Akıl Başta, Dolar Beşte

0

Bu adamlar ya gerçekten cahil, ya da herkesi aptal yerine koyuyorlar.

Euro ve dolar alıp başlarını gidiyorlar ya, ekonomi bakanı Nihat Zeybekçi “dış güçler”, başbakan yardımcısı Mehmet Şimşek “Merkez Bankası’nın gerekeni yapma imkanı vardır” ve cumhurbaşkanı “eline silah alanla elinde döviz tutanın arasında fark yoktur, ikisi de teroristdir” diyor…

Geçen haftalarda dolar bozdurma seferberliğini açanlar da bunlar. O zaman euro 3,5 TL iken 1.000 euro bozduranın zararı 500 TL! Kılavuzu karga olanın…

Bu cahillerin anlamadığı bir şey var : döviz piyasası bir sistem, karşısına alıp hikaye anlatabilecek muhtar veya mehter takımı değil. Bir taraftan gelecek emirlerle degişmeyecek kendi kuralları var. Kurallara uyan sistemden faydalanır, uymayan hava civa alır. Aksini söylemek, şarjı bitmiş cep telefonuna “eyy telefon, şebekeye bağlan, yoksa seni parçalarım” demekten başka bir şey değil…

Nihat Zeybekçi’ye göre yabancı fonlar hızla Türkiye’den çıkıyormuş! Yahu adam benim babamın oğlu mu ki para kaybedeceği yerde kalsın? Adam sıcak para getirirken amenna, götürürken dış mihrak… Bunu söyleyen de ekonomi bakanı!

Dışarıdan birinin dövize baskı yapabilmesi için ilk baştan Türkiye’ye TL sokması lazım. Başka türlü neyle döviz alacak? Böyle bir şey yok, bu dış mihrak lafı “çuvalladık”ın Türkçe meali!

Merkez Bankası’nın da yapabileceği fazla bir şey yok. Bu hafta repo ihalesi yapmadı, yani piyasaya TL sürmedi, dövize yüklenmede biraz nefes alındı; elinde daha ucuza alınmış döviz olan bunları daha yüksek kurdan satıp kârını bir tarafa koydu. Döviz gerileyince yine alacak ve pariteyi yukarıya çekecek. Tam “keriz silkelemecilerin” istedikleri ortam!

Merkez Bankası haftalardır piyasaya döviz sürüyor, yangının söndüğü yok. Çok daha fazla döviz sürecek hali de yok, çünkü elindeki kullanılabilir döviz miktarı 30 milyar dolar civarında. Türkiye’nin bu yıl ödemesi gereken dış borç 120, cari açık 50 milyar dolar.

Türkiye’de döviz kredisi kullanmış şirket sayısı 27.000. Bunların yarısından fazlasının gelirleri ise yalnızca TL. Borç vadelerini bekleseler, vade geldiğinde hasaplananın çok üstünde maliyet oluşacak; dövizi şimdiden alıp bir yana koysalar zaten nakit sıkıntısındalar,  sıkıntı daha da artacak. İki ucu boklu değnek, ama riskini azaltmak isteyen yine de döviz daha azmamışken tedbirini alacak.

Erdoğan faiz oranlarının arttırılmasına karşı, çünkü öyle olursa ekonomi yavaşlayacak, maliyetler ve enflasyon artacak. Ama TL’de artık negatif reel faiz oluştu. Yani yıl başında 1.000 euro karşılığı TL’yi bankaya bağlayan kişinin yıl sonu satın alma gücü, euro/TL paritesi bütün yıl sabit kalsa bile, 970 euro civarında olacak. Bile bile ladesi, buyursun, isteyen oynasın.

Bir paranın direnci kırılmaya görsün, iktidarda padişah olsa o para yine çöker. Bizdeki gidiş ise hiç iyi değil, yıl sonundan önce dolar beşe dayanırsa kimse şaşırmasın.

Tamam, ama başka bir sorunumuz daha var. Bizdeki seçimler, eğer öne alınmazsa, 2019’da; o zamana kadar da ekonomiyi batırmamak lazım. Bunun için de döviz gerekiyor. Artık dışarıdan gelmeyeceğine göre de… Kulislerde dolaşmaya başlayan fikir? Bir kararname ile Türkiye’deki kişisel döviz hesaplarını TL’ye çevirmek!

Son zamanlarda iktidara yakın kısmın yurt dışında gayrimenkul almasını, banka hesapları açtırmasını da göz önüne alınca…

Milli seferberlik canım, valla başka bir şey değil.

 

İbrahim Çakıroğlu

yorum

Yorumlar kapalı.