1 Kimse sabrımızı test etmesin

Kimse sabrımızı test etmesin

0

Tarih. 31 Mayıs 2010.
Başbakan Erdoğan’ın, Gazze’ye yardım malzemesi götürmek üzere gönderdiği Mavi Marmara Gemisi, uluslararası sularda İsrail Komandoları tarafından saldırıya uğruyor ve 9 Türk Vatandaşı öldürülüyordu. Geminin başına gelecekleri önceden bilen Erdoğan, AKP Milletvekillerini son anda gemiden apar-topar indirtmişti.
Ertesi gün, “Dünya Liderlerinden ve Obama’nın Eşbaşkanı” Erdoğan basın toplantısında;
“Kimse bizim sabrımızı test etmesin. Gereken yapılacaktır” dedi.

Tarih: 22 Haziran 2012.
Türk Silahlı Kuvvetlerine ait RF-4E Phantom Keşif Uçağı, Uluslararası Hava Sahasında düşürüldü. Ordumuzun gözbebeği iki pilotumuz şehit oldu. Şehitlerimizin postallarını biz bulduk. Cesetlerini Amerikalılar çıkarıp bize verdiler.
Ortadoğu-Balkanlar ve Kafkasların yiğit evladı, Arap dünyasının yükselen yıldızı Erdoğan;
“Kimse bizim sabrımızı test etmesin. Gereken yapılacaktır” dedi.

Tarih: 11 Mayıs 2013.
Reyhanlı’da, içleri ağızlarına kadar patlayıcı ile dolu iki adet araç, sebze pazarına mal götüren esnaf rahatlığıyla ellerini kollarını sallayan adamlar tarafından, şehrin en önemli merkezine park edildiler
ve uzaktan kumanda ile patlatıldılar. Türkiye’nin gördüğü en büyük katliamlardan biriydi. İlk açıklamalara göre 43 kişi ölmüştü. Yüzlerce dükkân yerle bir olmuştu. AKP Hükümeti, kamuoyuna ölen-yaralanan-kayıp olan insanlar hakkında net ve doğru bilgi vermedi.
Dünyanın en zengin 8. Siyasetçisi olduğu yabancı basın tarafından söylenen Başbakan Erdoğan, katliamdan 15 gün sonra, binlerce polis ve asker eşliğinde, taşıma adamlarla doldurulan meydanda yine şöyle bağırıyordu;
“Kimse bizim sabrımızı test etmesin. Gereken yapılacaktır.”

Yer Ceylanpınar:
16 Temmuz 2013 tarihinden bu yana evinde otururken, sokakta yürürken, tarlasında çalışırken ölen zavallı insanlarımızın sayısı 4’e yükseldi. Kendisine oy versin veya vermesin tüm Türkiye’nin Başbakan’ı olduğunu söyleyen ve vatandaşların güvenliğinden sorumlu olan Erdoğan şunları söylüyordu;
“Kimse bizim sabrımızı test etmesin. Gereken yapılacaktır.”

Tarih: 9 Ağustos 2013.
Türk Hava Yolları uçuş ekibinin yolu Beyrut’ta yolu kesiliyor, iki pilotumuz kaçırılıyordu. Kaçıran dinci bir örgüt, AKP Hükümetinden şunu istiyordu; “Siz Suriye’deki El-Nusra’yı destekliyorsunuz. Onlar bizim adamlarımızı kaçırdı. Verin onları, alın pilotlarınızı!”
Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti, sapık bir dinci örgütün elinden iki pilotunu alamıyordu. Gazze Fatihi Erdoğan’a “Aradan bu kadar zaman geçti, pilotlarımız nerede” diye sorulduğunda aynen şunları söylüyordu;
“Kimse bizim sabrımızı test etmesin. Gereken yapılacaktır.”

Tarih 17 Eylül 2013.
Suriye’ye ait, havacıların uçan tabut dediği çok eski yapım bir Rus helikopteri düşürüldü!
Füze ile vurulduğu söylenen helikopterden, otomatik fırlatma mekanizması olmadığı halde pilotların nasıl atladıkları hala yanıtsız kaldı. Atlayan pilotlar, Erdoğan’ın aslanları olan El Nusra militanları tarafından yakalandılar ve kafaları kesildi.
Bülent abisinin “Civanım Delikanlısı” Erdoğan açıklama yaptı;
“Suriye helikopteri bizim tarafımızdan vurulmuştur. Ne demiştik; Kimse bizim sabrımızı test etmesin.”
Genelkurmay Başkanı “Cesur Yürek Paşa”, ters L şeklinde durarak açıklama yaptı;
“Helikopter bizim tarafımızdan füze ile vuruldu.”
Kendisine, El-Nusra Cephesinin Türkiye Sınır Sorumlusu(!) sıfatını veren sapık militan ise şunları söyledi;
“Vallahül azim, helikopter kendisi düştü, kimse onu vurmadı. Pilotlar atladı, biz onları yakaladık ve kestik. Helikopterin parçalarını Türkiye’de hurdacıya sattık. Bizden izinsiz bu dağlarda kuş uçmaz…”

Tarih: 20 Eylül 2013
Türkiye’nin Başkent’i Ankara’da, Emniyet Genel Müdürlüğü binası iki kişi tarafından eş zamanlı olarak roketatarla 3 kez saldırıya uğradı. PKK taşeronu olan iki teröristten biri ölü, diğeri yaralı olarak ele geçirildi. Zaman Gazetesi on beş gün evvel, teröristlerin ismini de vererek, saldırıyı haber vermişti!
Omuzdan kafalı İçişleri Bakanı bir televizyon muhabiri gibi olayın nasıl gerçekleştiğini bizlere anlatıyordu…

Bektaşi’ye sormuşlar; “Gelişmemiş demokrasilerde, devlet yönetimi neye benzer?” Yanıt; “Hint Yağına” diye gelmiş.
Niye, diye sormuşlar;
Bektaşi; “Kim tadına baktıysa ya altına etmeye başlar,
ya da ülkenin içine…”

Hay sizin sabrınıza da, testinize de, yapacağınıza da, size bundan sonra oy verecek olana da binlerce defa…

Rifat Serdaroğlu

 

 

yorum

Yorumlar kapalı.