AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ!

0

Oda TV de yayımlanan Cüneyt Ülsever yazısı:

Barzani mi RTE’yi Amed’de misafir etti, RTE mi Barzani’yi Diyarbakır’da misafir etti; tam anlaşışmadı ama RTE’nin bu ziyaret sırasında ettiği kelamlar (örneğin: Kürdistan, genel af) bence lüzümundan fazla irdelendi. Lüzumundan fazla ciddiye alındı.

19 Kasım 2013 Salı günü de yazdım. (Aşağıda okuyabilirsiniz) Bunlar sadece ve sadece ona buna isim, ünvan bağışlayarak, mavi boncuk dağıtarak yapılan top çevirme hareketleridir.

Zira, RTE ve şürekası

i) ABD ile,

ii) Türkiye’nin iç-politikaları arasında fena halde sıkışıp kalmıştır.

***

Salı günü de RTE’nin Kürtlerle ilgili kelamlarını artık hiç ama hiç ciddiye almadığımı yazdım.

Dedim ki:

“Elime geçen her fırsatta yıllardır yazıyorum. 2014 ve 2015’e sıkışan üç seçim geçmeden Erdoğan:

A- 1) Milliyetçi Türklerin kabul etmeyeceği hiçbir hakkı Kürtlere veremez. Örneğin; ana dilde eğitim, Anayasa’da Kürt kimliğinin tanınması, genel af Milliyetçi Türkleri Erdoğan’dan koparır.

2) Sunni Türklerin kabul etmeyeceği hiçbir hakkı da Alevilere veremez. Örneğin, Alevilerin Cem Evlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi, Alevilerin Diyanet bütçesinden pay alması, kısaca Alevilerin de İslamın bir yorumu sayılması Sunni Türkleri Erdoğan’a karşı soğutur…

***

B) …Erdoğan biliyor ki Milliyetçi Türkleri aşamaz, zira onların sandıktaki oy sayısı PKK’nın sözünü dinleyecek Kürtlerden fazladır.

İdeolojik olarak da yapamayacağı gibi, Erdoğan ayrıca biliyor ki, Sunni Türkleri de aşamaz, zira onların oyları da “hassas” Alevilerin oylarından fazladır…

***

C) …En azından Cumhurbaşkanın tarihimizde ilk kez millet tarafından seçileceği 2014 Ağustos’una dek Recep Tayyip Erdoğan her türlü hesabını sadece ve sadece bu seçim etrafında yapacaktır. Buna göre:

i) ABD’ye her türlü tavizi verecek,

ii) Sunni ve Milliyetçi Türkleri ürkütecek herhangi bir “reform” girişinde bulunmayacak,

iii) Kürtlere ve Alevilere bol bol mavi boncuk dağıtacaktır.” (Yurt Gazetesi’nde 19.11.2013 günü yayınlana yazımdan)

***

ABD’nin talepleri ile iç-dinamikler arasında sıkışan RTE ve ekibi artık bundan böyle sadece vesadece “laf” üretecektir.Tarafları idare etmeye çalışacaktır. Bunun içindir ki lafa değil, eyleme/somut kararlara itbar etmenin tam zamanıdır.

Kimse RTE “Kürdistan” dedi diye ne yerinsin , ne sevinsin!

Kürt meselesi mi? Beni sadece ve sadece “demokrasi paketi”nin 6 ay şıngır-mıngır şurada burada yuvarlandıktan sonra fos çıkması ilgilendirir.

Merak etmeyin, Erdoğan yakında Diyarbakır’da söylediği her şeyin üzerine de sünger çekecektir.

***

AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ!

Ne demek istediğimi bir örnekle anlatayım.

Ahmet Davutoğlu geçen hafta ABD ziyaretinde dedi ki:

“Türkiye’deki gösteri yapma hakkını, örneğin Gezi Parkı (protestolarını), sadece Avrupa’daki ülkelerle karşılaştırabilirsiniz, Ortadoğu ülkeleriyle değil. Eğer yanlışlar varsa da bunlar kanunlar çerçevesinde ele alınır ama kimse Türkiye’yi basın özgürlüğünün, toplanma özgürlüğünün, adil ve özgür seçimlerin olmadığı ülkelerle karşılaştıramaz. Türkiye’deki bu gösterilerin, Avrupa’daki gösterilerle benzer olmasından onur duyuyoruz.”

Bu sözler bütün gazetelerde aynı kelimelerle yayınlandı.

Zeka seviyesi en düşük yaratık dahi bu kelamın “Gezi Parkı gösterilerinden onur duyuyoruz” anlamına geldiğini anlar.

Davutoğlu yurda dönünce ne dedi:

“ABD’de Brookings’de yaptığım konuşmanın Türkiye’de farklı değerlendirmelere neden olduğunu gördüm. Yurtiçinde ve yurtdışında Gezi eylemleri sonrası ne söyledi isem yine aynısını söyledim.”

El insaf!

Ahmet Davutoğlu ABD’de dış-müşterinin istediği şekilde konuşuyor, Türkiye’de iç-müşterinin istediği gibi konuşuyor.

Artık, kendini inkar etmekten hicap duymuyor. O kadar sıkışmış vaziyette…

Ben ise diyorum ki, boş verin “Davutoğlu ne dedi” münakaşalarına!

Aynaya yansıyan; kişinin esas kimliğini gösteren “olgulara” bakın!

Bu iktidar sırasında 72 kişi gösterilerde öldürülmüştür. En az 62 gazeteci bugün itibari ile hapistedir. Hükümete karşı çıkan tüm ama tüm gazeteciler kapının önüne konmuştur!

Ahmet Davutoğlu’nun geçen hafta ABD-Brookings’de söylediği sözlerinin henüz inkar etmediği bölümünün de hiçbir anlamı yoktur.

“…kimse Türkiye’yi basın özgürlüğünün, toplanma özgürlüğünün, adil ve özgür seçimlerin olmadığı ülkelerle karşılaştıramaz. Türkiye’deki bu gösterilerin, Avrupa’daki gösterilerle benzer olmasından onur duyuyoruz.”

***

Geçen Salı yazdığım yazının başlığı “Barzani bir ABD projesidir” idi.

Başlığı biraz daha açayım.

Obama’nın RTE’ye ayar çekmesinin ardından, geçen Hazirandan beri; Türkiye-ABD ilişkileri ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ricciardone ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan arasında tanzim edilmektedir. İkili Ankara’da sık sık görüşüyorlar.

Ahmet Davutoğlu ABD’ye ABD Başkan Yardımcısı John Biden’in önayak olması ile davet edilmiştir. Bilindiği üzere Biden Irak Kürtleri’nin sıkı bir muhibbidir.

***

Barzani’ye fazla iltifat ettiği için alınan PKK-BDP’liler ve “Kürdistan” sözüne darılan Türkler fazla telaş etmesinler.

RTE yakında sizlerin de gönlünü alacak!

Yerseniz!

Dr. Cüneyt Ülsever

yorum

Yorumlar kapalı.