Referandum Diye…

0

Tamam, Nisan’da referandum göründü. Peki biz bunun ne anlama geldiğini iyi anlayabildik mi? Referandum bir genel seçim değil, evet de çıksa, hayır da çıksa AKP iktidarı devam edecek, Meclis’deki sayılarında bir değişiklik olmayacak, bakanlar kurulu aynı kalacak. Referandum cumhurbaşkanı seçimi de değil, sonuç ne olursa olsun Erdoğan yine cumhurbaşkanlığını sürdürecek.

Bu referandum, anayasada yapılmak istenen değişikliklerin, Meclis çoğunluğu elde edilemediği için halk oyuna sunulması. Evet denilirse anayasa değişecek, hayır denilise bugünkü anayasa geçerliliğini koruyacak.

O zaman geriye yaslanıp bu değişikliklerin neler getireceğini, neler götüreceğini sakin kafa ile inceleyip kararımızı ona göre verme zamanı değil mi?

“Anayasa değişince istikrar gelecek, terör bitecek, Türkiye şahlanacak” gibi sloganları bir tarafa bırakalım. Bugün zaten AKP istediği kanunları çıkartabiliyor, referandum evetle sonuçlanırsa daha fazlasını yapabilecek değil. Anayasa değişti diye terörün de biteceği yok, bu adamlar zaten kanun dışı adamlar. Ordu veya polise de daha fazla yetki veya daha fazla imkan verilemeyeceğine göre bu konuda da değişen bir şey olmayacak.

Neyse, genellemeleri bırakıp evet çıkması halinde olabilecek ve senin, benim hayatımızı etkileyecek konulara gelelim.

İlk baştan Meclis ve milletvekilleri ikinci plana itilmiş olacak. Öyle ya, cumhurbaşkanı ülkeyi kararnamelerle, yani cumhurbaşkanlığı fetvalarıyla yönetebilecek. Meclis’de milletvekilleri maaşlarını alan ama yetkileri ellerinden alınmış fonksiyonsuz, hatta neredeyse gereksiz kişiler haline düşmüş olacaklar. Bugün bile senin sorunlarınla ilgilenmeyen milletvekili yarın senin yanına uğramasa bile olacak.

Cumhurbaşkanı istediği kişiyi cumhurbaşkani yardımcısı, yani bugünkü “devlet bakanı” gibi atayabilecek. Şimdiden Enerji Bakanı damat, yarın Sümeyye’nin başkan yardımcısı, Bilal’in Eğitim Bakanı olmayacağını kim garanti edebilir? Üstelik hiçbir seçmen önünden geçmeden, sana bana hiçbir program sunmadan…

Ama bu işin ucunun sana bana dokunacağı ilk ve en büyük konu ekonomi. Bizim ekonomimiz dışa bağımlı. İhracat yapıyoruz, turizm sektörümüz en fazla döviz kazandıran sektörlerden biri. Dışarıya sattığımızdan daha fazlasını, petrol ve doğalgaz alımları nedeniyle yine dışarıdan alıyoruz. Diğer döviz gelirlerimiz bu aradaki farkı kapatmaya yeterli değil; bunu yabancı ülkelerden aldığımız borç ve yabancı ülkelerden gelen yatırımlarla kapatıyoruz.

Bize sunulan anayasa değişikliği metni, cumhurbaşkanına hiçbir demokratik ülkede olmadığı kadar denetim dışı bir yetki sağlıyor ve cumhurbaşkanından hesap sorulamıyor. Yabancı ülkeler de doğal olarak bu gidişe kaygı ile bakıyorlar.

Öyle olunca da, kendileri de bundan etkilenebileceği için yatırımlarını azaltacak ve yavaş yavaş hukuk sistemleri daha oturmuş, daha güven verici ülkelere kaydıracaklar. Yani istihdam azalacak, senin oğlun, benim kızım iş bulmakta biraz daha zorlanacak, bulsalar da daha düşük maaşla çalışacaklar.

Turizm zaten kriz döneminde. Kapalıçarşı’da kapanan dükkan sayısı tavan yapmış, Kuşadası’nda tüccar kan ağlıyor. Tatil köylerine et, süt, sebze veren üretici kara kara düşünüyor. Oteller bundan önceki cirolarının yarısını yapamıyorlar, onlar da eleman çıkarıyor.

Döviz çalkantılı dönemde, adı söylenmeyen bir devalüasyon yaşadık, hâlâ ne olacağı belli değil. Dövizin artışı demek, kaçınılmaz olarak fiyatların artışı. Maaşlar aynı kaldığı için oradan buradan kısacağız. Ama bu da çare değil, çünkü bu durumda tüccarlar da daha az kazanacak, onlar da maliyet unsurlarından kısacak, bazıları personel çıkaracak ve kısır bir döngüye girmiş olacağız.

Uzatmayayım. Bu referandumdan hayır çıkarsa en kötü halimiz bugünki gibi. Ülke hepimizin, iktidar aynı, cumhurbaşkanı aynı. Ama evet çıkarsa, biz ülke içinde ne yaparsak yapalım, ekonomi yavaşlayacak, riskler artacak ve faturasını maaşlarını almaya devam edecek milletvekilleri değil, bizler ödeyeceğiz.

Onların tuzları kuru. Olan senin benim gibi çalışma, ailesini geçindirme zorunda olanlara olacak.

Şöyle bir geriye yaslanıp kararımızı sakin kafayla oluştursak…

 

İbrahim Çakıroğlu

yorum

Yorumlar kapalı.