Dünya Lideri

0

Başbakan Erdoğan başarı merdiveninin basamakların üçer-beşer çıkıp, yandaş medya tarafından “dünya lideri” (!) sıfatına kavuşturulunca, önüne gelene “fırça” atmaya başladı.

Esad’ı bir gecede “Esed” yaptı. Irak Başbakanı Maliki’ye “Haddini bil, otur oturduğun yerde” dedi.

IMF’yi “Al yahu şu paranı, paran kadar konuş” diye kafa tuttu.

Hızını alamayan Erdoğan son olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 5 Daimi üyesini (ABD+ÇİN+RUSYA+İNGİLTERE+FRANSA) kastederek, “Dünya, 5’ten daha büyüktür” diye bir kampanya başlattı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin Daimi Üyelerini yerden yere vurdu.

İşte bu noktada durup düşünmek, Erdoğan’ın davranışlarını hem siyasi açıdan hem de sağlık açısından iyice irdelemek lazımdır.

Henüz Milletvekili ve Başbakan olmadan evvel ABD Başkanına gidip, Oval Ofiste kendisine verilen “Eşbaşkanlık” rütbesini kabul edip, emperyalist devletlerin emrine giren Erdoğan, ne oldu da aniden patronlarına posta atmaya başladı?

Amerika’nın Irak’ı işgaline destek verip, 1,5 Milyon Müslümanın ölümüne sebep olan ABD Askerleri için “Haydi belinize kuvvet, inşallah sağ-salim evinize dönersiniz” diye dua eden Erdoğan, şimdi niçin döndü?

Libya-Mısır’da yüzbinlerce Müslüman’ın öldürülmesine destek veren Erdoğan ne oldu da, “Eşbaşkanlarının” Suriye politikalarına karşı çıkar oldu?

Afganistan’da-Pakistan’da-Sudan’da-Kenya’da Irak’ta “El-Kaide” katliamlarına ses çıkarmayan Erdoğan, ne oldu da Suriye’de Esad’ın katliamları karşısında “kükreyen aslana” döndü?

Sözü fazla uzatmaya gerek yok. Önce Erdoğan’ın sağlık durumuna bakalım; Erdoğan maalesef her insanın başına gelebilecek kötü bir hastalıktan mustarip. Kolon Kanseri denilen bu illet yüzünden iki kez operasyon geçiren Erdoğan’ın yüzünde, “fon dö ten” in bile saklayamayacağı “kimyasal tedavi” izlerini görmek mümkün. Bazı günler 4 saat süreyle sıvı takviyesi alması gerek.

Bu yüzden sinirli ve etrafına karşı kırıcı oluyor. Kızı Sümeyye’nin, sürekli olarak Erdoğan’ın yanında bulunmasının sebebi, babası sinirlendiğinde yatıştırmak içindir.

Gelelim Erdoğan’ın kendi Bakanlarını tokatlamaktan, BM Güvenlik Konseyi Daimi üyelerini eleştirmesine kadar giden tutarsız siyasi davranışlarına;

Eğer bir devlet adamı yönettiği devletini “güçlü ve saygın” bir halde tutmak isterse, kendi de öyle davranmak zorundadır.

Siz, bir taraftan dünyaya kafa tutup efelenirken, kendi içinizde dünyanın “terör örgütü” olarak kabul ettiği PKK Narko-Terör lideri ile aynı masaya oturursanız ve terör örgütünün kendi “Asayiş Gücünü” kurmasını, kendi “Vergi toplama timlerini” kurmasını engelleyemezseniz, sizin sesinizi ve sözünüzü kimse dinlemez.

Siz, bir taraftan “İslam Ülkelerinin Lideri” olmak iddianızı sürdüreceksiniz, diğer taraftan eloğlu sizin uçağınızı düşürüp pilotlarınızı öldürecek, THY pilotlarını kaçıracak, kendi ülkenizin yollarında PKK yol kontrolü yapacak, asker polis demeden devletin memurlarını şehirlerin ana caddelerinden toplayıp esir alacak, sizin sesinizi ve sözünüzü kendi parti teşkilatınızdan başka kimse ciddiye almaz.

Siz, “Eyy Amerika, ben İsrail’e laf söyledim, cevap senden geldi” deyip dış politikada ne kadar bilgisiz olduğunuzu kendiniz ilan edersiniz, üstüne üstlük âleme düzen vermeye kalkarsanız, gelişmiş ülkeler gözünde alay konusu olursunuz.

Değerli Okurlar;
Her zaman söylediğim gibi “Allah kimseye dert verip derman aratmasın.”

Fakat konu Türk Devletinin bekası haline geldiyse, kimsenin bir şey saklamaya hakkı yoktur. Hastalığı sebebiyle Erdoğan, günlerinin sayılı olduğunu bilmektedir.

Erdoğan “Eski bir Başbakan” veya “AKP Genel Başkanı” olarak anılmak istemiyor. Erdoğan kafasındaki “İslam Devletini” kurup Şeriat düzenini getirip, kendisinin de “Halife” olarak anılmasını istiyor. Batı’dan ve hür dünyadan uzaklaşıp, yüzünü “Arap Bataklığına” çevirmesinin sebebi budur.

Fakat Erdoğan bu yolda başarılı olamayacağını da biliyor.

Bütün sinirliliği-tutarsızlığı- Anayasa ve yasa tanımazlığı- Yargıyı tahakkümü altına almak istemesi-Türk Ordusunu itibarsızlaştırmak istemesi-Cumhuriyetin ve Türk Devletinin kurucularına sürekli hakaret etmesi ve Cumhuriyet’in temel direği olan Lâiklik İlkesini çiğnemesi hep bu yüzdendir.

Demokrasilerde seçimle gelen kişi, yine seçimle gitmesini hazmedip kabullenmezse, sonunda cümle âleme rezil olur. Hayırlısı.

Rifat Serdaroğlu

 

 

yorum

Yorumlar kapalı.