Tarikatlar Savaşı

0


Türkiye’deki bugün resmen bir tarikatlar savaşı var.
Darbe, paralel, devlet içinde yapılar falan hepsi palavra.
2002’den bu yana İslam kardeşliği adıyla
iki tarikat da ülkeyi her biri kendi amacına göre soydu süpürdü.
Bir arada yaşayamayacakları belli olunca.
Sonunda iş tarikat savaşına döndü.

Zira her tarikat kendinin daha Allaha yakın olduğuna inanıyor.
Paylaşamadıkları aslında İslami kesimin tabanı.
Tarikat mensuplarının tarikatlardan haberleri yok.
Nurculukla Nakşiliğin farkı ne diye sor
Bilen çıkmaz.

Şimdi işin adını koyalım.
Recep Nakşibendi Tarikatının İskenderpaşa Cemaatine bağlı idi.
Fethullah Gülen ise Nurcudur.
Şimdi kavga Nakşibendilik ve Nurculuk kavgasıdır.

Bu hareketleri kısaca özetleyeyim.
Saidi Nursi 1878-1960 arasında yaşamış bir kişidir.
Zamanın harikası anlamında Bediuz-zaman adı verilmiştir.
Nurculuk 20.yüzyıl başlarında oluşmuş bir İslami harekettir.
Said-i Nursi’nin risalelerinde açıkladığı yorumsal fikirlerdir.
Bu fikirleri izleyenlere de Nur Talebeleri denir.
Nurculuk aslında bir tarikat değildir ve bir tasavvuf yolu da değildir.
Hareket bir Sünni İslam’a dayanan bir takım ritüellerdir.
Önemli olan bu nur risalelerinin çok kişiye ulaştırılmasıdır.
Risale-i Nur metinleri çok ağır bir Osmanlıca ile yazılmıştır.
Bu risaleler 130 kısım ve yaklaşık 6.000 sayfadır.
Nurcular, Amerikan desteğiyle ülkede tabanlarını çok büyüttüler.
Zira Nurculuk Ilımlı İslam kavramına daha yakındı.

Nakşibendilik ise çok eski bir kökü olan bir tarikattır.
Abdulhalik-ıl Güjdevani tarafından 1180 tarihlerinde,
Buhara’da kurulmuştur.
Nakşibendi, nakış yapan kişi anlamındadır.
Nakşibendiye Tarikat’ında sessiz zikir uygulanır.
Nakşiliğin on bir esas kuralı bulunur.
Allah için yapılan her şey ibadettir.
İstanbul’a bu tarikatın yansıması Halidiye Kolu ile olmuştur.

Bu konuyu bundan evvel anlatmıştım.
1859 tarihinde Cağaloğlu’nda Fatma Sultan Camii’nde
Şeyh Ahmet Ziyaettin’le başlayan faaliyet,
Gümüşhanevi Dergahı adıyla çok ünlenmiştir.
Abdülaziz Bekkine ile de gücüne ulaşmıştır.
1958 yılında ise Zait Kotku İskerderpaşa Camii ile
Türk politik hayatına girmiştir.
Zait Kotku’nun damadı ve tarikatin şeyhi,
Esat Çoşan ölünce İskenderpaşa’nın güçü azalmıştır.
Nakşiliğin İstanbul’da Erenköy ve İsmailağa olmak üzere,
iki kolu daha vardır.

Türkiye’deki bu tarikat savaşına, ABD, İsrail, Katar ve
Suudi Arabistan’da taraf olmuştur.
Bakalım sonu ne olacak.

Ek yazı:

ZAHİT İSMİ

İskenderpaşa Nakşibendi Dergahını en önemli dergah idi.
Dergahın postnişini Mehmet Zahit Kotku idi.
1958 yılında İskenderpaşa Camiinde irşada başlamıştı.
1980 de öldü.

Anlatmak isteğim başka bir detay var.
Bu Şeyhin sıkı müritlerinden biri Aykut Akman idi.
Kendini o kadar kaptırmıştı ki adını ”Zahit” olarak değiştirdi.
Adı oldu Zahit Akman.

Herkesin bildiği üzere bu Deniz Feneri fırıldağını çevirdiler.
Tokatladıkları paranın yarısı Burak Erdoğan’ın gemilerine ödendi.
Burak Erdoğan’ın Frankfurt’tan para çekiminin tapesi var.
Paranın diğer yarısını Zahit Akman ve iki arkadaşı götürdü.
Bildiğim kadarı ile 450 milyon dolara AVM işine girdiler.
Ankara’nın en iyi AVM’si olan Armada bunlarındır.
Camilerde parayı verenlerde Deniz Feneri’nin ışığı görmüş oldular.

Deniz Feneri ne oldu.
Ben söyleyeyim Türkiye’deki savcılara dava açıldı.
Recep bunu göstere göstere tıkadıktan sonra,
İstediği gibi dans etmeye başladı.
Halk (müritler) koyun olduktan sonra.

Turan Akıncı


DİNİ TARİKATLAR Hakkında not:

Tarikatları anlatıyorum.
Ama ben tarikatçı falan değilim.
Ben Allah’ın kitabına inanırım.
Allah insana kendi kitabını okuyacak kadar zeka vermiştir.
Daha doğrusu Kuran bize verilen zekaya göre yazılmıştır.
Onun için dini ayakçılara ihtiyacım yoktur.
Allah ile arama kimseyi sokmaya ihtiyacım yok.
Bana göre olayları muhakeme edebilmek,
İnsana Allah’ın lütfu.
Okuduğunu anlamak ve düşünebilmek.

Madem sen tarikata inanmıyorsun,
O zaman niye bu kadar anlatıyorsun?
diyen olabilir.
Benim işim İstanbul.
İstanbul’un sanat tarihinde dergah önemli bir konu.
Tekkeler 600 yıllık bir medeniyetin bir vakıası.
Ben bu düşünce ve inanç sistemini tanımak bilmek istiyorum.
Bu düşünce yapısını bilmeden Osmanlı anlaşılmaz.
Halvetilik kelimesini sorsak bugün bilen yok.
Ama İstanbul’da 350 Halveti Tekkesi var.
Padişahların büyük kısmı Halveti Dergahına mensup.
Tekke ve dergahları bilmemek ayıp olurdu.
Ben vakit buldukça anlatacağım.
Merak eden okusun.

(1976 yılında DGSA Mimarlık Fakültesinden mezun oldu. 1978 yılında Berlin Teknik Üniversitesinde Doktora çalışmaları yaptı. Alman Ortaçağ kentlerinin restorasyonun da görev aldı. 35 yıl sanayicilik yaptıktan sonra 2010 yılından bu yana İstanbul’daki Osmanlı Mimari yapılarını araştırmasını sürdürmektedir.

www.tas-istanbul.com sayfasında 1.500 Osmanlı yapısı hakkında makaleleri vardır.)

 

yorum

Yorumlar kapalı.