamız hepimize kutlu, bazılarımıza mübarek olsun… diyeceğim de pek içimden gelmiyor nedense…

Bir yıl oldu, soruşturmalarda alınan yol sembolik. Bunun nedenlerinden biri tabii ki söz konusu eski bakan ve o dönemin başbakanının dokunulmazlıkları, normal hukuk yol ve mekanizmalarının çalıştırılamaması. Ama…

Siz bir çorabı yırtmaya çalışırsanız gücünüz yetmeyebilir, ama bir taraftan bir ipliğini kopartıp çekmeye başlarsanız gerisi “çorap söküğü” gibi gelir. Bunların dokunulmazlıkları mı var, olsun. Çocuklarının da mı dokunulmazlıkları söz konusu ?

İşte size iki suç duyurusu :

25 Aralık tapeleri ortaya çıkinca “evdekileri sıfırlama” operasyonuna girilmişti değil mi ? 26 Aralık 2013 günü, Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın avukatı Ömer Faruk Akbulut, GAP Yapı’nın Aktif Bank hesabına 14.507.391,11 TL’lik bir havale yaptı. Bunu karşılığında kendisine Şehrizar Konakları’ndan 6 adet daire verildi.

14 Ağustos 2014 tarihinde ise bu dairelerin sayısı birden bire 8’e çıktı ve söz konusu daireler Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak, kardeşi Serhat Albayrak ve annesi Kısmet Albayrak adına devredildi. Daireleri de belirteyim, Berat E2 blokda 1, 2 ve 4 n°lu; Serhat C2 blokda 1, 2 ve 4 n°lu; Kısmet Hanım da C2 blokda 3, E2 blokda 3 n°lu daireleri aldı.

Niçin Avukat Ömer Faruk Akbulut’a bu 14,5 milyon lirayı nereden buldun diye sorulmaz ? Madem malları kendi adına aldı, ne karşılığında Albayrak’lara devrettiği araştırılmaz ? Bizim kanunlarda bile isteyen istediği kişiye istediği malı karşılıksız veremiyor; verirse bunun vergisinin ödenmesi lazım. Eğer Albayrak’lar bu paranın kendi paraları olduğunu iddia ediyorlarsa nereden bulmuşlar, bunlar ne zaman, ne şekilde vergilendirilmiş ? Borç almışlarsa borcu veren bu parayı nereden bulmuş ?

Bu paranın peşine düşülse daha neler neler ! Av. Akbulut’un hesabına bakılsa bu para bir gün önce bankasına nakit olarak yatmış ! 14,5 milyon lira ! Gözden kaçmış olmasına imkan yok. Herhalde Akbulut bu 14,5 milyon nakiti nereden bulduğunu açıklamakta epey zorluk çekecektir.

Geçelim başka bir dosyaya. Riza Sarraf’in yanında çalışan Abdullah Happani, 30 Ekim 2012 tarihinde Zafer Çağlayan’ın oğlu Mehmet Şenol Çağlayan’ın hesabına 2.465.000 TL yatırmış. Oğul da bu parayı 2 Kasım 2012’de babası Zafer Çağlayan’ın Albaraka Sincan şubesindeki hesabına kurusu kurusuna havale etmiş.

Happani oğul Çağlayan’a bu parayi niçin vermiş ? Danışmanlık gibi iddialar çürütülmesi kolay iddialar çünkü yine bizim yasalara göre bile herkes danışmanlık yapamıyor, bir tarafa kayıtlı olması, bunun için fatura kesmesi, KDV ödemesi filan lazim. Burada tahsil edilmiş veya ödenmiş bir KDV yok, zaten ortalıkta herhangi bir fatura da yok. Ayrıca bu bir danışmanlık ücreti ise bunun üzerinden ödenmiş bir gelir vergisi de söz konusu değil.

Oğul bu parayı niye olduğu gibi babasına vermiş ? Borç mu ? O zaman bu miktar niçin Zafer Çağlayan’ın o tarihteki mal beyanında yok !

İşte dokunulmazlık kalkanının arkasına saklanamayacak iki kişi… Geri kalan, bu bilgileri suç duyurusu diye kabul edecek bir savcı, hatta vergi müfettişi… O kadar gözü kara olmasına da gerek yok, işin o kadar cılkı çıktı ki hemen bir tarafa süremezler. Üstelik Erdoğan artık Cumhurbaşkanı, eskiden direk olarak verdiği emirleri artık birilerine verdirmesi lazım. Ayrıca da AKP tabanında bile bu yolsuzluklar büyük bir rahatsızlık yaratmış durumda, soruşturmaya her ek müdahele bu rahatsızlığı büyütecek.

1920’lerde Al Capone Chicago’da bir imparatorluk kurmuştu. Polisleri, hakimleri satın almış, etrafa büyük bir korku salmış, kendini rahatsız edenleri başka yere sürdürme, mahkemelerde süründürme gibi metodlara kalmadan öldürtmeyi tercih etmişti. Herkes Al Capone’u dokunulmaz, yerinden oynatılmaz zannediyordu. Topu topu 20 kişi bile olmayan bir ekip para akışını incelemeye aldılar, tuttukları ipi çekmeye başladılar, gerisi çorap söküğü oldu…

İbrahim Çakıroğlu

 

yorum

Yorumlar kapalı.