Laiklik dinsizlik midir?

0

Laiklik, veya benzer anlamda sekülerlik tam anlamıyla “Din ve Devlet işlerinin ayrılması” demektir.

TARİHÇE

Ortaçağda Kilise’nin Krallar üstünde çok büyük etkisi vardı.
Kilisenin başında olan Kardinaller ve Papa bir çeşit fetva vermeden Krallık işini yapamıyordu.
Devlet içinde iki başlılık hüküm sürüyordu.

Halkın dini inançları sayesinde etkili olan kilise, bu etkisini kullanarak büyük çıkar ve para sağlıyordu.

Fransız ihtilali ile buna son verildi ve devletin kilise baskısı olmadan, yani dini işler öne sürülmeden sağlıklı olarak idare edilmesine başlandı.

Benzer durum Osmanlı hanedanlığında vardı.
Başta Safevilerle yapılan mezhep mücadelesinde güç kazanmak için, daha sonra bütün İslam aleminde üstünlük kurmak için Yavuz Sultan Selim, hilafeti Osmanlı Padişahlarına almıştır.
Bu, açıkça dinin devlet işinde kullanılmasıdır.

Zaten bu devirden sonra hilafeti de elinde bulunduran Osmanlı, gittikçe zayıflıyarak, dini kullanarak güç kazanacağı yerde din ağılıklı eğitim ve baskı Osmanlının zayıflamasına sonunda yok olmasına sebep olmuştur.

SONUÇ

Sonuç olarak bütün modern ve ileri devletler gibi Türkiye Cumhuriyeti de Laiklik ilkesini kabul ederek vatandaşların inançları ne olursa olsun, dinlerini serbest olarak icra etmelerini, devletin yönetiminde olanların da kendi dini inançları ne olursa olsun, bu inançlardan bağımsız olarak devleti yönetmelerini ve her vatandaşına eşit davranmayı kabul etmiştir.

Laiklik, bütün inanç gruplarının bir arada yaşamasını temin eder. Bu bir yönetim ilkesidir. Yani kişiler laik olmaz, devletler laik olur. Kanunlar yapılırken dini referanslar değil, toplum gerçekleri gözönünde bulundurur.

Bu durumda, herkesin saygı duyduğu ve içinde taşıdığı dinini bir oy üretme makinesi olarak kullanılmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır.

Yani Laiklik dinsizlik değil, tam aksine herkesin dinini serbest olarak yaşaması ve devletin dini özellikleri kullanıp halkı kandırmalarının önüne geçmek için vardır.

Ancak 1950 lerden beri giderek artan anti-laik tutum, dini duyguları kullanarak kolayca oy alındığını gören  bazı siyasetçiler tarafından kullanılmaya başlamıştır.

Siyaset yapanların vatandaşların dini duygularını sömürerek onlardan oy almaları başlamış ve hatta bazı şaibeli dernekler ve vakıflar kurarak vatandaştan din sömürüsü ile para çalmaya ve ceplerini doldurmaya başlamışlardır.

Bugün gelinen durumda, Türkiye Cumhuriyetinin Laiklik ilkesi neredeyse tamamen ortadan kalkmış, Devlet kurumları, Cumhurbaşkanlığından Vali, Belediye Başkanlığı, Kaymakamlığa kadar her merci dini okul (imam hatip) kökenli idareciler tarafından işgal edilmeye başlanmıştır.

Tarafsız kalması gereken Yargı da alenen din kökenli insanlarla doldurulmuştur.

Bugün, anayasada olmasına rağmen, fiilen laiklik ilkesi bitmiştir.
Bu durum anayasaya aykırı olup, bizzat Cumhurbaşkanı tarafından suistimal edilmektedir ve dini telkin ve propaganda ile oy almak için kullanılmaktadır.

Yasa dinlemez bir Cumhurbaşkanını seçen %40 seçmen, bu durumdan çıkarı olduğu için çok memnun gözükmektedir.

Laikliğe dinsizlik demelerinin nedeni, bu çıkar kapısının kapanmaması içindir.

Bizim, Cumhuriyetçi Türkler olarak bu gidişatı çevirip, uygar ülkeler seviyesine gelmemiz gerekmektedir.

 

Tayfun Gökçeoğlu

 

yorum

Yorumlar kapalı.