Eşcinsellik

0

Taassup cahilliğe dayanır. Bundan dolayı taassubu olan cahildir.
İlim mutlaka cahilliği yener, o halde halkı aydınlatmak lazımdır.
– Mustafa Kemal Atatürk

 

Eşcinsellik konusunu bir Atatürkçü olarak irdelemek istiyorum. Aslında bilimsel bir konuyu tutup da bir ideolojinin bakış açısıyla irdelemek komik gibi gelebilir ama gerçek şu ki Atatürk “benim manevi mirasım ilim ve akıldır” demiştir.

Bence bugün Türkiye’nin bir numaralı sorunu cehalet ve çağ dışılık. Çağ dışılık derken insanların çağ dışı bilgilere sahip olmasını, bilimsel olarak, 100 sene öncesinde yaşamasını kastediyorum. Bu ekonomi, spor, TIP ve daha birçok alanda kendisini gösteriyor. Modern bilimin onlarca yıl önce çürüttüğü şeylerden habersiz bir şekilde, insanlar yanlışları doğru olarak savunuyor.

Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fenin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir. – Mustafa Kemal Atatürk

İnsanoğlunun en sevmediğim özelliği küçükken kendilerine öğretilen şeyleri sorgulamamasıdır. Mesela bir köpeği düşünün. Köpeğe küçükken bir şeyler öğretirsiniz ve o, asla sorgulamaz. Ne öğretirseniz onu yapar. İnsanlar da aynı şekildedir. Küçükken ona bu doğru, bu yanlış, senin bu konudaki düşüncen bu olacak dersiniz ve insanlar öyle olur. Sadece en zeki insanlar sorgulayabilir ve sürüden ayrılıp kendi bağımsız fikrini edinebilir.

İnsanları hayvanlardan ayıran en önemli nokta öğrenme yeteneğidir. İnsanlar, hayvanların aksine, pek çok şey öğrenebilir ama asıl önemli olan, insanı asıl üstün yapan sorgulama yeteneği, yani kendisine öğretilenlerin doğru olup olmadığını anlama yeteneğidir ki bu da çok az insanda görülür.

Toplum insanlara bir şeyler öğretiyor ve insanlar koyun sürüsü gibi o değerlere bağlı kalıyor. Çok az insan sorgulayabiliyor.

 

Öğretmenler, Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister. – Mustafa Kemal Atatürk

Atatürk bu sözü söylerken tam da bu konuyu hedef almıştır. Küçükken kendisine öğretilenlere sorgulamadan körü körüne inanmayan veya bir ideolojinin esiri olmayan gençler istemiştir!

Eşcinselliği çocuk yaşından itibaren ayıp, kötü ve çirkin olarak öğrenen bir insan daha sonra belli bir ideolojiye sahip oluyor. Komünist, faşist, İslamcı veya başka bir şey. Ve kendisine kötü olduğu öğretilen eşcinselliğin nedenleri için de kendi ideolojisini temel alıyor.

Mesela Hitler’e göre eşcinselliğin nedeni Yahudilerdi. Eşcinselliği Yahudiler yayıyordu. Aynı dönemde Stalin’e göre eşcinsellik kapitalizmin neden olduğu bir çürümeydi. Öyle ki Maxim Gorki “eşcinselliği yok edin ve faşizm sona erecektir” demişti. İslamcılara göre eşcinselliğin nedeni “insanların yeterince dindar olmaması ve ahlakın azalması”. ABD’de 1950’lerde eşcinsellikle ilgili ilk araştırmalar yapıldığında, araştırmayı yapan bilim adamlarına Sovyet ajanları denmişti. Ülkemizdeki ırkçı kesimlere göre eşcinselliğin nedeni Kürtler. Ve Kürtçüler de eşcinselliği Türk emperyalizminin Kürt halkı içinde yaydığını iddia ediyor. Ülkemizdeki bazı solculara göre eşcinselliği ABD ihraç ediyor.

İki şey sonsuz. 1) Evren 2) İnsan aptallığı. Ama ilkinden emin değilim. – Einstein

Gerçekten insan aptallığı bir harekete geçti mi hiçbir sınır tanımıyor.

Kısacası eşcinselliğe karşı her insan eşcinsellik hakkında kendi kafasından bir şeyler uyduruyor. Ve tabi ki bunlar sorgulamayan, düşünemeyen ve bağnaz insanlar.

Hayatta en hakiki mürşit ilimdir. – Mustafa Kemal Atatürk

Büyük Atatürk, diğer diktatörler yaşadığı dönemde eşcinselliği yasaklarken (Hitler, Stalin, Franco ve diğerleri) asla eşcinselliği yasaklamamış ve bu konuyla uğraşmamıştır. Çünkü Atatürk hiç kimsenin özel hayatında yaptığıyla uğraşmayacak ve çok basit doğal bir olayı saçma sapan, aptalca komplo teoriyle açıklamaya kalkmayacak kadar zeki bir adamdı.

Bir Atatürk’e bir de ülke yönetsin diye insanların güvendiği, daracık ideolojilerin içine hapsolmuş beyinlere bakarsanız, Atatürk’ün büyüklüğünü yeniden anlayabilirsiniz.

Eşcinsellik ve gerçekler

Pek çok konuda olduğu gibi eşcinsellik konusunda da halkımız inanılmaz derecede cahil. Okuma-yazma bilmeyen adamdan, 3-4 dil bilen, bir sürü kitap yazmış, duayen ama eşcinsellik konusunda bir laf söylediği an “okuma yazma bilmeyen adamdan daha cahil bu” dediğimiz adamlara kadar herkes eşcinsellik konusunda zırcahil.

Modern bilim, eşcinselliğin neden kaynaklandığını tam olarak anlayabilmiş değil; doğuştan gelen hormonal, genetik, biyolojik nedenlerin yanı sıra küçük yaşta yaşanan ve ne olduğu bilinmeyen çevresel faktörlerin etkili olabileceği düşünülüyor.  Bu kanıya varmak için de yapılmış onlarca araştırma var. Bu linke ( https://tr.wikipedia.org/wiki/Biyoloji_ve_cinsel_y%C3%B6nelim ) bakıp bir kısmını inceleyebilirsiniz. Fakat son yıllarda yapılan araştırmalar doğuştan gelen biyolojik faktörlerin cinsel yönelimin belirlenmesinde çok büyük rol oynadığını ortaya koyuyor.

Bilim adamları herhangi bir konuda kanıya varırken, kafalarına göre tez uydurmazlar. Delilleri ve araştırmaları incelerler. Eşcinsellik konusunda yapılmış pek çok ikiz, genetik, hormonal vs araştırma bulunuyor.

Ama iki gerçek var: 1) Eşcinsellik tercih değil 2) Nedeni tam bilinmiyor.

Bilim adamlarına göre insanların cinsel yönelimi yaklaşık 5-6 yaşında belli oluyor ve ergenliğin hemen başında kişi cinsel hislerini anlıyor. Örneğin kendinize bakın: 12-13 yaşlarında cinsel hislerinizi anladınız, ve bu hisleriniz yavaş yavaş ortaya çıktı, kendiniz karşı cinsten hoşlanacağım diye tercih etmediniz, dediğim gibi kendisi ortaya çıktı ve canınız istese bir hemcinsinizden hoşlanamazsınız. Eşcinsel insanlar da tamamen aynı şekildedir, hiçbir farkı yoktur. Hiçbir insan sırf cinsellik için veya sonradan eşcinsel filan olmaz.

Eşcinselliğin sadece cinsellikten ibaret olduğunu zannedenler var. Oysa bu yanlış. Kızlardan hoşlanan bir erkek, bir kızla sohbet etmekten mutlu olur, onunla beraber olmaktan zevk alır, aşık olur, duygusal ilişkiye girer ve cinsel ilgi de duyar. Kızlardan hoşlanan bir kız da tamamen aynı duygulara sahiptir çünkü o kızı lezbiyen yapan ve erkeği heteroseksüel yapan mekanizma aynı mekanizmadır ve sadece farklı vücutlarda ortaya çıkmıştır.

İnsan cinselliği üç parçadan oluşur: Biyolojik cinsiyet (kadın veya erkek olmak), Cinsel Kimlik (kendini kadın veya erkek olarak hissetmek) ve “cinsel yönelim” (karşı veya kendi cinsine ilgi duymak).. Bütün bunları bir yapbozun parçaları olarak düşünebilirsiniz. Biyolojik cinsiyeti erkek olan bir kişinin cinsel yönelimi olmasa, hiç kimseye karşı hiçbir şey hissetmez. Ona heteroseksüel yönelim takarsanız karşı cinse ilgi duyar ve eşcinsel yönelim takarsanız da kendi cinsine ilgi duyar.

Fakat bütün bunlar bile önemsiz. Yaklaşık 7 farklı biyolojik cinsiyet var (kadın ve erkekle beraber), iki cinsel organla doğan insanlar var, erkek olup ana rahmiyle doğan insanlar var, kadın olup erkek yumurtalığıyla doğan inşanlar var. Yani doğa hiçbir zaman kusursuz değil.

Eşcinsellerin tedavi olması konusuna gelirsek, 1950’li yıllardan beri eşcinsel insanları tedavi edebilecek bir yöntem bulmak için çalışılıyor ama henüz eşcinselleri tedavi edebilecek hiçbir yöntem bulunabilmiş değil. O yüzden bugün dünyanın bütün büyük bilimsel kuruluşları “Eşcinsel insanları tedavi etmeye çalışmanın işe yaramayacağını ve daha da kötüsü bu tür tedavi denemelerinin kişiye psikolojik olarak zarar verebileceğini” söylüyor.

Gerçekten de ABD’de bu tür tedavi denemeleri yüzünden psikolojisi bozulan ve intihara kalkışan insanlar var ve Obama yönetimi 18 yaşından küçüklere bu tür tedavilerin uygulanmasını yasakladı. Öyle ki 1976 yılında aşırı dincilerin kurduğu ve ABD’nin en büyük eşcinsel-tedavi örgütü olan Exodus’un lideri Alan Chambers 2013 yılında “yıllarca eşcinsellere haksız yere zulmettik ve onları tedavi olamayacaklarını bildiğimiz halde tedavi ederiz diye kandırdık” diyerek organizasyonu fesh etme kararı aldı.

Eşcinsellerin tedavi edilmesi multi-milyon dolarlık bir endüstri. Eşcinsel olup da bu durumdan kurtulmak isteyen umutsuz insanları kandırmak çok kolay. ABD’nin muhafazakâr bölgelerinde veya az gelişmiş ülkelerde eşcinselleri tedavi ederiz diyerek insanları kandırıyorlar ve hem paralarını çalıp hem de psikolojilerini bozuyorlar.

Eşcinsellik hastalık mı?

Eşcinsellik 20. yüzyılın büyük bir bölümünde hastalık olarak kabul ediliyordu. Çünkü bilim toplumsal normlardan etkilenmişti. Eşcinselliği ayıp ve kötü olarak gören bir kültürden yetişen bilim adamları da eşcinselliğe olumsuz bakıyordu. Bilim adamlarının denk geldiği eşcinseller, zaten bir başka hastalığı olan ve bu yüzden psikiyatristlere başvuran insanlardı. Fakat daha sonrasında sağlıklı eşcinsel insanlar kendilerini açıkladıkça bilim adamları fikirlerinin yanlış olduğunu anlamaya başladı ve eşcinsel insanların diğer insanlardan hiçbir farkı olmadığı ortaya çıktı. Böylece eşcinsellik hastalık listesinden 1973 yılında silindi.

Hastalık, bireyin yaşam kalitesini düşüren durumlar için geçerli olabilir. Hastalık bireye zarar veren bir durumdur.  Eşcinsellik niye hastalık değil?

Eşcinsellik bir hastalık değil; çünkü bireyin “dil” kullanımına ket vurmuyor, üretim süreçlerinde herhangi bir etkisi yok, düşünce ya da düşünme süreçlerini olumlu ya da olumsuz yönde etkilemiyor, fizyolojik olarak hiçbir dezavantajı yok. Sperm sayısını ve kalitesini azaltmıyor. Lezbiyenlerde de yumurta anomalisine rastlanmıyor. Ayrıca, kas gücü veya kemik yapısı üzerinde de olumsuz bir etkisi yok. Eşcinsellik, normal bir insanlık durumu.

Eşcinsellik bir hastalık değil; çünkü hem eşcinsel bireyi rahatsız eden bir durum değil -hiçbir toplumsal baskı olmadığında hiç kimse eşcinsellikten rahatsız olmaz- hem de normal dışı bir durum değil.

Eşcinsellik, üreme fonksiyonlarını etkilemiyor. İsteyen yine üreyebiliyor. Bu durumda eşcinsellik de hastalık olmuyor.

Şunu önemle belirtmem gerekir ki eşcinselliğin hastalık listesinden silinmesi tamamen bilimsel nedenlere dayanır ve bazı eşcinsel düşmanlarının iddiasının aksine eşcinsel lobilerinin bu konuda herhangi bir etkisi yoktur. Mesela transseksüellik (travestilik) hala bir hastalık olarak kabul edilir.

Eşcinselliğin bir hastalık olmadığı, tedavisi olmadığı ve büyük oranda doğuştan gelen doğal ve normal bir yönelim olduğu bugün modern bilimde bir tartışma konusu değildir! Modern bilim adamları bu tartışmayı artık geride bıraktılar.

Ne var ki ABD’deki bazı aşırı dinci organizasyonlar, tamamen dini nedenlerle, hala eşcinselliğin bir hastalık olduğunu ve tedavi edilebileceğini iddia ediyor. Ama bu şahıslar bilim adamları tarafından ciddiye alınmıyor. Bu aynen evrim teorisi gibi. Evrim teorisi de tüm bilim adamları tarafından gerçek kabul ediliyor ama yine bazı aşırı dinci organizasyonlar bilim kisvesi altında evrim teorisinin yanlış olduğu izlenimini yaratmaya çalışıyor.

ABD’de sadece aşırı dinci organizasyonların savunduğu bazı fikirler, ne gariptir ki, Türkiye, Rusya, Ukrayna veya doğu bloğu ülkeleri gibi az gelişmiş ülkelerde laik bilim adamları tarafından alıcı bulabiliyor. Bu da şahısların yetiştiği kültür ve ülkenin genel eğitim seviyesiyle alakalı herhalde.

Eşcinsellik ve Yalanlar

Yaşadığımız dünya öyle bir dünya ki bir yalan topluma indiği zaman herkes düşünmeden inanıyor ve sonrasında o yalanı yok etmek çok zor oluyor.  Sosyal medya birinin uydurduğu bir yalan haber anında yayılıyor ve insanlar kaynağını araştırmadan inanıyorlar.

  • Beynimizin %10’unu kullanırız.
  • Pitbull’un çenesi 2 ton basıyor.
  • Basketbol boy uzatır

Bütün bunların hepsi gerçek dışı ve bilimsel geçerliliği olmayan şeyler ama sokağa çıksanız hala pek çok insan inanıyordur. Bu mitlerden biri de eşcinselliğin tercih olduğu yalanı. Nedense en eğitimli insanlar bile hala eşcinselliği tercih sanıyor. Buna inanmak gerçekten çok güç. Nasıl olur da 2016 yılında bir insan bir konuyu hiç araştırmadan inanabiliyor?

Sizce bir insan ezileceği, dışlanacağı, nefret edileceği, hayatını kısıtlayacağı, partner bulmasını zorlaştıracak bir şeyi kendisi tercih eder mi?

Ya da siz heteroseksüel olmayı kendiniz mi tercih ettiniz ve isteseniz eşcinsel olabilir misiniz? Canınız istese mesela bir hemcinsinizden hoşlanabilir misiniz?

Hayatlarında büyük ihtimal eşcinsellik hakkında hiçbir bilimsel şey okumamış insanlar ve bir yerden duydukları için araştırma gereği bile duymadan eşcinsellik tercihtir diyorlar.

Eşcinsellik tercihtir, eşcinsellik küçükken tecavüze uğramaktan kaynaklanır, dominant anne, Freud eşcinsellik hakkında şunu der gibi cümleler kuran insanlar görürseniz uzak durun. Bunların hepsi 50 sene önce çürütülmüş ve bugün modern bilimin hiçbir şekilde dikkate almadığı iddialar. Bunları savunan insanların bu konu hakkında kara cahil olduğundan şüpheniz olmasın.

Freud çok değerli bir bilim adamı olsa da 100 küsur yıllık teorileri artık bilim dünyası tarafından tamamen terk edilmiş ve yerini modern teorilere bırakmıştır. 2016 yılında hala eşcinsellik veya bir başka konuyu tartışırken “Freud şöyle der” diyen insanları görünce üzülmekten ve şaşırmaktan başka bir şey gelmiyor elden.

Eşcinsellerin Yaşadığı

Kendisini başka insanların yaşadıklarına karşı kapamış ve kara bir bağnazlığın pençesinde başka insanlara nefret saçanların bilmediğinin aksine ülkemizde ve dünyanın pek çok yerinde eşcinsel insanlar gerçekten çok zor hayatlar yaşıyor ve çok büyük sıkıntılar çekiyor.

13 yaşında eşcinsel olduklarını anlamalarıyla beraber kendilerini, bir anda düşman bir dünyanın içinde buluyorlar. Hiç kimseye hislerini anlatamıyorlar ve o yaşta, bu ağır yükle tek başlarına mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Toplumun eşcinsellik hakkında öğrettiği utanç hissini yaşıyorlar ve çoğu da kendi kendisinden nefret etmeye başlıyor. Sağda solda, belki ailelerinin belki de en yakın dostlarının eşcinseller hakkındaki nefret dolu sözlerini duyup, susmak zorunda kalıyorlar.

Arkadaşları 14 yaşında ilk aşklarını yaşarken onlar kendi içsel sorunlarıyla ve toplumun nefretiyle yüzleşmek zorunda kalıyor. Yaşıtları özgürce cinsel ve romantik hayatını yaşarken, sevgilileriyle gezerken, eşcinsel bir genç kendisini saklamak zorunda ve kendisine uygun birisini bulabilmesi çok zor. Ve bu insanlar kendilerini ancak sanal ortamda ifade edebiliyorlar. Özellikle de Anadolu’daki ufak ilçe veya şehirlerde yaşayanlar için durum tam bir hapis hali.

Bunun yanı sıra tipik erkek çocuk davranışının biraz dışında davranan öğrenciler sürekli okullarında dalga geçiliyor ve alay konusu oluyor. Okula gittiğinizi ve her gün birinin sizi aşağıladığını düşünün?

Eşcinsel insanların durumu ortaya çıktığı zaman dostlarını kaybediyorlar, aileleri tarafından sokağa atılıyorlar, tedaviye zorlanıyorlar veya şiddet görüyorlar. Aynı zamanda işlerinden veya evlerinden atılıyorlar.

Eşcinsel olup dini inancına ters olduğu için bu hislerini yaşayamayan ve depresyona giren; zorla evlendirilen veya hayatı boyunca olmadığı gibi yaşamak zorunda bırakılan insanlar var. Yıllarca tedavi olmak için sahtekâr doktorların kapısında dolaşıp binlerce lirasını kaybeden insanlar var.

Hiçbir şüphe yok ki zamanında zencilere veya Yahudilere yapılan neyse eşcinsellere de yapılan aynısı. Bütün bunlar yüzünden istatistiklere göre 13-18 yaş arası eşcinsel gençlerde intihar riski yaklaşık 6 kat daha fazla.

Kimbilir belki de sizin çocuğunuz, yeğeniniz veya bir dostunuz eşcinsel ve bilmiyorsunuz. Ve siz bilmeden, o kendi içinde bu sıkıntıları yaşıyor.

Eşcinsellik Silahı

Eşcinsellik konusu özellikle neo-liberal ve muhafazakâr siyasetçilerin silahı haline geldi. Halkının refahını sağlayamayan siyasetçiler, halkın manevi değerlerini sömürüyor veya halkı korkutarak oy almaya çalışıyor. Neo-Liberaller sosyal devletin olmadığı ve zenginin daha da zenginleşeceği bir sistem yaratma hayalindeydi ama fakirlerden oy almaları gerekiyordu. Ve fakir kesimden oy alabilmek için onları kutuplaştırmaya başladılar. ABD gibi siyasetin bizden farklı olduğu bir ülkede, muhafazakâr kitleleri harekete geçirmek ve kutuplaştırmak için eşcinsellik paranoyası yaratıldı.

Kiliseler ve aşırı dinci organizasyonlar her yerde eşcinsel düşmanlığını yaymaya başladı ve bilimsel gerçeklerin aksine eşcinselliğin bir hastalık olduğunu, tedavisi olduğunu ve bir sapkınlık olduğunu söylemeye başladılar. Yıllarca bu mücadele sürdü. Muhafazakâr kitleleri korkutmak için bir sürü komplo teorisi uyduruldu:

  • Eşcinseller küçük çocuklara tecavüz ediyor.
  • Böyle giderse biz azınlık kalacağız.
  • Eşcinseller yüzünden Tanrı bizi cezalandıracak.
  • Eşcinsellerin gizli ajandası var.

Neo-Liberallerin ve muhafazakârların bu tavrı yüzünden toplum eşcinsellik konusunda eğitilemedi. Özellikle okullarda eşcinsellik hakkında verilebilecek tüm bilgiler engellendi. Ve bu yüzden okullarda pek çok eşcinsel öğrenci arkadaşları tarafından zorbalık gördü. Onlarca eşcinsel genç intihar etti. Muhafazakârlar, okulunda dalga geçildiği için intihar eden 13 yaşındaki Seth Walsh’ın acılı annesinin “okullarda eşcinsel öğrencilerin zorbalığa uğramasına” karşı yürüttüğü kampanyaya bile karşı çıktılar.

Ama hızla bu savaşı kaybediyorlar ve bunun farkındalar. Çünkü pek çok insan kendi çocuğunun, kuzeninin, dostunun ve arkadaşının eşcinsel olduğunu öğreniyor ve eşcinsel insanların kendilerinden bir farkı olmadığını görüyor. Bu yüzden neo-liberaller halkı korkutmak için eşcinselleri bırakıyor ve yavaş yavaş Müslümanları kurban seçmeye başlıyor.

  • Müslümanlar kadınlara tecavüz ediyor.
  • Böyle giderse biz azınlık kalacağız.
  • Müslümanlar yüzünden Tanrı bizi cezalandıracak.
  • Müslümanların gizli ajandası var.

Tanıdık geldi mi? Gelmesi normal çünkü halkı kutuplaştırmak ve korkutmak isteyen her siyasetçi aynı argümânları kullanır. Afrika’nın en homofobik diktatörü Robert Mugabe eskiden eşcinsellik konusuna hiç girmiyordu ama kötü yönetim, yolsuzluk ve hırsızlıklar yüzünden ülke ekonomisi kötüye gitmeye ve halk şikâyet etmeye başlayınca bir anda eşcinsellere savaş ilan etti. Batı’dan tepkiler gelince de halkına” bakın batı bizim işlerimize karışıyor, batı eşcinselliği yaymak istiyor” diyerek Batı’ya kafa tutan güçlü lider imajı yaratarak demagoji yaptı.

Bir başka örnek olarak da Putin verilebilir. Dünyanın her yerinde diktatör ruhlular aynı şekilde çalışır.  90’lardaki kötü ekonomik krizlerden sonra iktidara gelen Putin, 2000’li yıllarda petrol fiyatlarının artması sayesinde ülkesini önemli oranda zenginleştirmiş ve büyük bir halk desteği kazanmıştı. Bu dönemde Putin “eşcinsel haklarına saygı duyduğunu” söylüyordu. Derken 2010’larda sonra petrol fiyatları düşmeye başladı ve ekonomi bozulunca Putin ilk seçimde büyük bir oy kaybı yaşadı.

Sonra ne yaptı? Hemen eşcinsellere savaş ilan etti ve bir yasa çıkardı. Batı buna itiraz edince de “ bakın batı bizim işlerimize karışıyor, batı eşcinselliği yaymak istiyor” diye demagoji yaptı ve Batı’ya meydan okuyarak halkın milliyetçi duygularını okşamaya çalıştı.

Ülkemizde şu an daha önemli sorunlar olduğu için sıra gelmiyor ama ileride eşcinsellik konusunu muhafazakârlar önemli bir silah olarak kullanacak.

Eşcinsellik ve ahlak

Eşcinsellik ülkemizde ve dünyada bazı kesimler tarafından ahlaksızlık kabul ediliyor ve tabi ki buna evlilik dışı ilişkiler de dâhil. Oysa ahlaksızlık nedir?

Ahlaksızlık sadece başka insanlara gereksiz yere zarar vermektir. Geriye kalan tüm ahlaksızlıklar icat edilmiş saçmalıklardır. – Robert Heinlein

Az gelişmiş ülke, az gelişmiş insanların oluşturduğu ülkedir ve az gelişmiş insanlar “ilkel” şeylerle kafalarını meşgul eder. İnsan en ilkel güdülerinden bir cinselliktir. O yüzden az gelişmiş bir insan için sizin cinsel hayatınız, aklınızdan ve kişiliğinizden önemlidir. Normalde bir insan, başkasını kalbiyle ve beyniyle yargılar. Oysa az gelişmiş bir insan için sizin cinsel hayatınız her şeyden önemlidir. Çünkü az gelişmiş bir insan hayata en ilkel güdüleriyle bakar.

O yüzden birileri Mars’ta su ararken bir başka grup insan milletin kimlere aşık olduğuyla, kadının neresinin açıldığıyla veya kimin özel hayatında ne yaptığıyla uğraşır.

Oysa ahlaksızlık bir insana eşcinsel diye yukarıda bahsettiğim hayatı yaşatmaktır.

Eşcinselliğin ayıp karşılandığı toplumlarda rüşvet, hırsızlık, yolsuzluklar ve daha pek çok çirkinlik normal karşılanır ve hayatın bir parçasıdır. Oysa eşcinselliğin ve diğer cinsel konuların ahlakın kapsamına girmediği ülkelerde rüşvet veya yolsuzluk yüz kızartıcı suçlardır ve bedeli de çok ağırdır.

Toplumların geçmişten gelen ahlak anlayışları olabilir ama modern bilimsel bulgular, hür fikirleri, hayatın ve çağın gerçeklerini ele alarak bu anlayışı yeniden düzenlemek gerekir.

Milli ahlakımız, medeni esaslarla ve hür fikirlerle beslenmeli ve takviye olunmalıdır. Bu, çok mühimdir; bilhassa dikkatinizi çekerim. Tehdit esasına dayanan ahlak, bir fazilet olmadıktan başka itimada da layık değildir. – Mustafa Kemal Atatürk

Bazı eşcinsel insanlar toplum içinde çok çirkin bir şekilde davranabilir veya cinselliğini açıkça, kabaca belli edebilir. Onur yürüyüşleri gibi saçma sapan etkinlikler veya bu etkinliklerde gördüğümüz bazı abartı tipleri çirkin bulabilirsiniz. Ama bu yüzden eşcinselleri suçlamak yersizdir. Aslında azınlık olmanın verdiği bir lanettir bu. Almanya’da bir Türk hırsızlık yaparsa tüm Türkler hırsız olur ama bir Alman hırsızlık yaparsa tüm Almanlar hırsız olmaz. Aynı şekilde bir parkta 10 tane heteroseksüel abartı davranışlar yaparsa sadece o 10 kişi ahlaksız olur ama aynısını bir eşcinsel yapsa tüm eşcinseller ahlaksız olur.

İnsanlar çevrelerindeki duyarlı, aklı başında, efendi ve herkes gibi davranan eşcinsel insanları bilmiyor çünkü bu insanlar kendilerini saklıyor. O yüzden eşcinsel olarak tek tanıdıkları TV’lerde veya onur yürüyüşünde gördükleri abartı giyimli veya saçma sapan tipler oluyor. Bu da önyargıya neden oluyor. Aslında eşcinsellere karşı düşmanlığı kırmanın en iyi yolu, bu bahsettiğim aklı başında eşcinsellerin kendilerini ifade etmesi. Çünkü aslında eşcinsel insanların %99’unu  bu şahıslar oluşturuyor.

SONUÇ OLARAK

İnsanlık tarihi barbarlıktan kurtulmamızın tarihidir. Eskiden insanlar birbirlerini köle olarak alıp satıyordu, yeni doğan ve ufak yapılı bebekler uçurumdan aşağı atılıyordu, kızıl saçlı insanlar öldürülüyordu, solak insanlar öldürülüyordu, kadınların hiçbir hakkı yoktu ve oy bile veremiyorlardı. Zencilerle beyazların evlenmesi yasaktı.

Toplum yavaş yavaş bu barbarlıktan kurtuluyor. Artık kimse köle olarak alınıp satılmıyor, kızıl saçlılar öldürülmüyor veya solaklar idam edilmiyor. Kimse bebeğini ufak tefek diye uçurumdan aşağı atmıyor. Kadınlar hala ezilse de oy verebiliyorlar ve dünyanın pek çok ülkesinde eşit yurttaşlık haklarına sahipler. Zenciler ve beyazlar evlenebiliyor.

Ama unutulmaması gerekir ki bütün bu haklar mücadele sonucunda alındı ve her mücadelede bir grup bağnaz insan ve kötü insan bu hak mücadelesine karşı çıktı.

Köleliğin yasaklanmasına karşı çıktılar, kadınların oy verme hakkına karşı çıktılar, beyazlarla zencilerin evlenmesi hakkına karşı çıktılar, işçilerin haklarına karşı çıktılar, çocukların işçi olarak çalışmasının yasaklanması yasasına karşı çıktılar ve şimdi de eşcinsel insanlara karşı çıkıyorlar.

İnsanlık tarihi ilericilerin ve gericilerin, iyi insanların ve kötü insanların çatışmasından başka bir şey değildir ve sizi temin ederim bugün eşcinsel haklarına karşı çıkanlar zamanında kadınlara haklar verdi, laikliği getirdi, saltanatı kaldırdı, kadınları baloda dansa kaldırdı diye Atatürk’e “dinsiz, ahlaksız, töremize aykırı hareket ediyor” diyenlerin torunlarıdır.

Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki bugün kölelik nasıl ayıp karşılanıyorsa, zayıf doğan çocukların öldürülmesi vahşet olarak görülüyorsa veya kadınların oy verememesi çok saçma gözüküyorsa bundan 100 yıl sonra insanlar eşcinsellere yapılanlara aynı gözle bakacak. Ve utanacak.

 

Özgür Doğan

yorum

Yorumlar kapalı.