Yılbaşı Nedir?

0

YILBAŞI

Yılbaşı, herhangi bir takvime göre içinde bulunulan yılın bitimi ve yeni yılın başlangıcıdır. Dünyada en yaygın kullanılan takvim olan Miladi (Gregoryen) takvimini kullanan ülkelerde 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gece yılbaşı gecesi veya yılbaşı akşamı olarak adlandırılır.

Pek çok kültürde yılbaşı gecesi, özel olarak hazırlanmış yiyecekler ve içecekler tüketilerek, çeşitli eğlenceler düzenlenerek geçirilir.

DÜNYADA YILBAŞI

– 1 Ocak: Türkiye dâhil, dünyadaki çoğu ülke tarafından kullanılan Miladi-Gregoryen takvime göre yılın ilk günü.

– Hicri Takvimde yılbaşı Muharrem ayının 1’inde gerçekleşir. Hicri Takvim bir Ay takvimi olduğundan 354 güne denk gelir, dolayısıyla Miladi takvime göre yılbaşı her yıl 11 gün önce gerçekleşir. Böylece 2008 yılında Miladi yıl boyunca Hicri takvimde iki adet yılbaşı gerçekleşmiştir.

– Roşaşana (İbranice yeni yıl): Musevi yılbaşıdır. Hamursuz Bayramı’ndan 163 gün sonra kutlanır.

– Doğu Ortodoks Kilisesi’nde yılbaşı 1 Ocak kutlanır ( Hz. İsa’nın doğum günü 7 Ocak ). Ancak en büyük 12 Doğu Ortodoks Kilisesinin sekizi, iki tarihin aynı güne geldiği Güncellenmiş Jülyen Takvimini benimsemişlerdir (Bulgaristan, Kıbrıs Cumhuriyeti, Mısır, Polonya, Romanya, Suriye, Türkiye ve Yunanistan). Gürcistan, İsrail, Rusya ve Sırbistan Ortodoks Kiliseleri ise Jülyen Takvimi kullanmaya devam ederler.

– Çin yılbaşı her yıl ilk kameri ayınının yeni Ay gününde kutlanır, ki bu da kabaca ilkbahara denk gelir. Tam tarihi, Miladi takvime göre 21 Ocak ile 21 Şubat arasına düşer. Çin’de yılın en önemli bayramı konumundadır.

– İran takviminde yılbaşı Norous (Nevruz) olarak anılır ve ilkbaharın başında kutlanır (20 veya 21 Mart).

– Tayland, Kamboçya ve Laos’da yılbaşı 13 Nisan’dan 15 Nisan’a kadar kutlanır. Özellikle Tayland’da bu kutlama su dökerek gerçekleşir.

MİLADİ TAKVİM

Miladi takvim ya da Gregoryen takvim, Jülyen takviminin yerine Papa XIII. Gregory tarafından yaptırılan takvimdir. Milad’ı tarih başlangıcı ve Dünya’nın Güneş etrafındaki dönüş süresi olan 365 gün 6 saatlik zamanı “1 yıl” olarak kabul eder.

Dünyada en yaygın olarak kullanılan takvim olan miladî takvim, senede 10,8 saniye hata oranıyla en güvenilir ve hassas takvimdir.

TARİHÇE

4 Ekim 1582’de kabul edilmiştir. Değişik tarihlerde önce Avrupa’ya daha sonra diğer ülkelere yayılmıştır.

Gregoryen takvimden önceki Jülyen takvim, Jül Sezar tarafından MÖ 46 yılında kabul edilen ve batı dünyasında 16. yüzyıla kadar kullanılan takvimdir. Artık yıl hesaplamasındaki ufak bir fark sonucu yaklaşık her 128 yılda bir günlük bir kayma oluşturduğu için, yerini Gregoryen takvimi almıştır.

Jülyen takvimde yılbaşı 1 Mart kabul edilirdi, ve yılların artık olup olmamasına göre Şubat ayının son günü değişirdi.

Gregoryen takvim oluşturulurken Jülyen takvimine 10 gün ilave edilmiştir; 5 Ekim Cuma günü, 15 Ekim Cuma olarak kabul edilmiştir. 1752’de kabul eden ülkeler ise 11 gün ilave etmek durumunda kalmışlardır.

Ayrıca yılbaşı, 1 Mart’tan 1 Ocak’a alındı.

Bu düzenlemenin nedeni, Mart ekinoksunu 21 Mart tarihine mümkün olduğunca yakın denk getirmektir. Böylece Paskalya Bayramı 21 Mart tarihinde veya hemen sonrasında kutlanabilecekti. Çünkü Paskalya bayramı olarak kabul edilen İsa’nin çarmıha gerilişinden 3 gün sonra dirilişi, MS 325 yılındaki İznik Konsili’nde, Paskalya’nın bahar ekinoksundan (21 Mart) sonraki ilk dolunayın ardından gelen Pazar günü kutlanması kararı alınmıştı.

TÜRKLERİN MİLADİ TAKVİMİ KABULÜ

Osmanlı İmparatorluğu döneminde, önce Hicrî takvim, sonra da 1 Mart’ı yılbaşı kabul eden Malî takvim kullanılmıştı. Cumhuriyet’in ilanından sonra, Malî 26 Kânun-i Evvel 1341’de (26 Aralık 1925) kabul edilen “Takvimde Tarih Mebdeinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun” ve “Günün 24 Saate Taksimi Hakkında Kanun” adlı iki ayrı yasayla 1 Ocak 1926’dan başlayarak Gregoryen takvim benimsendi.

Yılbaşını 1 Ocak olarak alan bu takvimin yanı sıra günü 12 saatlik gündüz ve 12 saat gece dilimlerine ayıran saat sistemi yerine 24 saatlik bir gün kabul edildi.

nardugan

TÜRKLERDE ÇAM SÜSLEME GELENEĞİ: NARDUGAN

Nardugan, Ön Türkler’de ve İslama kadar olan Türkler ile Sümerlerde de aynı adla anılan yeni yıl bayramıdır.

Her yıl 22 Aralık’tan sonra gelen ilk dolunayda kutlanır.

Bunun nedeni ise Türklerin eski inanışına göre gece ile gündüz sürekli savaşırlar ve 21 Aralık günü en uzun gecedir ve ardından günler uzamaya başlarlar bu yüzden 22 Aralık günü Türkler için çok önemlidir ve bu günü takiben (Ay yılı esasına dayalı bir takvim kullandıkları için) ilk dolunayın çıktığı ilk gün yeni yılın ilk günüdür.

Bu gün içinde tüm Türkler, ölümsüzlüğün simgesi olan ve Türk Mitolojisi’ne göre tüm insanların türediği ağaç olan Akçaçam Ağaçları süslenir ve altında türlü gelenkesel oyunlar oynanır, kopuz eşliğinde şarkılar söylenir ve eğlenceler düzenlenirdi.

Bu geleneğin yine anayurtları Orta Asya olan ve türlü nedenlerle Mezapotamya’ya göçen Sümerler’e Türklerden geçtiği oradan da Anadolu aracılığıyla Eski Roma’ya değin uzandığı ve günümüze kadar gelip günümüzdeki 1 Ocak yılbaşının temelini oluşturduğu sanılmaktadır.

Ayrıca sözbiçim olarak Türklerdeki Paktıgan ve Koçagan bayramlarıyla da uyumludur. Gündönümüne dayalı bayramlarda böylece üçlü bir silsile oluşmaktadır. Nar sözcüğü güneş (günümüz moğolcasında Nara) anlamına gelir, dugan ise doğmak fiili ile bağlantılıdır. Narduqan kelimesi Moğol dilindeki “nar” (güneş), Türk dilindeki “tuqan» (doğan, doğan) sözcüklerinden oluşmuştur. Tatarlar bu bayrama “Koyaş Tuğa», yani «Güneş Doğan» günü derler, Başkurtlar, Udmurtlar «Nardugan» veya «Mardugan», Mişer Tatarları «Raştua», Çuvaşlar “Nartavan» ya da «Nartukan», Zırizyalar «Nardava», Mokşalar «Nardvan” olarak bilirler.

 

Ayaz Ata 550x621

AYAZ ATA

Ayaz Ata, Türk, Altay ve Orta Asya mitolojilerinde, özellikle Kazak ve Kırgız Türkleri’nde ve Türkmenlerde Soğuk Hanı olarak tanımlanmaktadır. Mitolojilere göre kışın soğukta ortaya çıkan, kimsesizlere ve açlara yardım eden bir evliyadır.

Özbekçe: Ayoz Bobo veya Ayaz Ota, Kırgızca: Аяз Ата,
Kazakça: Аяз Ата), Türk, Altay ve Orta Asya mitolojilerinde, özellikle Kazaklarda ve Kırgızlarda Soğuk Tanrısı.

Noel Baba ile de özdeşleşmiş durumdadır.
Ayas Han olarak da bilinir.
Ay ışığından yaratılmıştır.
Soğuk havaya neden olur.
“Ak Ayas” olarak adı geçer.
Ülker burcunun altı yıldızı göğün altı deliğidir ve oradan soğuk hava üfler.
Böylece kış gelir.
Ayaz, tüm Türk coğrafyasında yakıcı soğuk anlamına gelir ki, Ay’ın gökte rahatlıkla görüldüğü açık havalarda meydana geldiği için Ay Tanrısı’nın (veya ona bağlı Ayas Han’ın) gönderdiği düşünülmüştür.

Bir tür Noel Baba olarak düşünülebilir.
Hatta Kazaklarda birebir Noel Baba ile özdeşleşmiştir.
Kimi kültürlerde kışın soğukta ortaya çıkan ve kimsesizlere, açlara yardım eden bir evliyadır.
Hristiyan azizi olduğu yönünde görüşler de vardır.
Fakat etimoloji ve kültürel olarak Türk kültüründe zaten var bulunan bir kişilik olduğu kesindir.

Kimi görüşlere göre Ayas Han ile aynı kişidir.
Kazaklarda kışın karşılanması ile ilgili olarak Soğumbası isimli bir eğlence bulunmaktadır.
İlk karın yağması ve ilk soğuğun vurması ile kutlanan bayramdır.
Bu bayramla bir ilgisi olması muhtemeldir.
Azerice’deki Şahta Ata “Şaxta Baba (Azerice)” sözcüğü de yine birebir çeviriyle Soğuk Ata veya Ayaz Ata anlamına gelir.
Özbekçede Şahta (Shaxta, Şaxta) sözcüğünün ocak mânasına gelmesi ise kelimenin anlamı açısından dikkat çekicidir.

 

 

Çam ağacı süslemek eski Türk adetidir

 

Kaynaklar: Gazi Üniversitesi Türk Sanatı Topluluğu, Dr. Muazzez İlmiye Çığ, Vikipedi ve çeşitli ansiklopediler.

 

yorum

Yorumlar kapalı.