Ya Aklını Kaçırırsa?

0

Hiç düşündünüz mü?

Bir ülkenin Cumhurbaşkanı aklını kaçırırsa ne olur?

Bir Cumhurbaşkanı, sabahleyin don-gömlek sokağa fırlarsa ne yaparız?

Kafası bozulduğunda sinirlerine hâkim olamayıp, konutta birini silahla vursa
ne olur?

Aklını kaçırıp, haftalık olağan görüşmeye gelen Başbakanı, “Efendim Örtülü Ödenek benim namusuma tevdi edilmiştir. Siz kullanamazsınız” dediği için tekme-tokat döverse ne deriz?

Ülkenin Bakanını, herhangi bir ihaleyi onun dediği kişiye vermediği için pataklarsa ne yaparız?

Devletin Bürokratını, “Kupon Arazileri benden habersiz dağıtmayın, demedim mi ulan” diye fırçalarsa, nereye başvuracağız?

Devletten avanta iş verdiği müteahhitlerden, haraç toplar ve kendi emrinde olan bir medya grubu oluşturmaya kalkarsa, kimi yardıma çağıracağız?

Yasaya göre bağımsız olan Merkez Bankası Başkanına, ülke paralarının üstüne kendi resmini basmamakta direndiği için kan davası güder gibi ekonominin içine ederse, nasıl durduracağız?

Anayasa Madde 105, Cumhurbaşkanının sadece “Vatana İhanetten” dolayı suçlanabileceğini ve suçlama için TBMM nin üye tamsayısının en az üçte (184 MV) birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün (414 MV) oyunun gerektiğini yazar.

İyi de, ya TBMM grubu Cumhurbaşkanına biat etmiş, ona gönüllü köle olmayı kabullenmiş, üç dönem yasağının kaldırılması için dahi Anayasa gereği “partisi ile ilişkisi kesilmiş” Cumhurbaşkanına yalvar-yakar olmuş ve onlarca kez oluştuğu halde “Vatana İhanet” suçu oluşmamıştır derse ne olacak?

Kaldı ki, benim kastım, “Vatana İhanet” suçlaması değildir. Benim sorduğum; Cumhurbaşkanı ya aklını kaçırırsa, nasıl anlayacağız ve millet olarak ne yapacağız, sorusuna yanıt bulabilmektir.

Gelişmiş çağdaş demokrasilerde bu işler nasıl oluyor dersiniz?

ABD Başkanı kafayı kırsa ve elinin altındaki düğmeye basıp, nükleer bir savaş başlatmak istese, yapabilir mi? Yoksa Siyasi ve Askeri yetkililer “dur” derler mi?

Obama’nın, oğluna vakıf kurdurup, belirsiz kaynaklardan 100 Milyon Dolar bağış aldığı ortaya çıkarsa ve Obama’nın rakibi bu avanta paranın gönderildiği banka hesap numarasını, yatan paranın belgesini ortaya koysa neler olur?

Gelişmiş demokratik ülkelerde, Başkan-Cumhurbaşkanı-Başbakan yani yöneten kimse, senede en az bir defa sağlık kontrolünden geçer. Çoğu ülkelerde bu kontrol, rapor halinde kamuya yayınlanır. Herkes kişinin sağlığı hakkında bilgi sahibi olur. Az sayıdaki ülkelerde ise, rapor sadece devletin tüm organlarına ve parlamentoya gönderilir.

Eğer ciddi bir rahatsızlık konusu varsa, hele psikolojik bozukluğun emaresi varsa, kişi nazikçe ikaz edilir, o da istifa edip köşesine çekilir. Çekilmezse çektirilir!

Obama’nın makam otosunda kasılıp kalması, bayılması ve araç camlarının balyozla kırılması gibi bir durum olmaz. Eğer olursa, hem yaka paça koltuktan indirilir, hem de uyarmayan sağlık görevlileri hesap verir. Çünkü onların anlayışına göre Başkan veya Cumhurbaşkanları, milletlerinin işlerini yapan görevlilerdir. Süresi biten, sağlığı bozulan ve yapamayan gider, yerine yeni biri gelir. Sistem oturmuştur, kişilere göre sistem değiştirilmez ve kimse vazgeçilmez değildir…

Hele, küçücük bir yolsuzluk iması, en ufak bir nüfuz kullanma ve servetindeki nokta kadar karanlık olanlar bırakın Başkanlığı-Cumhurbaşkanlığını, sokağa bile çıkamazlar. Kamuoyu o kişiyi gördüğü yerde tükürüğe boğar…

Aynen bizde olduğu gibi değil mi?

Siz hiç bizim Cumhurbaşkanının ağzından, “Ulan-Yahu-Sen Kimsin Be-Yemişim Senin Demokrasini-Çek Git Lan-lagara lugara etme” gibi kaba ve çirkin sözler duydunuz mu? Cumhurbaşkanının vatandaşını yumrukladığını gördünüz mü? Elbette duyamazsınız, göremezsiniz!

O hırsını ve kinini yenmiş bir kâmil insandır. O, sever yaratılanı ve yeşili, yaratandan dolayı…

Ne mutlu bizler gibi olana, çok şanslıyız çok. Darısı Amerika’nın başına…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 27 Şubat 2015

 

Rifat Serdaroğlu

 

yorum

Yorumlar kapalı.