Hala bilmeyen varsa: Ortadoğu dengeleri, Kürdistan, ve diğer güçler

2

Tarihin kabul ettiği, iddia sahipleri tarafından bu güne kadar inkâr edilmemiş, defalarca denenmiş fakat her seferinde başarısızlığa uğratılmış “kanlı oyundan” madde-madde bahsedip, tarihin bazı nirengi noktalarını anlatmak isterim.

Bu gerçekler asla, “İçimize kapanalım” , “Her tarafımızı düşman sarmış paranoyasına düşelim” , “Dünyadan kopalım” şeklinde anlaşılmamalıdır.
Eğer kendi tarihimizi ve dünya tarihini bilmezsek ve bilmeyenleri- tarih cahillerini işbaşına getirirsek, yöneticilerimizi parmaklarında oynatırlar ve her türlü arzularına boyun eğdirirler. Sonuçta boyun eğdirilen ise Türk Milleti olur.

İstenen, “Bilmemiz ve bilerek dostluklar” kurmamızdır. Tarihsel gerçekler ve bilim üzerine kurulan dostluklar sağlam temelli olurlar.
Dünya siyasetinin değişmez en gerçek kuralı ise; Devletler arasında ebedi dostluklar ve ebedi düşmanlıklar yoktur, karşılıklı menfaatler esastır.
Kitap olacak kadar geniş bir anlatımı, iki sayfalık yazı konusu yapmanın zorluğunu biliyorum. Bu yüzden, olabilecek hatalar için özür diliyor ve uyarılarınızı bekliyorum;

*Dünya üzerinde 2 tane “Teokratik Devlet” vardır, Vatikan ve İsrail.

Suudi Arabistan gibi birkaç devlet sadece “Hukuk Düzeni” itibarıyla teokratiktir. Vatikan ve İsrail ise, devlet düzeni-devletin hedefleri ve uygulamaları açısından tamamen teokratiktir. Bu iki devlete, Amerika Derin Devleti de denilen, her dönemde ve halen Amerika yönetimine doğrudan müdahil olabilen, tek amaçları İncil’deki kehanetleri gerçekleştirmek olan ve ABD’ de sayıları 70 milyonu bulan “Evangelistleri” de eklemek gerekir. Bu üçü beraber hareket ederler. Zaman-zaman bunlara yenileri eklenir. (Ermeniler vs.)

Geçen hafta üç uçakla gelenler, Kudüs’te İsrail Yönetimi ile buluştular. Bir uçak, Papa’yı taşıyan Vatikan Devletinin özel uçağı idi. Diğer uçakta ABD Evangelistlerinin tepe yöneticileri vardı. Son özel uçak ise CEO’su Türk olan bir uluslararası şirketin uçağında bulunan Patrik Bartholomeos ve heyeti idi. “Gündemlerindeki en önemli madde Papa’ya, Kürtçü-Bölücü ‘Diyarbakır Kırklar Meclisi’ tarafından verilen ‘Bizi Türklerden Kurtarın” mektubu ve Kürt Meselesinin geldiği nokta ve yapılacaklar listesi idi.”

Teokratik Devletler, siyasi hedeflerini mutlaka kendi kutsal kitaplarına göre belirlerler. İsrail de öyle yapar. Yahudi yöneticilerin iman ettikleri bir kavram “Vaadedilmiş Topraklardır.” Vatikan ve Evangelistler de buna inanırlar.

Bu topraklar “Nil’den- Fırat’a” kadar olan geniş bir coğrafyayı içine alır.

“Eski Ahit’e” yani Yahudiler tarafından tahrif edilmiş Tevrat’ın Tekvin Kitabının 15. Bab’ında şöyle denilmektedir; “O günde Rab, Abraham’la (Hz. İbrahim) ahdedip dedi: Mısır ırmağından, büyük ırmağa (Fırat Irmağı) kadar olan bu diyarı senin zürriyetine verdim.”

Bu devletlerin bizim topraklarımıza olan “Tutku” seviyesindeki ilgilerinin en eski kaynağı budur. Bu çılgınca tutkunun her devirde silah olarak kullandığı iki ırk vardır; Ermeniler- Kürtçüler

*Osmanlı İmparatorluğu olarak Küçük Kaynarca Antlaşmasını imzaladığımız dönemde Vatikan, Müslümanları soylarına-dillerine mezheplerine göre bölüp, birbirinden koparma projesine hız verdi. Kürtlere el attı. Bu çatışmayı gerçekleştirmek için yüzlerce Kürtçe-Arapça bilen misyoneri bölgemize gönderdi.

Bunlardan biri Papaz Maurizio Garzoni idi.

Garzoni Diyarbakır’da Kürtler arasında 18 yıl yaşadı. Onları kışkırttı. İlmi tabirle Yafetik, Ural-Altay grubundan yani Turanî olan Kürt kardeşlerimizin kafalarını karıştırmak için, para-altın dağıtmak, yalan belgeler düzenlemek dâhil her türlü melaneti yaptı.
1787 yılında döndüğü Roma’da ilk Kürtçe Sözlük ve Gramer Kitabı (Kırmançi) yayınladı. Halen Kürdolojinin babası olarak anılır.

*ABD Başkanı Woodrow Wilson, 8 Ocak 1918’ de Kongrede tarihe Wilson Prensipleri olarak geçen kararları açıkladı. Bunun 12. maddesi;
“Osmanlı İmparatorluğunun Türk olan kısımlarına egemenlik hakkı tanınmalı, fakat Türk olmayan halklara (Ermeniler-Kürtler) bağımsızlık verilmelidir.”

*Wilson Prensiplerinin dayatmasıyla yapılan Sevr Antlaşmasının 62. Maddesi şöyle der;
“Fırat’ın doğusunda, ileride saptanacak Ermenistan’ın güney sınırının güneyinde, Suriye ve Irak ile Türkiye sınırının kuzeyinde, Kürtlerin sayıca üstün bulunduğu bölgelerin özerkliğini 6 ay içinde İstanbul’da toplanan İngiliz-Fransız-İtalyan hükümetlerinin atadığı bir komisyon hazırlayacaktır.
Bu plan Süryani-Keldaniler ile bu bölgedeki etnik ve dinsel azınlıkların korunmasına ilişkin tam güvenceleri de kapsayacaktır.”

*Amerika, Kuzey Irak’a ağır silahları taşıyan dev uçakların inebileceği dünyanın en uzun havaalanını inşa etmektedir. Nakşibendi olan Barzani, oğluna Yahudi bir Generalin kızını gelin aldı. Anadan soy üretmede son derece hassas olan Yahudilerin, böyle bir evliliğe izin vermeleri bölgede ikinci İsrail olarak görev yapacak “Büyük Kürdistan” devletinin kurulma aşamasına yaklaşıldığının önemli işaretlerinden biridir.

Eyy Türk Milleti;
Tarihte, Türk Devletine karşı silahlı kalkışmada bulunan kesimler arasında ikisi vardır ki bunlar özellikle Cumhuriyet döneminde sürekli olarak beraber hareket etmişlerdir.

Bunlar Şeriat isteyen dinciler ve Kürtçü-Bölücülerdir. Bunlar hep, can-ciğer kuzu sarması gibidirler.

Lütfen şimdi 12 senedir “Açılım” adı altında Türk Milletin önüne konan tuzakları bir daha düşünün ve son zamanlarda yaşanan “Yol kesmeler-Asker kaçırmalar” gibi densizlikleri gözünüzün önüne getirin.

Cumhuriyet Tarihimiz boyunca ilk kez, “Cumhuriyetin Kuruluş Değerlerine” açıkça karşı olduğunu söyleyen, Cumhuriyet değerlerini tırpanlayan, Anayasa Mahkemesi tarafından bu gerekçelerle mahkûm edilmiş bir hükümet hile ile de olsa üç seçimdir tek başına iktidardır.

-Eski Ahit’teki kutsal toprakların alınması taleplerinin,
-Vatikan’ın asırlardır süregelen çabalarının,
-1918’ deki Wilson Prensiplerinin,
-1920’deki Sevr Antlaşmasının günümüzdeki sürümünün uygulaması Büyük Ortadoğu Projesinin Eşbaşkanlığını da kabul edip, bununla övünen tarih cahili bir yıkım hükümeti, iç ve dış hainler tarafından oyuncak edildiğinin farkında bile değildir!

AKP Hükümeti tarafından felç edilen Türk Devleti o kadar zavallı bir hale getirilmiştir ki, Güneydoğu’da yol kesip adam kaçıran örgüte laf söyleyemeyen iktidar, gezideki gösteriler için 25 binden fazla polisi görevlendirmektedir.

Görevi, Türk Devletini ve onun yararlarını korumak olan ve bu yüzden Türk Milletinden maaş alan Şırnak Valisi gibi sepetler, utanmadan-sıkılmadan Bebek katili Öcalan’a takdir hislerini gönderebilmektedirler!

Bu kalleşçe savaşın en son muharebesi 10 Ağustos’ta yapılacaktır. Her birimiz birer Siyasi Parti gibi, çevremize bu gerçekleri anlatıp milletimizi uyandırmalıyız. Unutmayın, her birimiz bir kişiyi ikna edip gerçekleri gösterirsek, bu hainleri bir kez daha yenmiş oluruz.

Büyük Atatürk’ün zamanında bulunduğu şartlardan çok daha fazlasına sahibiz.

Evet, bir Atatürk’ümüz yok ama milyonlarca Mustafa Kemal Askeri varız.

Sadece ayağa kalkmamız ve vatanımıza-geleceğimize demokratik yollarla sahip çıkmamız yetecektir…

Daha ne anlatayım be Aziz Türk Milleti! Sen bilirsin, anla artık…

Sağlık ve başarı dileklerimle 03 Haziran 2014

Rifat Serdaroğlu

Ek bilgi:

http://turkiye.net/gorusler/alternatif-bakis-gorusler/turkiye-guneydogu-uzerinde-stratejik-oyunlar/


 

yorum

Yorumlar2 yorum

  1. ” İlmi tabirle Yafetik, Ural-Altay grubundan yani Turanî olan Kürt kardeşlerimizin kafalarını karıştırmak için…”
    Bu ifadenin doğru olmayabileceğini vurgulamak isterim. Ural-Altay grubunda konuşulan dile Ural-Altay dilleri adı verilir. Anadolu Türkçesi de bu dil grubunun içinde yer alır. Oysa Kürtçenin bugün yaşayan ve ayrıntılı gramer çalışmalarına sahip iki büyük lehçesi Kırmançi ve Sorani, Kürtlerin ait oldukları öne sürülen Ural-Altay grubunun dilleri ile hiç alakası olmayan, Hint-Avrupa dilleri grubunda yer alır.
    Kültürleri birbirlerinden ayıran en önemli faktör dil olduğuna göre…

  2. Yazılanların doğruluğuna inanarak sadece bize diretilen Sevr anlaşması olmadığını doğrusunun Lozan anlaşmasının olduğunu belirtmek isterim sayğılarımla