Güle Güle Fetö, Hoşgeldin Tarikat

0

Bize ne anlatıldı? Gülenciler terör örgütü ilan edildi, devlet mekanizmalarından temizlendi, bundan sonra atamalar liyakata göre yapılacak filan değil mi?

Dedemin deyimi ile saçaklı palavra, yani yalanın âlâsı… 15 Temmuz sonrasındaki ilk dönemde işlerine son verilen kişilerin yerlerine atanacak isimlerin belirlenmesinde bir bocalama yaşadılar, ama çok çabuk kendilerine gelip yine eski alışkanlık ve tercihlerine döndüler.

Bugün bir tarikat üyesi olmayan birinin önemli bir göreve gelmesi söz konusu değil, bir tarikata bağlı olmak artık öncelikli kriter. 

Birisi Ankara’yı parsel parsel satmıştı, şimdi de Ankara’dakiler Türkiye’yi parsel parsel tarikatlara teslim ediyor. Alın size özet listesi :

Nurcular, İsmailağacılar ve Süleymancılar İstanbul’da, Iskerder Paşa’cılar İstanbul ve Ankara’da, Erenköy’cüler İstanbul, Ankara ve Konya’da. Kadiri Muhammediye İstanbul, Ankara, Kayseri ve Düzce’de. Cerrahiler İstanbul ve Bursa’da. Uşakkiler İstanbul, Ankara, Bolu ve Çorum’da. Hizb-ut Tahrir İstanbul, Ankara, Van ve Urfa’da. Menzilciler İstanbul, Ankara, Sakarya, Adıyaman ve Afyon’da. Melaniler İzmir, Manisa ve Aydın’da. Galibiler Ankara ve Antalya’da. Hakikatçılar Bursa, Sakarya ve Düzce’de. Kayseri Nakşibendi Yahyalı’lardan, Kütahya Halveti Sabaniye’cilerden, Trabzon İcmalcilerden soruluyor.

O kadar ki bu tarikatların arasında açık rekabet başlamış. Nasıl olsa 15 yıllık iktidar sonunda atanan kişilerin tamamı AK Parti’li olmuştu, şimdi koltuk kavgası mecburen kendi aralarında. Diploma, yeterlilik, tecrübe filan hak getire; ballı yerlere atanacak kişilerin ilk önce Erdoğan’a şirin görünmesi, daha sonra da bir tarikat üyesi olması lazım.

Kim kimi esir almış bilmiyorum: bir tarikattan biri iyi bir yere atanınca hemen diğer tarikatlar devreye giriyor, kendileri için de iyi bir atama istiyorlar… ve elde ediyorlar.

Fethulahçılar bunların arasındaki fark? Fethulahçılar devlet kademelerine sızmalarını sinsice, kimliklerini saklayarak yapıyor, hatta teşkilattakilere “eşinin başı açık olsun”, “gidip bazı yerlerde rakı içerken görünün” gibi talimatlar veriyorlardı. Bunlarda böyle bir şey yok; atamaları davul zurna ile duyurup tekbirlerle kutluyorlar.

Ama Fethullah da devletin dibini oyuyordu, bu tarikatlar da. Erdoğan dün Fethullah’a her istediğini veriyordu, bugünde bu tarikatlara her istediklerini veriyor. Erdoğan’ın görüşü, bu tarikatlar birbirleri ile rekabette oldukları için kendisine yakın olmaya mecburlar, Fetö gibi darbeye filan kalkışamazlar. Erdoğan da bu şekilde kritik yerleri sözünü emir olarak kabul etmekten başka çaresi olmayan adamlarla doldurmuş oluyor.

Hatırlayalım, Ak Parti’nin ilk dönemlerinde Erdoğan’ın en büyük şikayetlerinden biri devlet mekanizması içinde her dediğine evet demeyen, mevzuat ve kanunlara göre hareket eden bürokratlardı. Liyakat, yeterli eğitim, entellektüel kapasite filan dese yine aynı sorunlar olacak, en iyisi buralara kendisine mecbur adamlar atamak. Bunun için de en iyi kaynak tarikatlar, hiç değilse adamların sermayeleri din, Ak Partili oldukları belli.

Haa, ne mi oluyor? Fetocu faşistler okumuş, kendi sahalarında iyi eğitim görmüş, devlet çarklarının nasıl döndüğünü bilen adamlardı. Ak Parti iktidarının ilk iki döneminde icraatları ile Ak Parti’ye epey oy kazandırdılar. Bu tarikatçılar ise boş teneke, el etek öpüp akıllarının ermediği, zaten olmayan eğitim sahaları dışındaki mevkilere atanan emir kulları. Erdoğan bir gün herhangi bir konuda şöyle olsun diyor, bu adamlar ertesi gün bu uygulamanın artı ve eksilerini bile tartmadan gereğini yapmaya soyunuyorlar.

Özgeçmişlerinde yazdıklarına bakmayın, çoğunda yabancı dil, doğru dürüst bir üniversite diploması bile yok. Lafla peynir gemisi, duayla, üfürükle de devlet mekanizması yürümüyor. Yani bile bile lades, bürokrasi ortadan kaldırılıyor, devlet çarkları çalışamaz hale getiriliyor.

İktidarı ele geçirmek, tüm kontrolü eline almak için Erdoğan Fetocu dincilerle işbirliği yapmıştı, şimdi de iktidarda kalabilmek için tarikatçılarla işbirliğinde. Fetcuların foyası 13 yıl sonra çıkmıştı, görünen o ki tarikatçıların boyası 3 yıl bile tutmayacak.

 

İbrahim Çakıroğlu

yorum

Yorumlar kapalı.