İstanbul Öksüz Kaldı

0

İstanbul’un simgelerindendi vapurlar yakın geçmişe kadar.
Vapur derken son yıllarda İstanbul açıklarında boy gösteren o yan yatmış konserve kutusu benzeri garip tekneleri kastetmiyorum.
Bacasından makine dairesine, güvertesinden yolcu salonuna tüm tasarımı ile kimlik sahibi ve bu nedenle kent kimliğine kazınmış Şehir hatları eski vapurları sözünü ettiğim.

İstanbul’un sahil semtlerinde oturanlar için bir keyifti sabah işe gidiş, akşam işten dönüş saatleri.
Sürme iskeleden adımını atıp da vapurun içine girince bambaşka bir dünyada buluverirdi insan kendini.
Sürekli yolcuların yerlerinin boş olsa bile işgal edilmediği içtenlikli bir saygı ortamı. Ağır ağır seyrederken sularda giderek koyulaşan dost muhabbetleri eh bir de yanında çay olunca..
Gün içinde de kent ahalisi için önemli idi vapurlar.
İşsiz ya da emekli isen al bir bilet nasıl olsa ücret makul. Sonrasında saatlerce dolaş keyfince o iskele senin bu iskele benim.
Ev kadınlarının mahallece toplanıp gezi düzenlemeleri, taşradan gelmiş konuklarını gezdirmeleri hep vapurlar aracılığı ile gerçekleşirdi ekonomik bir biçimde.
İş güç sahipleri için de hızlı ve keyifli bir ulaşım aracı idi vapurlar.
Karaköy-Kadıköy 20 dakika. Üsküdar-Eminönü 15 dakika.
Günümüzde sayıları 3 e ulaşmış köprülerden hangisi bu süratte bir ulaşım olanağı sağlayabiliyor?
Üstelik stres ve yorgunluk yok. Koltuğunuza kurulup keyifle seyahat ediyorsunuz çay içip denizi seyrederken.
Çay dedim de hemen aklıma geldi.
Vapurların önemli bir unsuru idi büfeler.
Garsonlar elleri ile servis ederlerdi çayı ince belli cam bardaklar içinde.

Artık çay da içemiyorum vapurlarda o self servis büfeler nedeni ile. Üniversite kantinindeki gibi sıraya gir, bir bardak çay istediğin zaman asık suratlı bir Beltur görevlisi azarlasın seni:

– Çay öbür tarafta.

Alacağın bir bardak çay.
Cam bardak vermezler.
Bulaşık makineleri hep bozuktur nedense.
Karton bardak çayın tadını kaçırır keyfini bozar insanın.
Lanet olsun içmem daha iyi.

Önce iskeleleri özelleştirdiler.
Ardından vapurlar azaldı birer birer.
Seferler seyrekleşti.
Bir kısmı iptal edildi.
Moda’ya vapur yanaşmıyor artık.
Kartal ve Pendik çoktan unuttu vapurun şeklini.
Yeni yetmeler deniz üzerinde havlu bornoz satan market sanıyorlar vapuru.
Benim mopur diye tanımladığım garip tekneler aldı vapurların yerini.
Kötü tasarımlı, yolcuya saygısız garip tekneler.

Geçen gün Paşabahçe vapurunu Beykoz’da görmüştüm çürümeye terk edilmiş.
Aynı gün Moda vapurunu da Üsküdar’da buldum kaderine terk edilmiş.
Zübeyde Hanım ortalarda görülmüyor. Turan Emeksiz de Ali İhsan Kalmaz da.
Kim bilir daha niceleri kaderine terk edildi ya da satıldı.
Bildiğim Bursa belediyesine satılan bir vapur var yaz aylarında Mudanya-Adalar seferi yapıyor. Yalova’da iskeleye bağlı bir vapur varmış duyduğum.

Neden?
Deniz ulaşımına yatırım yapmış müteşebbisler var adamların önünü açmak lazım kamu aradan çekilip rekabeti yok etmeli.
Hem sonra şehir hatları zarar ediyor. Zarar eden işletme kapatılmaz mı?

Dilinizi eşek arısı soksa arıya yazık. Zehirlenir bu zararsız böcek.
Zarar ederse etsin yahu. Vergilerini ne için ödüyor bu halk?
Hem sonra diyanet işleri hep zararda onu da kapatacak mısınız?

İstanbul’u bu güzel simgesinden ayıranları tarihin lanetine terk ediyorum .

 

Hakkı Taşdemir

 

yorum

Yorumlar kapalı.