CIA ile Sohbet

0

Zamanında CIA’da çalışmış ve kitle imha silahları uzmanı olarak direktöre rapor vermiş, şu an emekli bir kadınla tanıştım… İki saat sohbet ettik.

Hatun ömrünün yarısını Rusya ve Orta Doğu’da geçirmiş. Görevi bu silahları bulup, rapor etmek. Sohbetimizi çok ilginç buldum, paylaşıyorum.

Bunlar gizli bilgiler değiller. Uzun biliyorum ama, ilgilenenlere:

– Buğra: Yahu nedir bu Irak savaşı olayı, bir anlat.
– Irak’ta kitle imha silahı olmadığını 19 kez rapor ettim. Her seferinde biraz daha bak, işini iyi yapmıyorsun dendi. Sonra emekliliğine 3 sene kalmış ve işinden atılma riski taşıyan bir analist buldu silahları ve bu rapora dayandırılarak savaş başladı.
– Biliniyordu yani olmadığı.
– Evet…savaşın çıkarılma sebebi Saddam’dan kurtulmaktı.
– Neden peki?
– O dönem ülkeyi neokon’lar yönetiyorlardı. Bu grup ağırlıklı olarak dış politikalarını İsrail endeksli yaparlar.
İsrail bölgede güçlü lider istemez, kim olursa olsun, tehdit olarak algılar. Saddam güçlü bir liderdi, bu yeterli.
– Peki ne oldu, şimdi durum daha mı iyi?
– Çok daha kötü. Büyük bir aptallıktı yapılan. İki tane radikal örgütü beslersin, gidip öldürürler, iş biter. Ama bir mesaj verilmek istendi, artık Sovyetler Birliği yok, dengeli uluslararası siyaset yok, heryerin patronu biziz mesajı… Yüzümüze gözümüze bulaştırdık.
– Peki şu an neokon’lar zayıf görünüyorlar, öyle mi?
– Evet. Onun için İsrail etkisi de azaldı.
– Seçimlerde ne olur?
– Önemli değil, neokonlar kazanmayacak, önemli olan bu. Diğer grupların aralarında ki farklar grinin tonları. Cumhuriyetçilerin değişmek için enerjileri yok.
 Obama’nın değişim enerjisini bir hatırla. Bu hala demokrat partide var. Cumhuriyetçiler Trump ile bu enerjiye karşılık oluşturmaya çalışıyorlar ve bu enerjiyi kanalize etmek ama çalışmaz… Aynı şey değil.
– Nasıl yani fikirler değil enerjiler mi çatışıyor?
– Aynen, siyaseti enerjisi olan belirler, fikri olan değil. Şu an bu enerji demokratlarda. Trump’ta enerji var ama dedim ya, aynı şey değil.
– Peki enerjiyi fikir oluşturmaz mı, tavuk yumurta olayı?
– Hayır…kendini geride kalmış hisseden bir grup yeter artık der, ben de varım, o enerji birikir, birisi gelir bunu kanalize eder.
 O ortamda söylenen çok önemli olmaz. Önemli mesaj hep aynıdır: biz de varız. Çok basittir. Zaten bu en güçlü siyasi mesajdır.
Tüm denklem, tüm fikirler bunun üzerine kurulur. Siyasi lider de böyle doğar. Kitlelerin biz de varız çığlığını en iyi ifade eden, lider olur.
Bu kadar. Kitlelerin fikrini de zaten liderler belirler, ne deseler doğru olur. Biz de varız diyen kitle ile iletişim ile ilgidir herşey.
– Orta Doğu’ya dönelim, İran anlaşması?
– Akıllıcaydı, ama bunun için İsrail nefret ediyor Obama’dan, bu onları çıldırttı… En büyük risk İsrail için İran çünkü.
– Peki oraya da girilir mi?
– İmkansız, tek bir kişi yok ki İran’da, kimi indireceksin? Ayrıca Saddam kağıttan kaplandı, İran bildiğin kaplan.
Zaten İrak sonrası kimse cesaret edemez böyle bir şeye. Ekonomik ambargo çok daha güçlü bir silahti, çok da iyi uygulandı. Yani aslında İran’a girildi ve çıkıldı.
– Irak ne olacak?
– Kimse bilmiyor. Biden 3’e bölmek istiyor, Arap, Shia ve Kürt olarak. Ama buna destek yok çünkü Kürtler petrol üzerinde oturuyorlar, bu bölünme hiç bitmez savaşlara sebep olur.
– Esad?
– Dedim ya, güçlü liderler sevilmezler.
– Eh hani neokonlar zayıflardı?
– Zayıf dediysem sıfır değiller. Suriye’ye girildi mi? Hayır. Bu sana bir şey söylemeli.
– Yahu koskoca Amerikanın bu kadar basit midir siyaseti?
– Bu kadar basittir, doğru sinyalleri okursan, dışarıdan olan biteni gayet rahat anlarsın.
– Peki İŞİD?
– Esad’ı çeteler devirsin diye her türlü para ve malzeme yardımı yapıldı. O arada bu çetelerden bir tanesi çok büyüdü. İŞİD budur.
Çok akıllı insanlar var kadrolarında, teknolojiden tut, finansman, halkla ilişkiler, her konuda uzmanları var.
Orta Doğu’da şu an, hangi alan olursa olsun, uzmanlığın neyse, en iyi parayı İŞİD veriyor… Çok basit.
– Peki Erdoğan yardım ediyor mu İŞİD’e?
– Delirdin mi? Elbette hayır. Hiç bir ciddi devlet önemli işleri açık açık yapmaz. Herşeyden önce Nato üyesi, yardım etmek istese de müsade edilmez.
– Nasıl müsade edilmez?
– Nato’dan çıkartırız dersin, o yeter. Zaten pişmanlar Nato üyesi yaptıklarına, çıkarmak için mazeret arıyorlar.
– Neden?
– Çünkü Türkiye’nin önemi azaldı. Bir artı olarak görülmüyor.
– Nasıl değil?
– Teknolojik olarak çok geri kaldı. Tankla tüfekle yapılan savaşta Türk’ten iyisini bulamazsın. Ama savaşlar artık tankla tüfekle değil, bilgisayar başında yapılıyor, ekonomik ambargo ile yapılıyor.
– Peki Amerikanın rakibi kim, askerlik alanında?
– Çin, açık ara.
– Bir üçüncü dünya savaşı yakın mı?
– Eski kavramlarla okuyamazsın olan biteni. 3. dünya savaşı yapıldı bitti, ABD kazandı, Sovyetler Birliği kaybetti.
4. dünya savaşı da yapıldı bitti, o da teknoloji ve bunun kültür üzerine etkisi üzerineydi. Onu da ABD kazandı.
Şu an beşincisi yapılıyor, global alan kontrolü. Onda da ABD önde.
– Peki nasıl oldu MİT tirları falan?
– Sınırın bir tarafında para var, diğerinde malzeme… Denklemi böyle kurarsan önüne geçemezsin. Paranın olduğu yerde çözümler her zaman vardır.
Bu Erdoğan siyasetidir anlamına gelmez. Dünyanın en kolay işidir rüşvet verip iş yaptırmak, özellikle Orta Doğu’da.
Bakanlar bile sıraya girerler, yeter ki İsviçre bankası hesap numarası ver.
– Peki Erdoğan’a nasıl bakılıyor?
– Büyük hayal kırıklığı. Radikalleşmeye engel olsun diye desteklendi, daha kötü oldu. Ama kötünün iyisi, ne yapacaksın?
– Türkiye’de ordu ne kadar etkili?
– Çok, her zaman esas patron onlardır.
– Hala mı?
– Hala.
– Nasıl ya?
– Nasılı var mı, Mısır’da ne oldu? Türk ordusu çok daha etkili Mısır ordusundan…batının en büyük korkusu radikalleşme.
Tehdit gördük indirdik dediler Mısır’da, kimse sesini çıkarmadı. Türkiye’de niye farklı olsun?
– Peki bir sürü general hapse girdiler falan?
– Sonra çıktılar, itibarları da iade edildi, haksız mıyım? Onlar da öğrendiler akıllı oynamayı kartlarını. Eskiden açıktan etkiliyorlardı, şimdi sessizce. Varsa düşmanın, sessiz olandan kork… 🙂
– Rusya?
– 20 sene sonra Nato’ya katılırlarsa şaşırmam… Eski çekişme yok aramızda, çekişmek için sebep kalmadı.
Rusya bölgede güçlü olmak istiyor, biz de çok karşı çıkmıyorz çünkü artık bölge bizim için önemini yitirdi.

Bir tek İsrail varlığı bölgeyi önemli kılıyor, yoksa petrol artık her yerde var, su gibi.

Konu İsrail…

Buğra Bakan

 

yorum

Yorumlar kapalı.