Babam ve Nazım

0

“Bir insanı sevmekle başlar her şey” demiş Sait Faik Abasıyanık.

Ne güzel söylemiş.

Günümüz aşkların,  ilişkilerini, sevgili durumlarını bugün bir kenara bıraktım.

Ben doğmadan önce annemin ve babamın yaşadıkları ilk aşklarına tanık olamazdım elbette.  Daha sonra biricik babacığımın, annemle birlikte olduğu süre içinde benim de tanık olduğum aşklarını,  anneciğimin neler yaşadıklarını bir gün kaleme alacağım elbette.

Annem babacığım için derdi ki; “hakkını bana helal etsin. Benim hakkımda helal olsun,  yaşasaydı daha kaç kadın severdi kim bilir?”   Bu soruyu babamı kaybettikten yirmi yıl sonra bile hep sesli düşünürdü.  Annemin bir erkeğe âşık olduğuna hiç tanık olmadım. Ben ve kardeşlerimin aşkı annemin başını döndürmüştü.  Annemin tek aşkı bizlerdik. Bizleri yetiştirmek topluma kazandırmak adına göstermiş olduğu çaba takdire şayandır. Ayakta alkışlamak gerekir. Babam da gösterdi fakat aşklarından ödün vermeden.  Babam bulunduğum yaştan daha genç ayrıldı aramızdan. Annem 85 yaşında vefat etti. Ruhları şad olsun.

14 Şubat Sevgililer Gününde

Nazım Hikmet aşkları ve şiirleri ile hayran olduğum yazar. Şiirleri yasaklanan ve yaşamı boyunca yazdıkları yüzünden yargılanan aşk ve sevgi adamı Nâzım Hikmet’i yazmak istedim.  Âşık olduğu kadınlara yazdığı aşk şiirlerini okuyoruz. Kalemi ile yüreğini buluşturduğunda ortaya çıkan sevgili mektupları beni çok etkilemiştir. Böylesine hasretten nasibini almış büyük bir düşünürün hayatına girebilmiş ve ona yoldaşlık etmiş kadınların az olması olur mu?

  AŞK BESİNDİR!

NAZIM HİKMET RAN ROMANTİK DEVRİMCİ

Memleketimin yasaklı sevdalısı. O memleketine,  insana, güzel olan her şeye âşıktı.  Ona en güzel vatan şiirlerini bu hasret yazdırmıştır. Şairlere hiç sorgu sual olur mu? Aşk yaşamasaydı nasıl yazardı?  Oyun çocukların, aşk şairlerin besinidir.

Aşkın da insanlar gibi ömrü vardır doğar, büyür, ölür çok azı ömür boyudur ki Nazım aşklarını saklısı gizlisi olmadan paylaşmış. Nazım gibi bir insana âşık olmak şans olsa gerek. Şansızlığı ile birlikte. Yüzyıllara hediye etmiştir aşklarını. Kadın her yerde kadındır. Her kadın biraz da  kırmızıdır.

Nazım’ın aşklarını araştırırken aşk yoğunluğu ile karşılaştım. Nazım Hikmet yaşamı boyunca birçok kez âşık olmuş. Acaba aşk mıydı yaşadıkları?  Bir ömre kaç aşk sığar?  Mavi gözlü dev adamın yüreği nasıl bir yürektir ki onca kadını sığdırabilmiştir içine.

Nazım ve aşklarını yaşadıkları kadınlara sorabilseydik keşke. Şanslı mı şanssız mı olduklarını.  Terk edilmişlik, aldatılmışlık ve tercih edilmemişliğin ne demek olduğunu.  Annemin ve kadınların çektikleri acıyı hayal bile edemiyorum.

ZAMAN TÜNELİNDE NAZIM’IN AŞKLARI

NAZIM VE NÜZHET ÇOCUKLUK ARKADAŞIDIRLAR

Moskova’da üniversite öğrencilikleri devresinde evlenirler. Nüzhet’in ailesi karşı çıkar bu evliliğe. Mektuplar yağdırırlar Moskova’ya. “ Her sözüyle, her hareketiyle, her şeye isyan etmiş, saçları bile berberin tarağına isyan etmiş bu adamla senin gibi uysal bir kız geçinemezsiniz!” derler.

Nüzhet’in sağlığı bozulduğu için memlekete döner. Tedavi sonucu olup iyileşmiştir. Ancak,  Nüzhet ailesinin etkisi ile ve sağlığı nedeniyle Nazım’a yoldaşlık yapamayacağını düşünür, ayrılmaya karar verir. Bu evlilik iki yıl sürmüştür.  Moskova nikâhı yapılmış olduğu için, boşanmak gibi hukuki bir sorunları da yoktur. Yıkılır Nazım bu karar üzerine.  Bu ayrılıktan sonra mavi gözlü dev adamın Nüzhet için şu şiiri yazdığı söylenir:

MAVİ GÖZLÜ DEV, MİNNACIK KADIN VE HANIMELLERİ

O mavi gözlü bir devdi,
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde
ebruli hanımeli
açan bir ev.

Bir dev gibi seviyordu dev
Ve elleri öyle büyük işler için hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde
ebruli hanımeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi,
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde
ebruli hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
Dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde
ebruli hanımeli
açan ev…

LENA’YI TÜRKİYE’YE GETİREMEMİŞ

Nazım Hikmet, Nüzhet’in ardından Türkiye’ye döner. Ama daha sonra yeniden Moskova’ya giderek İkinci evliliğini METLA Tiyatrosu’nda tanıştığı Lena Yurçenko adlı bir hanımla yapar. Gerçek adı Ludmilla Yurçenko olan Lena diş hekimiymiş. Nazım 1928’de Türkiye’ye dönerken Lena’yı da getirmek istemiş ancak vize alamamış.

EN GÜZEL AŞK ŞİİRLERİNİ YAZDIĞI PİRAYE

Biliyoruz ki Piraye’nin Nazım Hikmet’te bir başka yeri vardı… Hep onu biliriz. Nazım’ın Piraye’ye mektuplarını okuruz.   En güzel şiirlerini Piraye’ye yazdığını sanırdım. Oysaki en çok azabını çeken Piraye olmuş. 16 yılın 12 senesi hapiste beklemiş mektuplaşmış.  Piraye’ye o kadar aşk sözleri yazdı. Sonra neden gitti de dayısının kızı Münevver e âşık oldu? Bu aşk mı?

En uzun süre evli kaldığı kadın Piraye. Nazım ile Piraye genç kadın eşinden henüz boşandığı sırada tanışırlar. Sanat eleştirmeni Vedat Örfi ile 16 yaşındayken evlenen Piraye’nin iki çocuğu vardır. Bunlardan biri eleştirmen Memet Fuat Bengü. Nazım, Piraye’yi çok sevmiş. Ancak evlilik yaşamlarının 13 yılı boyunca Nazım cezaevinde geçirmiş. Daha sonra Münevver’e âşık olunca 1951 yılında Nazım ile Piraye’nin evliliği sona ermiş. Nazım’ın Piraye’den sonraki eşi Münevver’dir.

Nazım dayısının kızı ve ressam Nurullah Berk’in eşi olan Münevver’e âşık olur. Münevver, kızı Renan’ı bırakmak istemediği için Nazım’ın aşkına karşılık vermeye çekinse de Nazım’ın afla cezaevinden çıkmasından sonra evlenirler. Dünyaya gelmek isteyen dünyadakilerden güçlü bir aşka sahiptir, onları o buluşturur. Nazım Hikmet’in tek çocuğu Mehmet Nazım, Münevver’den doğmuş. Şair, oğlu henüz 3 aylıkken kaçar. 1961’de Münevver İtalyan yazar Joyce Lussu’nun yardımıyla Varşova’ya Nazım’ı görmeye gider. Ama Nazım o sırada Vera ile evlidir. Münevver ve Nazım’ın oğlu Mehmet Nazım, ressam ve Fransa’da yaşıyormuş. Nazım ile Piraye’nin önünde saygıyla eğilinilecek bir aşkın, Münevver ile ilişki kurduğu için bitmiş olmasına anlam veremedim doğrusu.

Piraye ne onurlu bir kadınmış ki, bu konuda hiç konuşmadan, evlilikleri, aşkları, sanki hiç yaşanmamış gibi, sessizce köşesine çekilip, ölene kadar yaşamına başka bir erkek sokmamış, hatıralarına asla saygısızlık etmemiştir. Boşandıkları 1951 yılından, 1995’e kadar 44 yıl süren bir acıyı bir başına yaşamıştır…

GALİNA HEM DOKTORU, HEM SEVGİLİSİ

Nazım, Türkiye’den kaçtıktan sonra Doktor Galina Grigoryevna Kolesnikova ile evlenir. Galina, Nazım’ın hem sevgilisi hem de doktorudur. Nazım’ın hiç şiir yazmadığı tek kadındır Galina.

NAZIM HİKMET’İN SON EŞİ VERA

Gelsene dedi bana
Kalsana dedi bana
Gülsene dedi bana
Ölsene dedi bana
Geldim
Kaldım
Güldüm
Öldüm.

”Vera’ya”, Nazım Hikmet’in son şiiri olup, eşi Vera Tulyakova Hikmet’e yazdığı bir şiirdir.

Vera Tulyakova Hikmet, Nazım Hikmet’in 1960 ‘da Moskova’da evlendiği son eşidir. Nazım, eşi Vera’ya birçok şiir yazmıştır.

Vera, Nazım’la tanıştığında evli ve bir kızı varmış. Nazım için eşinden ayrılır. Nazım’da Vera’yla evlenebilmek için, sekiz yıldır birlikte olduğu Dr. Galina’ya Mokovada’ki aparman dairesi dışında, sahip oldu her şeyi noter huzurunda devreder.

Nazım’la Vera’nın tanışmaları, bir belgesel için Vera’nın Nazım’a telefon ederek evine gitmesiyle olmuştur.

Nazım’ın Vera’ya son vasiyeti, çok sevdiği ve özlediği memleketini gidip görmesi olmuştur. Vera Moskova’da küçük bir Anadolu evi gibi döşediği, duvarlarında Nazım’ın resimlerinin asılı olduğu evinde yaşamını sürdürmüştür. Vera öldüğünde Nazım’ın mezarının bulunduğu Novadevici Mezarlığı’nda yer olmadığından, bedeni yakılarak külleri Nazım’ın yanına gömülmüştür.

Bu arada opera sanatçısı Semiha Berksoy, Devrimci Kadınlar Birliği’nin kurucusu Fosforlu Cevriye’nin yazarı Suat Derviş Hanım ve dönemin bir başka genç yazarı Cahide Üçok da Nazım Hikmet’in gönlünü kaptırdığı kadınlar arasındadır.

Nazım’ı düşündüğümde hayatında bir kadın olsaydı yine bu kadar güzel aşk şiirleri yazabilir miydi diye soruyorum.

Kalbinizi yormayın.

Ömür boyunca birbirine dokunmadan bir kalbe sığan biz kadınlardan,  yiğidim, aslanım dediğimiz sevgililere selam olsun…

 

Nezahat Göçmen, 14 Şubat 2014

 

 

Kaynaklar:

Canlı kaynak: Ben ve kardeşlerim

http://www.ozelsite.net/enbuyukasklar/image7.asp

http://blog.milliyet.com.tr/nazim-hikmet-ve-ask—/Blog/?BlogNo=92135

Yazara ait bu  yazı ÖNCE VATAN gazetesinde yayınlanmıştır.

yorum

Yorumlar kapalı.