40 Katır mı, 40 Katar mı?

0

Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen ve Bahreyn, Katar ile diplomatik ilişkilerini kesip havasahası ve karasularını bu ülkeye kapattılar. Bu karar Türkiye’yi etkilemeyecek mi sanıyorsunuz?

Diplomatik ilişkilere son vermek neyse, ama havasahası ve karasularının kapatılması, aslında silah kullanılmayan bir savaş ilanı anlamında. Katar cep kadar, Basra körfezine sıkışmış bir ülke, parası bol ama her bakımdan dışa bağımlı. Gıdasının % 90’ını Suudi Arabistan’dan ithal ediyor. Bu durum iki ay sürsün, içecek su bile bulamazlar. Uzun lafın kısası, Amerika Katar’dan istediklerini eninde sonunda alacak, Katar’a diz çöktürtecek.

Gelelim bu olayın Türkiye ile olan ilişkisine. Hangi akla hizmetse Türkiye Nisan 2016’da Katar’la bir askeri işbirliği anlaşması yaptı; para nereden gelirse gelsin kafası ile Finansbank, Digitürk ve birçok başka kuruluşu Katar’a sattı. Erdoğan ailesinin Katar emiri ile olan kişisel ilişkileri de çok güçlü, çeşitli nedenlerle bu ilişkileri askıya alması, son vermesi kendisi açısından çok zor.

Katar radikal islamcı terör örgütlerine mali destek veriyor, ama bunu direkt olarak yapacağına, ağırlıklı olarak Türkiye’yi kullanıyordu. Silah mı lazım, para Türkiye’ye, silahlar DAEŞ’e. Cephede yaralanan mı var, para Türkiye’ye, tedaviler bizim güneydoğudaki özel hastanelere. İki yıl öncesini hatırlayın, bu kişiler Ankara’dan gelen emirlerle bizim sınırları sabah git – akşam gel vardiyası ile kullanır hale gelmişlerdi. İşin bu boyutu sona erdi ama parasal ilişkiler hâlâ devam ediyor. Katar Türkiye’nin en önemli finansörü haline geldi.

Tabii ki bu finans ilişkileri sadece normal bankacılık veya yatırım ilişkileri değil. Her tarafta “nemalanma” devam ediyor. Erdoğan’ı artık gözden çıkaran Amerika ise Rıza Sarraf dosyasında olduğu gibi burada da iz sürüyor. Katar’dan istedikleri şeylerden birisi, Türkiye’ye bizim ödemeler dengemizde “net hata” olarak görünen kaynağı belirsiz transferlerini durdurması. Sonuç : yıl sonundan önce TL’nin değer kaybı, çift haneli enflasyon!

Yalnız bu da değil tabii. Amerika Katar’dan radikal islamcı terör örgütlerine verdiği desteği kesmesini de istiyor. Şartlardan biri de Hamas ve Müslüman Kardeşler liderlerinin Katar’dan atılması.

Türkiye için zurnanın zırt dediği esas yer burası.

Katar bu istenmeyen adamları hangi ülkeye gönderecek dersiniz? Yazın bir tarafa, Türkiye’nin bu kişileri kabul etmesi en büyük olasılık.

Bu ise Türkiye’nin başına yeni çoraplar örecek bir karar olacak. Amerika’nin istediği yalnızca bu liderlerin Katar’dan ayrılması değil, aynı zamanda etkisiz hale getirilmeleri.

Katar’ın bu baskıları göğüsleyip ülkelerini birkaç ayda yaşanılmaz hale getirmeyi göze alması söz konusu bile değil, mecburen boyun eğecekler. Bu liderler için şu anda sözlerini geçirebilecekleri tek ülke ise Türkiye. Daha doğrusu Erdoğan.

Öyle olunca da baskılar bu kez Türkiye’ye yönlendirilecek, Türkiye Batı dünyasından biraz daha kopacak.

Bu risk teorik bir risk değil, kendi kendine oluşmuş bir tehlike veya başka ülkelerin arzusu değil. Türkiye’nin hatalı, vizyonsuz, mantıksız tercihlerinin sonucu. Götürüldüğümüz karanlık yol.

Ilk baştan Suriye bataklığına kendimiz girdik. Güney sınırımızda Kürt oluşumuna izin verilmeyecekti, YPG Irak sınırı ile Firat arasındaki 500 kilometreye yerleşti. Amerika ile hareket edip Rakka’ya kadar gidecektik, Amerika YPG’ye ağır silah vermeyi tercih etti, yine açıkta kaldık. Kârımız 2,5 milyon Suriyeli mülteci, şimdiye kadar yapılan 30 milyardan fazla harcama. Ve boşu boşuna verilmiş onlarca şehit!

Gelinen yerin nedeni Türkiye’nin hep ikili oynaması, şark kurnazlığını kendine ilke edinmesi. Ümmeti millete, kişisel çıkarları ülke çıkarlarına tercih etmesi.

Artık aldatılmadıklarını, bizi aldattıklarını anlamanın zamanı değil mi?

 

İbrahim Çakıroğlu

yorum

Yorumlar kapalı.