Balyoz kararı ve üç hukuki yorum

0

Yargıtay’ın Balyoz kararı hakkında yazılan üç yazıyı buraya taşımak istiyoruz. Aşağıda yazılardan kısa kesitler vermekle birlikte, üç yazının da tamamını okumanızı hararetle tavsiye ediyoruz (yazılara verdiğimiz linklerden ulaşabilirsiniz).

“Kuvvet komutanları Özden Örnek ve İbrahim Fırtına’nın Yüce Divan’da yargılanması gerekir. Ki 2010 referandumundaki temel konulardan birisi de bu idi.

Görev suçu, görevdeki yetkiye dayanılarak işlenilen bir suçtur. Dolayısıyla bu mahkeme yetkili değildir.

Evet. Peki bunlara ikna edici bir cevabınız var mı? Galiba “darbe yapmak görev suçu olmaz ki” diyeceksiniz. Peki o halde “suç işlemenin görev olduğu herhangi bir görev tanımınız var mı elinizde acaba?” diye sorsak ne diyeceksiniz. Anladık. “Ben onlara günlerini göstereceğim”, “Onlara artık haddi bildirilmeli” diyorsunuz değil mi?

Peki tamam onu da anladık.”

 “AİHM’in aradığı unsur “olgular ya da bilgi” (facts or information) olması. Kanıt (evidence) değil. O nedenle gerekçeli kararın 15 sayfasında AİHM’in “objektif bir gözlemciyi ikna edebilecek nitelikteki delillere dayandığı” ifadesi yanlış.

İkinci yanlış, gerekçeli kararın 25. sayfasında, AİHM’in, Çakmak ve Doğan davalarında kanıtlarla ilgili iddiaları incelediği ve “dijital delillerin geçersizliğine ilişkin itirazları” isabetsiz bulduğu sonucu. AİHM kanıtları incelememiş, makul bir kuşku için yeterli olgu ve bilginin bulunup bulunmadığına bakmıştır.

Üçüncü yanlış da şu: 15. sayfadaki “insan hakları ihlali iddialarının reddedildiği tutuklama koruma tedbiri” ifadesi doğru değil. Çakmak ve Doğan ile ilgili kabul edilebilirlik kararlarında AİHM, 5(1)c yani tutuklamanın hukuka uygunluğuna ilişkin şikâyetleri red etti. Makul bir kuşkunun varlığını kabul etti. Buna karşılık tutuklamaya itirazın reddi (Sözleşme’nin 5/4 maddesi) yani habeas corpus ile ilgili şikayeti kabul etti. Dolayısıyla tutuklamanın sürdürülmesi ile ilgili davalar AİHM’de devam ediyor. Benzer davalara bakacak olursak, bunlardan ihlal kararı çıkması olasılığı yüksek.”

 “Sanıklar ve avukatlar ısrarla, iddianamede “darbeyi” önlendikleri ileri sürülen Aytaç Yalman ve Hilmi Özkök’ün tanık olarak dinlenmesini talep etmiş, Mahkeme bu talebi reddetmişti.

Yargıtay kararında bu tanıkların dinlenmesinin “sonuca etkili olmadığına” karar verdi.

Şu soruyu sormanın tam zamanı…

Madem Hilmi Özkök’ün beyanları sonuca etkili değil öyleyse İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi neden Ergenekon Davası’na bakan Mahkemede tanık olarak dinlenen Hilmi Özkök’ün beyanlarının yer aldığı duruşma tutanaklarını istemiş ve bunları duruşmada okumuştu?”

 

Pınar Doğan ve Dani Rodrik’in blogu

http://balyozdavasivegercekler.com/2013/10/14/uc-hukuki-yorum/

 

yorum

Yorumlar kapalı.