Hangi Milli İrade?

0

Evetçilerin söylediği ne? Yeni anayasa istikrar demek!

Ne de olsa anayasa değişirse bir tek cumhurbaşkanının sözü geçecek, başbakanlık ortadan kalkacak ve bakanları cumhurbaşkanı istediği gibi atayabilecek.

Bundan sonraki ilk seçimlerde Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçildiğini, ama aynı gün yapılacak genel seçimde ise AK Parti’nin Meclis’de çoğunluğu elde edemediğini varsayalım.

Tamam, cumhurbaşkanı yetkili, ama bakanlarını hangi partiden atayacak? AK Parti desek o zaman genel seçimler ne işe yarıyor, niye yapılıyor? Diğer partilerden desek, Erdoğan kendi düşüncelerini paylaşmayan bakanlarla nasıl çalışacak?

Esas böyle bir sistem istikrarsızlığın daniskasını getirir. Cumhurbaşkanı bir kanun değişikliği yapmak istiyor ama bu öneri Meclis tarafından reddediliyor! Kimin dediği olacak?

Kanun hükmünde kararname mi? O zaman da Meclis’in görev ve varlık nedeninin açıklanması lazım. Ana görevini yapayacak bir meclis niye seçiliyor bu durumda?

Parlementer sistemde bu çok belirli. Başbakan seçimleri kazanan partiden veya en kötü olasılıkla koalisyon partilerinden birinden. Yani Meclis’deki çoğunluktan. Bakanlar da bu parti veya partilerden olduğu için bir uyumluluk sağlanmış.

Cumhurbaşkanı kanun önerilerini bir kez veto etme hakkına sahip, ama güç Meclis’de, yani milli iradede. Aynı öneri tekrar cumhurbaşkanına götürülürse ikinci kez veto hakkı yok. Bir kişinin değil, çoğunluğun dediği oluyor. Ve Türkiye yoluna devam ediyor.

Avrupa ülkelerinde başkanlık veya yarı başkanlıkla yönetilen ülkelere bir göz attığımızda başkan ile başbakanın aynı partiden olmadığı birçok dönemi görüyoruz. İdeal bir konum olmasa da sistem işlemiş, ülke bloke olmamış. Ama bu ülkelerin tamamında, meclisde çoğunluğu oluşturan partiden gelen bir başbakan ve başbakanin atadığı bakanlar var. Bunu ortadan kaldırınca sistem çöküyor. Aynı çok iyi bir arabada vites kutusunun çıkartılıp yana konulması gibi. O araba ancak vitrinde etki yaratır ama kimseyi bir tarafa götürmez.

7 Haziran seçimlerinin bu önerilen anayasa ile gerçekleşmiş olduğunu düşünün. O tarihte başbakanlık için Meclis’de çoğunluğu sağlayacak bir koalisyon oluşmadığı için seçim yenilendi, halk yani milli irade bunu kabullendi, isyan etmedi.

Aynı sonuç önerilen anayasa ile çıksaydı ne olurdu zannediyorsunuz? Erdoğan buna rağmen bakanlarını AK Parti’den atasa en büyük olasılık milletin birbirine girmesi olmaz mıydı? Bir parti genel seçimleri kaybetmiş ama hâlâ ülkeyi yönetmeye devam ediyor! Kim kabul ederdi bunu?

İnsan bir şeyin değerini kaybettiğinde anlarmış. Elimizdeki parlementer sistem her şeye rağmen kötülerin en iyilerinden. AK Parti’nin bile açıklamakta güçlük çektiği, yeni anayasanın getireceği sakıncaları göz önüne almadan içi boş sloganlarla milleti ikna etmeye çalıştığı bu anayasa değişikliğini onaylamak, Türkiye’yi bilinmezlere taşımak olur. Gereksiz yere alınan riskler, denetimsiz mutlak iktidar Türkiye’nin bugünkü ihtiyacı değil.

Ana amaç Meclis’i, yani gerçek milli iradeyi devre dışı bırakmak. Türkiye’yi kişiye endekslemek, bir kişinin tercih ve kararlarına bağlamak.

Benden olanlar ve benden olmayanlar şeklinde ülkeyi kutuplaştırmak, ülke birliğini kolay kolay tamir edilemez şekilde harap etmek. 

Bir kişinin hırsına, hırsızlığına koskoca ülkeyi feda etmek. Oy sizin, akıl sizin, vicdan sizin. Elinizde bir imkan varken…

 

İbrahim Çakıroğlu

 

yorum

Yorumlar kapalı.