Son Durak

0

Yok, bu son durak birilerinin planlamış olduğu demokrasi tramvayının o durağı degil. 1 Kasım seçimleri de değil. Bu son durak, iki yıl içinde yapılacak bundan sonraki seçimler…

Gidip oyumuzu vermemiz, oyumuza sahip çıkmamız şartı ile 1 Kasım seçimlerinin getireceği tablo belli sayilir. AKP yine tek başına iktidar olabilecek 276 milletvekili sayısına ulaşamayacak. Hatta 260 civarında kalacağı için MHP’den milletvekili «transfer» ederek tek başına iktidar olma fikri bile askıya alındı, birkaç kişi ile olan öngörüşmelere son verildi. 7 Haziran sonrasının tekrar yaşanması, yeniden birkaç ay içinde seçime gidilmesi en küçük olasılık.

Ama ne olursa olsun, bu oluşacak hükümetin hayat süresi hemen hemen iki yıllık. Erdoğan’ın etkinliğinin erimeye yüz tuttuğu bir dönemde Erdoğan’ın çizdiği yol haritasına göre kurulmuş bir hükümetin daha fazla yaşama olasılığı ancak teorik. Uzun lafın kısası, tarihin Erdoğan’ın tramvayını durdurup kendisine «biletin buraya kadarmış» demesinin eli kulağında…

En kötü olasılıkla iki yıl. Nedeni bizde koalisyonların çok uzun hayatlı olmaması gibi genel nedenler değil. Biz ne kadar kötümser olursak olalım, Türkiye’nin sosyal yapısının bu kadar saçmalığı kaldıracak bünyede olmaması da değil. O kadar çok patlayıcı unsur bir araya geldi, bu unsurların hemen başucunda o kadar kıvılcımlar çaktırılıyor ki canımızın, bugünleri aratacak şekilde acımaması olanaksız. Dolayisi ile de bugünkü şartlarda kurulacak bir koalisyon veya dış destekli hükümetin bu ülkeyi gelecek normal seçim tarihine kadar götürmesi de artik imkansız.

Erdoğan, Batı dünyasını bıraktım, kendi dünyasında bile artık persona non grata, yani istenmeyen adam. Avrupa istemiyor, Amerika istemiyor, Rusya istemiyor; eski dostları Mısır, Libya, Tunus istemiyor; komşularımız Irak, Suriye, İran istemiyor. İsrail’i bıraktım, müslüman dünya bile istemiyor.

Erdoğan-Davutoğlu-Fidan üçlüsü bir Orta-Doğu politikasi başlatmıştı, çöktü gitti. Ama bunun sonuçları bitmedi, faturası yeni yeni geliyor. Son iki-üç yıldır «cihatçi teröre» verdiğimiz destek yalnız bizim için bir sır. Ama belgeleri herkesin elinde. Cumhurbaşkanlığı gizli ödeneğinden İstanbul’daki konaklama masrafları ödenen gruplar, malum TIR’lar, MİT koruması altında Türkiye’de tedavi gören terör lideri, halâ hergün sınırlarımızdan girip çıkan IŞID mensupları, ne isterseniz var. Erdoğan ilk baştan İncirlik’i açmak zorunda kalmıştı, daha sonra da Rusya Suriye’ye gelince tüm planlar alt-üst oldu. Yarı yolda bırakılan IŞID ise Ankara katliamı ile yetinmeyecek, eğer yeni hükümet içişleri bakanı doğruları çıkarmak değil geçmişi örtmeyi tercih ederse de çok daha kötü olaylar yaşayacağız. Doğrular ağır basarsa da bugün bizi ısıranları nasıl kendimiz yarattığımız ortaya çıkacak, sorumlular dolaylı olarak bile olsa parmakla gösterilecek.

Seçimlerden birkaç ay sonra Hakan Fidan MİT’den ayrılacak. İstenmediği için degil, artık istemediği için. Kendisine “güvenceli”, ilk el uzatıldığında ulaşılamayacak bir görev arıyor. Efkan Ala gibi pozisyonunun el vermemesine rağmen oraya buraya emir yağdiran kişilerin de yeni koalisyonda pozisyonları zayıflayacak. Yeni koalisyon da ister istemez bundan önceki Davutoğlu hükümeti gibi “sahibinin sesi” konumundan biraz uzaklaşacak. Erdoğan’in ise buna tepkisiz kalmasi, yeni durumu kabullenmesi imkansız, çünkü o zaman bu onun için cumhurbaskanlığı biter bitmez Yüce Divan’a gün saymak anlamına gelecek. Yasal limitleri biraz daha zorlayacak, bazı koalisyon kararlarına karşı çıkıp, elindeki son kozları oynayıp, hatta kaos ortamı yaratıp bundan faydalanmak isteyecek.

Hemen ilk aylarda olmasa bile 17 Aralık’in tekrardan masaya gelmesi kaçınılmaz. Oradan 25 Aralık’a ise bir adim var. Kirli çıkın açılınca ortaya dökülecekleri kimse bilmiyor. Haydi ben başkasının yalancısı olayım, Avusturya’daki boşaltılan hesaplardan sonra Singapur’da 1,5 milyar dolara alınan bir binadan bile bahsediliyor… Bilal’i İtalya’ya yollamakla bunlardan kurtulunmuyor.

Bunlara PKK çıkmazı, Erdoğan’ın yarattiği hukuğa güvensizlik nedeni ile Türkiye’ye artık gelmeye çekinen yabancı sermaye, ekonomik yavaşlama, seçim sonrasında oluşacak “acaba” soruları ve paniğe kapılacak yandaşların yaratmaya çalışacakları toplumsal kırılma çabalarını da ekleyin, kaçınılmaz olarak bilinmezlerin çoğalacağı bir dönem başlayacak.

AKP içinde de büyük bir huzursuzluk var. Sayıları hiç de az olmayan bir kısım, Erdoğan için “artık olmasa daha iyi olur” görüşünde. Kapalı kapı ardındaki homurtular artık “Erdoğan’a biat AKP’nin değil, Türkiye’nin de bile bile intihara götürülmesi” düşüncesine dönmüş durumda. Haa, daha çıkış yolunu onlar da bulabilmiş değil, ama böyle bir konumda 2017’de mecliste bir beşinci partinin oluşması artık büyük sürpriz olarak kabul edilemez. Tabii ki bu oluşursa, bunun da getireceği sancılar, böyle bir konumda hükümetin pamuk ipliğine bağlı hale gelmesi hep iki yil içinde başka bir seçimi gösteriyor.

Daha buna benzer birçok neden var ama yazının da okunabilecek uzunlukta kalması lazim. İlk aylar geçince çorap söküğünü hep beraber göreceğiz. Özetleyeyim : önümüzdeki aylar tan vaktinden önceki yoğun karanlik. Teyakkuza geçip, sonuca iki yil kalmışken inancımızı, kararlılığımızı kaybetmememiz gereken günler. Hepimize sabır, hepimize cesaret…

 

İbrahim Çakıroğlu

 

yorum

Yorumlar kapalı.