Yeni Kan

0

Biri şaibeli veya sahte diploma ile cumhurbaşkanı olmuş. Üstüne gidip gerçekten araştırmasını yapmış, işin peşine düşmüş, bunu kabullenmemiş bir muhalefet hatırlıyor musunuz? Mecliste göstermelik bir soru önergesi verdirip gelen cevap karşısında ses çıkarmayan Kılıçdaroğlu ve ekibi değil mi?

17-25 Aralıkta rüşvetler belgelenmiş, ses kayıtları her tarafta. Ama biri “bu darbedir” deyip üstüne yatmış. Buna itiraz, hatta isyan eden muhalefet nerede? Mecliste bir fezleke, kabul edilmeyince de üstüne bir bardak soğuk su içen Kılıçdaroğlu ve ekibi değil mi?

15 Temmuz bir darbe girişimi olmuş, ama şüpheli yığınlarca unsuru hâlâ açıklık kazanmamış, kurulan araştirma komisyonu “aman daha fazla ileri gitmeme” komisyonuna dönüşmüş. FETÖ’nün siyasi ayağı belli; suç duyurusu yapan, savcılık önünde nöbet tutan, milleti de yanına alarak hesap soran muhalefet nerede? Birinin dediğini kur’an doğrusu olarak olarak kabul edip neredeyse kraldan çok kralcı kesilen Kılıçdaroğlu ve ekibi değil mi?

Halkoylamasında hile yapıldığı kesinleşmiş. YSK’ya mühürsüz oyları bile saydıramayan, oldu bittiyi kabullenip yine meclise dönen Kılıçdaroğlu değil mi?

Ergenekon’dan, Balyoz’dan başlayıp Rus uçağının vurulmasına, Yunanistan’ın bizim karasularımızdaki adaya askeri üs kurmasına kadar daha yığınlarca olay var. Hangisinde Kılıçdaroğlu hakkını vererek muhalefet yaptı?

Bugün çoğunluğun “nasıl olsa hile yaparlar”, “bir yolunu bulup iktidardan gitmez” inancında olmasının nedeni iktidarın gücü, kömür-makarna veya yandaş medya filan değil; ana neden Kılıçdaroğlu’nun muhalefeti meclise hapsetmesi, pısırık kalması, kavgadan kaçması.

Yukarıda sayılan olayların her biri, demokratik bir ülkede iktidarı devirmeye yeterli bir neden oluştururdu. Ama Kılıçdaroğlu hiçbir olayda gerekeni yapmadı. Birincisinde sesini güçlü olarak duyursa, direncini meclisin konforunun dışına da taşısaydı ikincisi, üçüncüsü olmazdı. Sarı öküzü bir kez verince gerisi kolay geldi. Gündemi hep Erdoğan belirledi, yönlendirdi; Kılıçdaroğlu hep başkasının belirlediği gündem içinde kaybolup gitti…

Bu iktidar bir çete. Demokrasiyi kuralları ile oynamamaya kararlı, bunu da zaten artık saklamaya bile gerek görmüyor. Nasıl olsa Bahçeli koltuk değneği, Kılıçdaroğlu kartondan kaplan! Peki, böyle bir konumda ben muhalefetimi mekanizmaları artık işlemeyen, çarkları artık dönmeyen meclisle sınırlandıracak kadar enayi miyim?

2019 rejim değişikliğinden önce son çıkış. Son ümit. Yaşamsal. Ülke halkoylamasında % 50 hayır demiş, büyükşehirler hep hayır çoğunluklu. Sanayiciler, gençler, üreten Türkiye karşı çıkmış. Yani iç dinamikler ve konjonktür benim lehime. Başka bir deyimle artik un var, yağ var, şeker var. Ama helvayı yapacak adam yok.

Aslında helva yapmasını bilen çok kişi var, ama Kılıçdaroğlu mutfağa oturmuş, yine helvayı yaptırmamakta kararlı. Partiden birisi ses çıkartıyor, haydi ihraç talebi ile disiplin kuruluna. Toplu homurdanmalar oluyor, “bunlar başkaları tarafından programlanmış işlemler”! Birisi de her açığı ortaya çıktığında “darbe” veya “üst akıl” gibi açıklamalarla bunların üstünü kapatmıyor muydu? Metod bulaşıcıymış meğer…

Etkin muhalefet için dürüst, zarif ve vatansever olmak yetmiyor. 2019’u kazanmak için kendine inandıracak, muhalefeti meclis dışına da taşıyacak, halkın her kesimine “bizimle daha iyi olacak” fikrini aşılayacak, üreticiye, sanayiciye güven, çalışanlara  ümit verecek, kavgadan kaçmayacak, Türkiye yollarını aşındıracak, herkese hoş görünmek için hiç kimseyi tatmin etmeyen karar(sızlık)lar yerine çizgisi gerçekçi ve Türkiye’nin hiç değilse %65’ini kucaklayacak programını açıklayacak bir lider gerek.

Bu ise Kılıçdaroğlu degil; hiç olamadı, bundan sonra olması da mümkün değil.

2019 devlet başkanı seçiminde CHP adayının ilk baştan ikinci tura kalması, daha sonra da CHP seçmenlerinin dışından da oy alarak % 50,01’e varması lazım. Yeni anayasadan sonra iktidar artik meclis veya muhalefet değil, kişi sorunu. Devlet başkanı kim olursa güç onun elinde olacak.

Bu lider Kılıçdaroğlu olabilir mi? CHP seçmeninin önemli bir kısmı bile böyle bir konumda şevkle, ümitle, güvenle değil, ancak eli mecbur olduğu için Kılıçdaroğlu’na oy verir.

Halbuki CHP bünyesinde bugün bu görevi üstlenecek, sesi artık duyulan dip dalgayı güçlendirecek, korkuya cephe değiştirtip AK Parti’yi hataya zorlayacak birçok kişi var. 2019’a kadar fazla vakit de yok, ama yapılması gereken çok iş var. Yani, yeni kan şimdi lazım, yine yumurta kapıya gelince değil.

2019’a Kılıçdaroğlu ile gitmek, ele geçmiş şansı yine elinin tersi ile itmek anlamında. Madem şimdilik CHP bunu görmek istemiyor, madem CHP benim oyum olmadan pısırık bir muhalefet, o zaman görevin bir kısmı da sana, bana düşüyor.

Yapabileceğiniz en küçük şey, hiç değilse bu yazıyı chp@chp.org.tr adresine iletmek olmalı. Telefonunuzdaki, tabletinizdeki, bilgisayarınızdaki “paylaş” düğmesine bir tık. O kapalı kapıyı binlerce kişi tıklarsa, içerilerden biri mutlaka gelip açar.

 

İbrahim Çakıroğlu

yorum

Yorumlar kapalı.