Dağlara Son Çağrı!

0

Türkiye’nin  Kürt kökenli genç insanları,

2000’li yılların başından bu yana, 21.yüzyılın emperyalizminin kurmayları olan “Küresel Oligarşik Elit”in benimsediği “Ordo Ab chao” (Latince-“Kaos’tan kaynaklanan düzen”) statejisi gereği;  ezilen kesimler arasındaki  antagonist olmayan ( uzlaştırılabilen) çelişkileri kışkırtarak; dinsel, mezhepsel, etnik, ırkçı  kurgular bağlamında  yöresel, bölgesel, ulusal ve uluslararası kaos ortamı yaratıp, dünya halkları  üzerinde “küresel” ölçekte  sözde liberal-demokrat  özde oligarşik nitelikli hegemonik  bir  yapı  oluşturmak amacını güden sinsi bir  felsefi/stratejik eylemsel  süreç, gemi azıya almış biçimde derinlik kazanmaktadır.

Türkiye’nin  Kürt kökenli genç insanları,

Emperyalizmin, “kışkırtma ve çatışma yaratarak halkları bölme ve yönetme” tuzağına düşmeyin.

Yeryüzü  genelindeki  siyasal iktidar’ların üzerinde, üstten belirleyici  “gerçek  iktidar” olmak isteyen  Küresel Oligarşik Elit’in ve emperyalizmin  tetikçisi olmayın!

Etno-kültürel temelli  provokasyon ve kalkışmaların yolu,  Küresel Oligarşik Elit’in yazdığı “Tarihin sonu” senaryosu gereği,  emperyalizmin dolmak bilmeyen  kara çanağına su taşımaya varır..

Halklar tarafından  lanetlenmiş, ezilen ve sömürülen  milyonların ahını almış  kara çanağa su taşımak,  bu ülkenin  genç insanlarına yakışmaz.

Kan emicilerin  kara çanağına su taşıyacağınıza; gelin, o iblisin lanetli kabına birlikte zehir koyalım. Geberip sonsuza kadar  yok olması için.

Dağlardan inin, kaleş’leri bırakın.

Anadolu insanı’na kalleşlik yapmayın.

Kaleş’in de bir onuru var.

 AK-47 (Automat Kalashnikov-1947)  Emperyalizme karşı direnen gerçek  gerilla’ların ateş gücüdür. Gerillacılık oynayanların değil..

Hayatlarınızı düşünün; doğduğunuz topraklara, ekmeğini paylaştığınız ülkenize  ve yazgısına ortak olduğunuz  Anadolu insanı’na  ihanet etmeyin.
26 Ağustos 1922’nin  anti-emperyalist  direniş ve başkaldırı ruhunun izinde,
Bu toprakların, bu ülkenin öz evlatları gibi hareket ederek,
Filmin “esas oğlan”ı rolündeki,
Hepimizi bir kaşık suda boğmak isteyen,
Küresel Oligarşik Elit’e ve emperyalizme  karşı  çıkın.

 Anlamlı direnme ve başkaldırı budur..

 Hayatınıza derinlik katacak, kişiliğinizi yanılgılardan arındıracak  davranış tarzı budur.

Önce dağları, dağlara bırakın..

Ve,  çıkmaz yoldan geri dönün.

Varsa bir suçunuz; yasalar önünde mertçe ödeyin diyetinizi;  öldürdüğünüz  insanların anılarına, ana babalarına ve de yakınlarına, halka ve vicdanlarınıza; suç işlememişseniz eğer, bu  kirli oyundaki aktörlüğünüzü terkedin; toplum sizi bağışlayacaktır.

Sonra da,  yakınlarınızı ve yaşıtlarınızı  kışkırtma, yanlış bilgilendirme ve yanıltmalara karşı uyarın.

Dağlarda  eşekarıları, yılanlar ve akreplerle bir arada  yaşayacağınıza,
Bilinçli ya da bilinçsizce  Küresel Oligarşik Elit’e ve emperyalizme tetikçilik yapacağınıza,
Yoksullaştırılan ve geleceği karartılmaya çalışılan  insanlarımızın  yanında olun.

Türkiye’nin ve Anadolu insanı’nın gücünü bölmeyin;

Bir amaç uğruna ölümü göze aldıysanız, bunun gerçekten bir anlamı olmalı!

Tıpkı 26 Ağustos 1922  şafağında emperyalizmin silahlı saldırısına son verme savaşında   şehit düşen dedelerimiz ve dedeleriniz gibi..

Onlar, başları ve alınları dik olarak sonsuzluğa çekildiler,
Yerleri  yüreklerimizdedir.
Anıları onurumuzdur.

Türkiye’nin  Kürt kökenli genç insanları, 

Gençliğinizi sonuç vermeyecek amaçlar uğruna heder etmeyin,
Benliklerinizde  “kullanılma”nın ve “ihanet”in silinmez lekesini taşımayın,

Dağlardan inin!

Varsın oraları  sadece yaşama içgüdüsüyle birbirlerine  pusu kuran  mahlukatın diyarı olarak kalsın. Dağlar insanlarına  pusu kurmak için  dolananlara yar olmaz.

Küresel Oligarşik Elit’e ve Emperyalizme hizmet edenlere diyar olmaz.

Emperyalizmin ve dağların acımasızlığına  değil,
Bin yıllık kardeşlik ve birlikteliğin sıcaklığına,
Anadolu insanı’nın  bağrına sığının.

Kaleş’leri bırakın.
Pusu kurarak insanlarımıza  kalleşlik yapmayın.

Bu topraklar tarihi boyunca nice pusular gördü..

Pusuya karşı şerbetlidir Anadolu ve Anadolu İnsanı.

Bu toprakların  gerçek evlatlarıysanız,  çıkmaz yoldan geri dönün.
Emperyalizmin benliklerinizi teslim almasına izin vermeyin.

Tarih  kendi insanına, toprağına ve ülkesine pusu kuranların mutlak zafer kazandığına tanık olmadı.
Ama, “Lanetliler mezarlığı” insanlığın indinde,
Onursuzluğun ve ihanetin  süprüntülerini yutan  bir  kara delik olarak,
Emperyalizmin tarih boyunca sergilediği oyunların tuzağına düşmüş zavallıların leşleriyle doludur. 

Düşünün,  bütün bunları..

Özgür iradenizle  tarih önündeki nesnel konumunuzu tahlil edin,
Özeleştirinizi cesaretle  yapın ve benliklerinizi özgürleştirin.
Kişiliklerinizi teslim almış emperyalist  yanılsamalardan kurtulun,
Emperyalizmin yüreklerinize ve beyinlerinize yerleştirmek istediği tutsaklık zincirlerini kırın.

Kaleş’lerin namluları yere bakar şekilde,
Dağlar’dan  inin..

Emperyalizmin sözde  “gerilla”ları olacağınıza,
Eylemlerinizle  toplumun demokratik değişim ve dönüşümünün önünü tıkayacağınıza,
İnsanlığın evrensel barış ve kardeşlik mücadelesine katılın.

Ellerinizle bu toprakların insanlarına  karşı mayın döşeyeceğinize,
Yüreklerinizle insanlığın “evrensel barış ve kardeşlik” yoluna  baş koyun.

Unutmayın,

Laik Cumhuriyet Yurttaşlığı;
Siyasal, toplumsal, ekonomik, kültürel, yönetimsel  vb. tüm sorunlarımızın çözümünde,
ülkemiz sınırları içinde yaşayan her bir insanımızı  ırk, cinsiyet, renk, dil, din, etnik köken ayrımı gözetmeksizin anayasal bağlamda koruyan ve kollayan bir üst kimlik olarak, Türkiye’nin demokratik toplumsal değişim ve dönüşümüne yön verecek “ulusal  bilinç  ve toplumsal barış içinde  birlikte yaşama” kavramının taşıyıcı platformudur;
Türkiye Cumhuriyeti toprakları da bu platformun kurulduğu ana zemindir.

Bu topraklara Cumhuriyet gökten zembille inmedi.

Cumhuriyet, dünya’da  emperyalizme karşı verilen ilk anti-emperyalist kurtuluş savaşıyla,  hem emperyalist dış güçlere hem de hainlik yollarında mevzilenmiş iç güçlere karşı verilen amansız mücadeleler sonunda kuruldu. Kan ve ateş çemberinin içinden, Anadolu insanı’nın özverili dayanışma ve direnişiyle  geçildi.

Tarihi, tarihin diyalektiğiyle  uyum sergileyenler yazar.

Anadolu insanı, “özgürlük ve bağımsızlık” destanını böyle yazdı.
Emperyalizme ülkesini teslim etmedi, emperyalizmin kendisini esir almasına izin vermedi.
Ülkesini  böldürmedi ve onurunu  ayaklar altına aldırmadı. Cumhuriyet, 19 Mayıs 1919-30 Ağustos 1922 döneminde al kalpaklarıyla  “gökyüzüne saldırıya geçenler”in  ulusal devrimci başkaldırı ve  direniş ruhunun ve emperyalizm ile savaşta “Gazi” olmuş Anadolu insanı’nın yazdığı “özgürlük ve bağımsızlık destanı”nın somutlaşmış özüdür.

Tarihin toplumsal diyalektiğiyle uyumlu olmayan hiç bir hareketinse  amacına ulaştığına tarih  bugüne kadar tanık olmamıştır. Bundan sonra da olmayacaktır.

Bu bağlamda, etnik kökenli provokatif  eylemleriniz ve teorik sorunsaldan  yoksun  derme çatma ideolojik  yaklaşımlarınızın, tarihin yanıltmayan diyoptrisi ve vizörü’nden somut konumu ve görünümü  de böyledir.

İşte  bu nedenle, tarih  ve insanlık önünde, artık bir yol ayrımındasınız.

Türkiye’nin Kürt kökenli genç insanları, 

Önünüzde iki yol  var:

Emperyalizmin ülke içindeki  kışkırtıcı ajanları ve  tetikçileri olarak kalmak ve çıkmaz yolda ilerleyerek  Türkiye’nin demokratik  toplumsal değişim ve dönüşüm sürecine taş koyarken telef olmak,

Ya da,

Gerçekleri görerek silahı bırakmak ve emperyalizmin  saflarını terkederek,  Küresel Oligarşik Elit’in kara çanağına su taşımayı reddetmek.

Karar sizin..

Türkiye’nin anti-emperyalist  yurtsever güçleriyse, şaşmaz sezgi ve tarihsel deneyimlerinden aldıkları güçle; insanlığın özgürlük, bağımsızlık, ekmek ve barış için yüzyıllardan bu yana süregelen uzun ve  kararlı yürüyüşünde, tarihin diyalektiğiyle uyum içinde ilerlemeye devam edecek.

Mehmet Cengiz Yılmaz

 

yorum

Yorumlar kapalı.