Darbe Var Darbecik Var

0

15 Temmuz’u iyice anlamak için, Türkiye’yi yönetenlerin neler yapabileceklerini çok net gösteren bir olayı sizlere hatırlatmak isterim.

Yer; Dışişleri Bakanlığı Makam Odası. Tarih; 27. 03. 2014
Toplantıya Katılanlar; Dışişleri Bakanı Davutoğlu (Emekli Başbakan)-Genelkurmay ikinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler (şimdi Jandarma Genel Komutanı)-MİT Müsteşarı Hakan Fidan- Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu (şimdi Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi)

  • Davutoğlu; “Başbakan (Erdoğan) Süleyman Şah Türbesi bu konjonktürde bir imkân gibi değerlendirilmeli” dedi.
  • Fidan; Gerekirse Suriye’ye dört adam gönderirim. Türkiye’ye 8 füze attırıp savaş gerekçesi üretirim. Süleyman Şah türbesine bile saldırtırız.
  • Yaşar Güler; Orada (Suriye’de) silaha değil, mühimmata ihtiyaç var.
  • Fidan; 2 Bine yakın TIR malzeme gönderdik!

Bu konuşanlar ve konuştuklarının dinlendiğinin farkında bile olmayan 4 kişi var ya, işte bunlar bir araya gelince, bu organizasyona DEVLET deniyor.
Siyasi İrade var, Bürokrasi var, Asker var, İstihbarat var!
Türk Devletini bu kafada adamlar yönettiği sürece, devletin bulaştığı her olaya, 15 Temmuz dâhil şüpheyle bakılır. Devlet denen aygıta hükmeden bu adamlar, isterlerse insan yok edebilirler, isterlerse, patronlarının dilediği gibi kullanabileceği çakma bir darbe de düzenleyebilirler!
Hadi canım, o kadar da olamaz diyeniniz mi var? Ülkesini, savaşa sokmak için bombalatacak kadar gözü dönmüş insanların bunu yapmayacağını nasıl garanti edersiniz ki?

15 Temmuz’a giden yolda, en önemli işaret fişeği, Davutoğlu’nun aniden görevden alınmasıdır.

Davutoğlu, ne Erdoğan’a ne de diğer Bakanlara benzer. Davutoğlu’nun para ile vurgun ile soygun ile bir ilgisi yoktur!

14 Temmuz’da Başbakanlık koltuğunda Binali değil de Davutoğlu oturuyor olsaydı, 15 Temmuz diye bir olay olamazdı, çünkü tertip anında duyurulurdu! Davutoğlu’nun Başbakanlıktan uzaklaştırılması bu sebeptendir!

Şimdi beraberce düşünelim;
Başbakan yapılan Binali Yıldırım’ın en birincil özelliği nedir? Erdoğan’a şartsız biat etmek! İstanbul Belediyesindeki görevinden bile Müfettiş kanalıyla kovulmuş biridir Binali Yıldırım. Hollanda’da oğluna kurduğu Zeeland Shipping adlı şirket bu yıl 100 Milyon Avrocuk zarar etmiş durumda. Binali’nin oğlunda ne kadar çok para var ki, 100 Milyon Avroyu tınmıyor bile! Bakın Binali’nin oğluna Bilal’i görün, Bilal’e bakın Binali’nin oğlunu görün. Tıpkısının aynısı!
Bir şirketi zarar etmekten kurtaramayan birine, beceriksiz demeyeceğiz de ne diyeceğiz?

Yani gitti “Yarım biatçı” Davutoğlu, geldi “Tam biatçı” Binali.

İşlemin birinci kısmı tamam mı? Tamam.

Şimdi bir de 15 Temmuz silahlı kalkışması sırasında insanlarımızın üzerine ateş eden alçaklara bakalım! Bunların büyük bir kısmı, 11 yıl Türkiye’yi beraberce yöneten Erdoğan-Gülen ortaklığının adamları değil mi?
Bir kısmı ise devlet istihbarat örgütünün taşeronları arasındaki Sedat’ın adamları olabilirler mi?

Bir de, karmakarışık İstanbul trafiğinde, köprünün bir tarafı kapalıyken anında tankların ve askerlerin yanında biten ve şehit olan adamların kimliklerine bakalım! Bunlar o yoğunlukta, köprüye uçarak mı, yoksa metrobüs ile mi getirildiler?

Bunlar, “SADAT” adlı kuruluşun üyesi midirler? Orada eğitim aldılar mı?

Kaçı İstanbul’daki AKP’li belediyelerde, AKP’nin yan kuruluşu olan vakıflarda çalışıyordu? Böyle bir olay için kaç kez eğitim çalışması yaptılar? (Bu konuda geniş bir çalışma yapılmaktadır. Sadat-Sedat ortaklığı bu araştırmaya dâhildir) Hangi geri zekâlı darbeci, gece boş olan TBMM yi bombalar ve yaptığı darbeyi baştan bitirir? Burası Süleyman Şah türbesi mi?

Yurtta Sulh Konseyi kimlerden oluşuyor?

Darbe olur da, başı olmaz mı? Kim bu darbenin başı? Kim bu darbenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı? Nerede darbeyi düzenleyen siyasi kişiler?

Daha yanıtlanması gereken onlarca haklı soru var!
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tutuklamaya giden SAT Komandolarının (!) yol kenarındaki bakkala, Erdoğan’ın kaldığı adresi sormaları gibi!
MİT’in 15 Temmuz günü ve gecesi tam olarak ne yaptığını bilmediğimiz gibi!

Değerli Okurlar;

Komedi filmi izlemeyi sever misiniz?
İstanbul’un yoğun trafiğinde tanklar kilometrelerce ve saatlerce yürüyecek, Boğaz Köprüsünü tek yönlü olarak trafiğe kapatacaklar!

Uçaklar-Toplar-Ağır Silahlar hazırlanacak ve belli yerlere konuşlandıracaklar, büyük bir askerî hareketlilik yaşanacak ve bundan ne MİT Müsteşarının, ne Genelkurmay Başkanının, ne Emniyet Genel Müdürünün haberi olmayacak ha!
Haberleri olmadığı kabul edilse bile, bundan büyük bir görevi ihmal olabilir mi?

15 Temmuz Darbe girişimi, bu üç kamu görevlisinin ihmali yüzünden oldu ise, bu üç kamu görevlisi niçin ve hangi sebepten dolayı hala görevlerinde durmaktadırlar?

Bu üç kamu görevlisi hala görevlerinde olduğuna, mitinglere ve dış gezilere devlet adına katıldıklarına göre, 15 Temmuz Darbe girişiminin, Türk Milletine karşı kurgulanmış bir KUMPAS olduğunu söylemek doğru olmaz mı?

Biz kendi imkânlarımızla bu soruları araştırıyoruz, sorguluyoruz.

Bu ve benzerleri sorular aydınlatılmadıkça, 15 Temmuz hep karanlıkta kalacaktır.

Fakat ayın 14’ü gibi parlayan ve saklanamayacak kadar açık olan bir gerçek var ki, o da şudur;

FETÖ’yü ve diğer Tarikat ve Cemaatleri, Türk Devletinin en hassas birimlerine sokan yerleşmelerine izin veren, Bakanlıkları bunlar arasında pay eden, bu hainleri darbe yapacak güce eriştiren Erdoğan ve AKP Hükümetleridir.
FETÖ, bir suçluysa bunlar bin defa suçludurlar…

Yaa Badem efendiler, devlet yönetmeyi siz belediye encümenini yönetmek mi sandınız? Hiçbir şey saklı kalmaz, kalmayacak! Hesap vereceksiniz…

Not; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına 25 Temmuz 2016 tarihinde Akar-Fidan-Lekesiz hakkında yinelediğim suç duyurusuna, hala bir yanıt alamadım. Anayasa’ya göre Savcılık bana yanıt vermek zorundadır. Savcılık suç işlemektedir. Kimse Anayasa ve yasalardan üstün değildir. Hatırlatırım…

 

Rifat Serdaroğlu, 22 Eylül 2016

 

yorum

Yorumlar kapalı.