Sahi kimdi bu Adnan Menderes?

1

Bazen bildiğimiz şeyleri herkesin bizim bildiğimiz gibi bildiğini zannederiz. Bu nedenle söyleme ya da hatırlatma gereği duymayız. Adnan Menderes adı da, dönemi de böyle… Kimdi bu Adnan Menderes, neler yapmıştı? Herkesin bildiği, hatırladığı varsayılarak, pek kimse Adnan Menderes dönemi gerçekliklerini hatırlatma gereği duymuyor. Adnan Menderes son zamanların en popüler isimlerinden. Hemen herkesin “Demokrasi şehidi” dediği, demokrasi nutukları atılırken atıfta bulunduğu yegâne isimlerden. Adnan Menderes denince çoğunlukla idamı hatırlanır. Ancak kimdi Adnan Menderes? Neler yapmıştı? Gerçekten “Demokrasi şehidi” ya da gerçekten “demokrat” mıydı? Bu soruların cevabı çok kısa bir Menderes incelemesiyle bulunabilir. İktidar olmadan önceki dönemleri ve iktidarı döneminde yaptıklarına basit bir arşiv taramasıyla bakarsak görebiliriz kim olduğunu Adnan Menderes’in.

Demokrat ağa

Adnan Menderes, üç arkadaşıyla meclise verdiği bir önergeyle Türkiye siyaset sahnesinde göründü. Bu esnada, Tayyip Erdoğan’ın eleştirmeye doyamadığı tek partili yıllar CHP’sinin Aydın Milletvekili idi. Önerge bolca demokrasi, hak, hukuk, adalet, özgürlük gibi kelimeler içeriyordu. Ancak bu önerge mecliste görüşülen ”çiftçiyi topraklandırma yasası” esnasında bu yasaya karşı verilmişti. Yasayla toprak ağalarının elindeki tarıma elverişli arazilerin 5000 dekardan, elverişsiz arazilerden ise 2000 dekardan fazlasının devletçe kamulaştırılıp topraksız köylüye dağıtılması amaçlanıyordu. Adnan Menderes, Celal Bayar, Refik Koraltan ve Fuad Köprülü bu yasanın geçmemesi için önerge verdiler. Adnan Menderes Aydın’da 30.000 dönümlük toprağa sahip olan bir toprak ağasıydı ve bu yasa kendi topraklarının da büyük bir kısmının kamulaştırılıp topraksız köylüye dağıtılması anlamına geliyordu. Ancak bu yasaya karşı önerge verirken bolca demokrasi söylemi kullanıyordu. O önergeden sonra CHP’den ihraç edildi ve ardından bildiğimiz Demokrat Parti dönemi başladı. Muhalifken bolca demokrasi nutukları atan Menderes iktidarda neler yaptı birkaç örnek hatırlamakta fayda var.

6-7 Eylül olayları

Demokrasi ayaklar altında. 6 Eylül 1955 gecesi İstanbul’da bazı gazetelerin Selanik’te Atatürk’ün evine bomba atıldığını yazması üzerine azınlıklara saldırılar başladı. Ağırlıklı olarak Rumlara karşı yönelen olaylarda resmi rakamlara göre 73 kilise, 8 ayazma, 1 havra, 2 manastır, 4 bin 340 dükkân, 110 otel ve lokanta, 21 fabrika ve 3 bin 600 ev saldırıya uğradı, biri papaz 15 kişi olaylar sırasında öldürüldü, yüzlerce kadın tecavüze uğradı. Provokasyonu başlatan “Ekspres” isimli DP yandaşı gazete idi.

Her şey iktidar için

DP’den istifa eden Osman Bölükbaşı Kırşehir’den tekrar milletvekili seçilince Kırşehir il statüsünden ilçe statüsüne düşürüldü. İsmet İnönü milletvekili seçilince seçim bölgesi Malatya ikiye bölünerek Adıyaman ili kuruldu. 1954–1958 yılları arasında hükümetin resmi açıklamasına göre 238 gazeteci iktidarı hedef alan yazılar yazdıkları için tutuklandı. 1957 seçimlerinden hemen önce, CHP ve Hürriyet Partisi’nin birleşme çabalarına karşı seçim ittifaklarını engellemek için yasa çıkarıldı. Hükümet, CHP’li bazı milletvekillerinin bazı cuntacı subaylarla sürekli temas halinde olduğu istihbaratına dayanarak bu durumu soruşturmak için ”Tahkikat Komisyonu”nu kurdu. 15 DP milletvekilinden oluşan komisyon hem suçlama hem de yargılama hakkına sahipti ve kararlarına itiraz edilemiyordu. Ayrıca uygun gördüğü toplantıları ve yayınları yasaklama hakkına sahipti.

adnan_menderes_kabri_basinda_anildi_h45979

Menderes’in sevdikleri sevmedikleri

28 Nisan 1960 tarihinde İstanbul Üniversitesi öğrencisi Turan Emeksiz hükümete karşı düzenlenen bir protesto mitinginde polisin açtığı ateş sonucu öldü. Hüseyin Onur ise sol bacağı kesilerek kurtarıldı. 1951 yılında Halkevleri kapatıldı. 1948′de kurulan imam hatip kursları imam hatip liselerine dönüştürüldü. 1958’de Fransa’ya karşı bağımsızlık savaşını kazanan Cezayir’in bağımsızlık oylamasında “Fransa’nın içişleri” denilerek çekimser oy kullanıldı. Hukukun üstünlüğünü savunan Yargıtay üyeleri resen emekli edildiler.
NATO üyeliği başladı, ABD işbirlikçiliği zirvede. 1951 yılında Türkiye’nin Kore Savaşı’nda Birleşmiş Milletler kuvvetlerine Türk Tugayı ile katılmasına karar verildi. Bunun sonucunda, Türkiye 1952′de NATO’ya tam üye olarak kabul edildi. Aynı yıl NATO’nun isteği üzerine komünizme karşı gayri-nizamı harp yapacak Seferberlik Tetkik Kurulu, daha sonraki adıyla Özel Harp Dairesi kuruldu ve sonraki yıllarda işlenen faili meçhul cinayetler, derin devlet uygulamaları olarak hatırlanan her olayın arkasında bu kurum çıktı. (Kurumun adı Ergenekon davalarında sıkça hatırlatılıyor da, kökenine gelince es geçiliyor).

Kırılgan ekonomi, geçici refah, hazin son

Ekonomide elverişli uluslararası koşulların yaşattığı geçici saadet yıllarının ardından 1958’e gelindiğinde durum felaketti. O yıl dolar 9 liraya kadar yükseldi. Dış borçlar ödenemez hale gelince hükümet moratoryum ilan etti. IMF ile ilk stand-by anlaşması bu dönemde yapıldı. Çeşitli sanayi kuruluşları ya özelleştirildi ya da ekonomik olmadıkları gerekçesiyle kapatıldı. Uçak ve uçak motorları fabrikası, tank fabrikası, silah fabrikası NATO standartlarına uymadığı gerekçeleriyle kapatıldı. ABD’den Sovyetlere karşı mücadelede kullanılmak üzere Marshall Yardımı alındı. Uygulanan serbest piyasa ekonomisi sonucunda halk hızla yoksullaştı, zengin azınlıkla yoksul halk arasındaki uçurum hızla büyüdü.

Menderes2

Bunlar hatırlanabilecek ana başlıklar. İşte bugün AKP’nin ideolojik hegemonyası altında hemen herkesin, özellikle liberallerin ve hatta sorulunca CHP’lilerin “demokrasi şehidi” yakıştırmaları yaptığı Adnan Menderes dönemi, ana hatlarıyla böyleydi.
Tayyip Erdoğan “Demokratikleşme” paketini Menderes’in ölüm yıldönümünde açıklayacağını söylemişti. Her ne kadar bu tarihte açıklayamasa da, bu tarihe vurgu yapmasındaki niyet demokrasi, ekonomi ve yönetim anlayışının kökenine vurgu yapmaktı. Elbette buradan “idam edilmesini mi savunuyorsun” sorusu sorulacaktır ancak mesele idam meselesi değil. Yazıdaki amaç Menderes demokrasi açısından ne ifade ediyor, kimi önemli örneklerle bunu hatırlamak ve hatırlatmaktı.

Ulaş Korkut

 

Ek bilgi:

28 Mayıs 2013 Salı

Demokrat Parti Kronolojisi

Demokrat Parti Kronolojisi

Hazırlayan : Berker Ertuna 
 
1946

7 Ocak : Demokrat Parti; Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan tarafından kuruldu.

21 Temmuz : Yapılan ilk çok partili seçimde CHP 396, ancak 16 ilde seçime girebilen DP 62, bağımsızlar ise 7 milletvekili çıkardı.

1948

18 Temmuz : Demokrat Parti’den ayrılan, Kurtuluş Savası komutanlarından Mareşal Fevzi Çakmak ve Osman Bölükbaşı Millet Partisi’ni kurdu.



1950

14 Mayıs : Genel seçimlerde halk, CHP’nin 27 yıllık tek parti iktidarına son verdi. Seçimlerin sonucunda; Demokrat Parti %53.3 oy oranı ile TBMM’ye 408 milletvekili soktu. CHP %39.9 oranında oy almasına rağmen 69, MP ise 1 milletvekili ile temsil edildi.

22 Mayıs : Celal Bayar Türkiye Cumhuriyeti’nin üçüncü cumhurbaşkanı oldu. Adnan Menderes başkanlığındaki ilk Demokrat Parti hükümeti kuruldu. Refik Koraltan da Meclis Başkanı olarak göreve başladı.

29 Mayıs : Başbakan Menderes “sadece millete mal olmuş inkılâpları saklı tutacağız” dedi.

6 Haziran : DP hükümeti; Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları ve diğer bazı generalleri görevlerinden aldı.

16 Haziran : Demokrat Parti hükümetinin ikinci önemli icraatı, Arapça ezan okunma yasağını kaldırması oldu. (Türkçe ezan yasaklanmamıştır, yalnızca ezanın Arapça da okunabileceği belirtilmiştir. Ne var ki, bu karar 1932’den beri Türkçe okunan ezanın sonu olmuştur).

5 Temmuz : Radyodan dini program yayın yasağı kaldırıldı.

7 Temmuz : Dünya Bankası Türkiye’ye 16 milyon 400 bin dolar kredi açtı.

9 Temmuz : Kuzey-Güney Kore Savası’nda Birleşmiş Milletler bütün ulusları, komünist Kuzey Kore’ye karsı ABD’nin geniş katılımıyla oluşturulacak askeri güce katılmaya çağırdı.

28 Temmuz : Türk Barışseverler Cemiyeti’nin Türkiye’nin Kore’ye asker göndermesini protesto amacıyla bildiri dağıtmasına izin verilmedi, Cemiyet başkanı Behice Boran ve genel sekreter Adnan Cemgil tutuklandı.

1 Ağustos  : Türkiye Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı’na (NATO) başvurdu.


16 Eylül : Türkiye’nin, NATO’ya girme başvurusu reddedildi.

28 Ağustos : Bir yazarın tarih kitaplarından İnönü’nün adını çıkartması tartışmalara yol açtı.

3 Eylül : Belediye seçimlerinde 600’ü aşkın CHP’li belediyeden 560’ı Demokrat Parti’ye geçti.

25 Eylül : General Tahsin Yazıcı komutasındaki 4500 kişilik bir tabur, tüm masraflar bize ait olmak üzere ve TBMM kararı olmaksızın Kore Savaşı’na gönderildi.
(Bu, başta ABD olmak üzere Batı’nın gözünde girebilmek için onlar tarafından en geçerli ihraç malımız kabul edilen Mehmetçik’in uluslar arası düzeyde ilk pazarlanışıdır).

3 Aralık : Arap harfleriyle tedrisat yapmak için gizli ya da aleni dershane açanlar hakkında 23 Eylül 1931 gün ve 12073 sayılı kararnamedeki yasaklama kaldırıldı.

12 Aralık : Hükümet, CHP Genel Merkez Binasına el koyarak Hazine’ye mal etti.

1951

20 Şubat : Rus yazarların kitaplarının okul kütüphanelerinden çıkarılmasına karar verildi.

24 Şubat : Kırşehir’de Atatürk büstü saldırıya uğradı.

12 Mart : Demokrat Parti Konya İl Kongresi’nde fes, çarşaf ve Arap harflerinin serbest bırakılması istendi.

13 Mart : Demokrat Parti İzmir Belediye Başkanı Rauf Onursal, CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün Halife Abdülmecit gibi sınır dışı edilmesini istedi.

25 Mart : Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri, solcu öğretmenlerin tasfiyesinin sürdüğünü açıkladı.

3 Mayıs : Demokrat Parti Meclis Grubu’nda din eğitiminin genişletilmesi istendi.

4 Mayıs : Menderes Meclis’te yaptığı konuşmada “Halkevleri, Halkodaları faşist anlayış ve düşüncelerin ürünüdür. Bunlar sosyal yapımız içindeki tümüyle gereksiz, bos, geri ve yabancı unsurlardır” dedi. ( Halkevlerinin topluma katkılarının özeti Bkz. EK-1).

28 Mayıs : Menderes Hükümeti, isçi sendikalarının faşist ve komünist sistemlerin bir öğesi olarak kurulduklarını ileri sürdü. Yeni bir sendika yasası hazırlama kararı aldı.


22 Haziran : Istanbul İnönü Stadı’nın adı Mithat paşa Stadı olarak değiştirildi.

1 Temmuz : Atatürk’ün heykel ve büstlerine karşı ülke düzeyinde yaygınlaşmış olan saldırıları kınamak için yurdun çeşitli yerlerinde protesto mitingleri yapıldı.

25 Temmuz : Atatürk Kanunu 25 Temmuz 1951’de Meclis’te kabul edildi. Amaç, Atatürk devrimlerini korumak, Atatürk heykel ve anıtlarına saldırıların önüne geçmekti.

1 Ağustos : Yabancı Sermaye Yatırımlarını Teşvik Kanunu çıktı.

8 Ağustos : Hükümet, Halkevlerine el koydu.

19 Eylül : Kuzey Atlantik Paktı Konseyi, Türkiye ve Yunanistan’a NATO’ya katılma çağrısı yaptı.

20 Eylül : Türkiye’nin NATO’ya katılması kabul edildi.

9 Ekim : Devlet iç borçları 2 milyar 565 milyon liraya yükseldi.

26 Ekim : İllegal Türkiye Komünist Parti’sine yönelik büyük çapta tutuklamalar yapıldı. Zeki Baştımar, Mihri Belli, Sevim Tarı gibi tanınmış isimler vardı.Tutuklananlar arasında tanınmış isimler vardı

4 Kasım : İlkokulların ders programlarına din dersi konuldu.

1952

12 Ocak : ABD yönetimi, Marshall Planı çerçevesinde Türkiye’ye 58 milyon dolarlık askeri yardım yapılmasını onayladı.

15 Ocak : Amerika Birleşik Devletleri Türkiye’nin Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı’na (NATO) girişini onayladı.

21 Ocak : Milli Savunma Bakanlığı, Kore’de 34 subay, 46 astsubay ve 1252 erin şehit olduğunu açıkladı.

18 Şubat : NATO’ya katılma protokolünü 1951 yılında Londra’da imzalayan Türkiye, 18 Şubat’ta örgüte resmen üye oldu. Bunun neticesi olarak topraklarımıza ABD askeri üsleri kurulmaya başlandı.


5 Haziran : Lozan Antlaşmasına göre Fener Rum Patrikhanesi’nin başındaki kişinin TC vatandaşı olması gerekir. Bu ilke ilk kez ABD’den uçakla gönderilen Athenagoras’ın Türkiye’ye sokulması ile ihlal edildi. Başbakan Menderes Athenagoras’ı ziyaret etti ve elini öptü.

18Temmuz : Türkiye, Cemiyet-i Akvam’a (Birleşmiş Milletler) elli altıncı üye olarak kabul edildi.

8 Ekim : Balıkesir’e giden CHP lideri İnönü’yü Vali kent dışında karşılayarak, kente girmemesini, girerse olaylar çıkabileceğini ve kendisinin sorumluluk almayacağını belirtti. İnönü gezisinden vazgeçti.

24 Aralık : “Anayasayı Yasayan Dile Çevirmek” seklinde adlandırılan yasa önerisi ile 1945 yılında Türkçeleştirilmiş olan anayasa metni, yürürlükten kaldırıldı. 24 Nisan 1924’te kabul edilmiş olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu yeniden uygulamaya kondu, anayasadaki öztürkçe kelimeler ayıklandı. ( Örneğin; “bakanlıklar”, “vekalet” oldu, Genelkurmay Başkanlığı’nın adı “Erkan-ı Harbiye-yi Umumi Reisliği” seklinde değiştirildi ).

1953

21 Ocak : Petrollerimizin işletilmesiyle ilgili ilk anlaşma bir ABD şirketiyle yapıldı.

9 Nisan : Maliye Bakanı Hasan Polatkan, döviz açığının 553 milyon dolar olduğunu açıkladı.

14 Nisan : Döviz alım-satımı serbest bırakıldı.

17 Nisan : Ev kiralarına yüzde 100, dükkan kiralarına yüzde 150 zam yapıldı.

30 Mayıs : Sovyetler Birliği hükümeti Türkiye’ye bir nota verdi. Türkiye’den toprak talebi olmadığını, dostluk ilişkisi kurmak istediklerini bildirdi.

8 Temmuz : Millet Partisi irticai faaliyet gerekçesiyle kapatıldı, mallarına el kondu.

21 Temmuz : Profesörlerin politika ile uğraşmalarını yasaklayan kanun kabul edildi.

27 Temmuz : 2 milyondan fazla insanın öldüğü Kore Savaşı sona erdi.

9 Eylül : Millet gazetesi başyazarı Nurettin Ardıçoğlu 3 sene 2 ay, yazı isleri müdürü Hüsnü Söylemezoğlu 2 sene 1 ay hapse mahkum oldu.

14 Aralık : Hükümet, CHP’nin menkul ve gayrı menkullerinin Hazineye devredilmesine yönelik yasayı çıkardı.

24 Aralık : CHP’nin Ulus Gazetesi’ne el konuldu.

1954

18 Ocak : Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu kabul edildi.

27 Ocak : Millet Partisi yöneticileri birer gün hapis cezasına çarptırıldı.

27 Ocak : 6234 sayılı yasayla Köy Enstitüleri kapatıldı. (Köy Enstitülerinin katkısı Bkz. EK-2).

24 Şubat : Istanbul’da sıcaklık -6 dereceye düştü. Tuna Nehri’nden koparak Karadeniz’e ulasan ve daha sonra Istanbul Boğazı’na inen buzlar Boğazı ve limanı kapladı. Deniz trafiği durdu.

7 Mart : Petrol isletmeciliğini yabancı sermayeye açan ve Max Ball adlı bir yabancının hazırladığı Petrol Yasası Meclis’te kabul edildi.

8 Mart : Basını sıkı kontrol altına alan ve basın suçlarına yönelik cezaları yükselten Basın Kanunu kabul edildi. Hakaretle suçuyla yargılananlara iddialarını mahkemede ispat hakkı tanınması isteği reddedildi.

14 Mart : Demokrat Parti’den istifa ederek CHP’ye geçen Adnan Menderes’in yeğeni Özdemir Evliyazade, Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a hakaret ettiği gerekçesiyle tutuklandı.

18 Nisan : Mersin’de seçim konuşması yapan ana muhalefet lideri İnönü DP’lilerin saldırısı ile engellendi, İnönü alandan zorlukla kaçırılıp kurtarılabildi.

2 Mayıs : Genel seçimler yapıldı. Oyların %57,6’sını alan Demokrat Parti 503 sandalye kazanırken, %35,4 oy alan CHP sadece 31 milletvekili çıkarabildi.

14 Mayıs : TBMM ilk toplantısını yaptı.Celal Bayar yeniden cumhurbaşkanı seçildi. Adnan Menderes, kabineyi kurmakla görevlendirildi. Seçimlerden hemen sonra Celal Bayar “Ince demokrasiye paydos” söylemiyle, antidemokratik yasalarla tedbirlerin sürdürüleceğinin altını çiziyordu.

30 Mayıs : Muhalefet lideri Osman Bölükbaşı’yı seçen Kırşehir, ceza olarak il olmaktan çıkarılıp ilçe yapıldı. Bununla da yetinilmedi ve bölünerek eski ilçelerinden bir kısmı ile Nevşehir ili kuruldu.

14 Haziran : Seçimlerde CHP’ye oy veren Malatya ceza amacıyla bölünerek Adıyaman ili kuruldu.

21 Haziran : Demokrat Parti kendi kadrolarını kurmak için devlette tasfiyeye yöneldi. Yeni çıkarılan bir yasayla hükümete, 60 yasını ya da 25 hizmet yılını doldurmuş yargıç ve profesörleri emekliye ayırma yetkisi verildi.

5 Temmuz : Memur Tasfiye Yasası, çıktı. Artık; memurlara bir süre için isten el çektirebilecek ya da emekli edilebilecek.

7 Ağustos : Millet gazetesi sahibi Fuat Arna, bir yazısında Başbakan Adnan Menderes’e hakaret ettiği gerekçesiyle tutuklandı.

18 Ağustos : Millet gazetesi yazarı Nurettin Ardıçoglu ile yazı isleri müdürü Hüsnü Söylemezoğlu gazetede çıkan bir yazıdan dolayı 7’şer ay hapis cezasına çarptırıldılar.

21 Ağustos : Liseler 11 sınıfa indirildi.

28 Ağustos : Emekli General Sadık Aldogan tutuklandı. Gerekçe; Millet Gazetesine yazdığı bir yazıda adliyenin manevi kişiliğine hakaret etmek.

23 Eylül : Yeni Ulus gazetesindeki yazıları nedeniyle Hüseyin Cahit Yalçın, Cemal Sağlam, İbrahim Cüceoglu hapis, Nihat Erim para cezasına çarptırıldı.

1 Aralık : Demokrat Parti’ye muhalif Yeni Ulus Gazetesi’nin yazarlarından Hüseyin Cahit Yalçın, “Hükümetin manevi şahsiyetini tahkir ettiği” gerekçesiyle 26 ay hapse mahkum edildi ve 79 yaşında hapse girdi.

1955

1 Nisan : Kıbrıs’ta EOKA terör örgütü faaliyetlerine başladı.

8 Nisan : Istanbul’da hane basına 100 gram kahve dağıtımına başlandı. Kahve alanlar, muhtarların hazırladığı listeleri imzaladı.

14 Mayıs : Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa’daki sosyalist ülkeler yeni bir askeri ittifak içeren Varşova Paktı’nı imzaladılar.

20 Mayıs : Akis dergisi yazı isleri müdürü Cüneyt Arcayürek tutuklandı.

9 Haziran : Türk bayrağını yırtmaktan sanık 4 Amerikalı beraat etti.

10 Haziran : Istanbul Hilton Oteli açıldı. 2,5 yılda biten otelde 300 oda, 500 yatak bulunuyor.

23 Haziran : Hükümete muhalif Akis Dergisi’nin yazı isleri müdürü Cüneyt Arcayürek “Hükümetin nüfuzunu kıracak neşriyat yapması ve bu suçu islemekte devam etmesi ihtimalinin bulunması” gerekçesiyle 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

20 Temmuz : Polis CHP Isparta Il Kongresini dağıttı. Genel Sekreter Kasım Gülek kürsüden indirildi.

24 Ağustos : Karadeniz gezisine çıkmış olan CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek, Sinop’ta tutuklanarak Istanbul’a getirildi ve bir gün hapiste kaldı. (Ertesi yıl benzer bir geziye kalkışması ve Rize’de dükkân sahiplerinin elini sıkması, gösteri yürüyüşü sayılarak 6 ay hapse mahkûm olacaktır).


5 Eylül : (Daha sonraki yıllarda Demokrat Parti’nin bir tertibi olduğu ortaya çıkacak olduğu üzere) Istanbul Ekspres Gazetesi’nde Atatürk’ün Selanik’teki evine bomba atıldığı haberi yayınlandı.

6 Eylül : Atatürk’ün evine bomba atıldığı haberi üzerine, “Kıbrıs Türk’tür” cemiyetinin Istanbul Taksim Meydanı’nda düzenlediği açık hava toplantısı, 6-7 Eylül olaylarını başlattı. Çok önceden planlanan gösteriler, kısa zamanda Rum vatandaşların işyeri ve evlerine yönelik yağmaya dönüştü. Istanbul, Ankara, İzmir’de sıkıyönetim ilan edildi.

7 Eylül : Olaylar diğer kentlere de sıçradı TBMM olağanüstü toplandı. Hükümet kendi tertibi olan olayları muhaliflerinin üzerine yıkmak, bir tasta iki kus vurarak onlardan da kurtulmak amacıyla yeni bir planı uygulamaya koydu. Emniyet Amirlikleri’nce komünist olarak bilinen 48 kişi, tahrik ve tahrip suçlamasıyla tutuklanıp Harbiye’ye getirildi. İdam talebiyle yargılanması öngörülen bu kişiler arasında Aziz Nesin, Kemal Tahir, Dr. Can Boratav, Asım Bezirci, Hasan Izzettin Dinamo da bulunuyordu.

9 Eylül : Istanbul’da 3, Ankara ve İzmir’de birer askeri mahkeme kuruldu.

10 Eylül : İçişleri Bakanı Namık Gedik ile Istanbul Emniyet Müdürü Alaaddin Eriş görevlerinden istifa etti.

12 Eylül : TBMM sıkıyönetimi 6 ay uzattı.

16 Eylül : İzmir’de Sabah Postası gazetesi kapatıldı, gazete sorumlu yazı isleri müdürü ve başyazarı Orhan Rahmi Gökçe tutuklandı.

19 Eylül : Muhalif yayınlarından dolayı Ankara’da Ulus Gazetesi süresiz, Istanbul’da ise Hergün, Hürriyet ve Tercüman gazeteleri 15 gün süreyle kapatıldı.

15 Ekim : Demokrat Parti’de muhalefet yaptığı gerekçesiyle 9 milletvekili partiden ihraç edildi. Onları destekleyen 10 milletvekili de kendi isteği ile partiden ayrıldı. “Onbirler Hareketi” diye anılan bu milletvekilleri, bakanlar hakkındaki iddialarda, “ispat hakkını yasaklayan kanunun” kaldırılmasını sağlayacak bir fıkranın anayasaya eklenmesini istiyorlardı. ( Siyasiler hakkında bir iddia ileri sürenler hakaret suçuyla yargılanıp mahkum olmaktaydılar. Yargılanan kişiye iddiasını ispat hakkı tanınmamaktaydı. Reddedilen, bu hakkın tanınması isteğiydi.)

24 Ekim : (Nazlı Ilıcak ile Ömer Çavuşoğlu’nun babası) Bayındırlık Bakanı Muammer Çavuşoğlu, 6/7 Eylül olaylarında uğradıkları kayıplar dolayısıyla, İzmir’deki Yunan Konsolosluğu’na, (suçluluk psikozu içerisindeki hükümet adına resmi özür yerine geçmek üzere) Yunan Bayrağı çekti ve uluslararası düzeyde özel bir davranış  örneği verdi..

17 Aralık : Ankara ve İzmir’de sıkıyönetim kaldırıldı.

20 Aralık : Demokrat Parti’den ayrılan 19 milletvekili, Hürriyet Partisi’ni kurdular.

1956

5 Şubat : Meriç ve Tunca nehirleri dondu; Yeşilköy ve Mecidiyeköy’e kurtlar indi ve Istanbul halkı ekmeksiz kaldı.

8 Şubat : Ekonomik sıkıntılar nedeniyle gazetelerin sayfaları 6’ya indirildi.

2 Mart : Cumhurbaşkanına hakaretten sanık Ulus gazetesi yazarı Şinasi Nahit Berker 1 yıl hapse mahkum oldu

8 Nisan : Başbakan Adnan Menderes , muhalefeti, “Siyasi sapıklık, sahte ihtilalcilik, inkarcılık, adi ve alçak iftiracılık, sahte hürriyetçilik ve tedhişçilik”le suçladı.

29 Nisan : Ankara’da gazeteciler Oktay Ekşi, Hikmet Tanılkan, Altan Öymen, Aydın Köker ve Seyfettin Turhan götürüldükleri Çankaya Karakolunda hakarete uğradılar.

1 Mayıs : 6-7 Eylül olaylarında zarar gören kiliselere 10 milyon lira avans verildi.

31 Mayıs : CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, “Adım adım mutlakıyete gidiyoruz ” dedi.

7 Haziran : Demokrat Parti hükümetinin hazırladığı yeni Basın Kanunu Mecliste kabul edildi. Hürriyet Partisi adına konuşan Turan Güneş, “Bu kanunla, değil basın özgürlüğü, basın bile kalmayacak” dedi.

9 Haziran : Basına baskılar sürüyor; Halk gazetesi toplatıldı.

14 Haziran : CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek, TBMM’nin manevi şahsına hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl hapse ve 4 ay Bursa’da ikamete mahkum oldu.

15 Haziran : En etkili muhalif yayınlardan haftalık Akis dergisi toplatıldı.

27 Haziran : Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanunu görüşmelerinde, İnönü: “Aramızdaki farkı bilelim. Biz mutlakiyetten bugüne geldik, siz bugünden mutlakiyete gidiyorsunuz.” dedi. Muhalefet topluca salonu terk etti. Tasarı DP’lilerin oylarıyla yasalaştı.

22 Temmuz : Akis dergisi yine toplatıldı.

30 Temmuz : Ordu, Giresun ve Trabzon’da Cumhuriyet Halk Partililerin siyasi toplantı yapmalarına izin verilmedi.

4 Ağustos : Ulus gazetesi toplatıldı.

13 Ağustos : Bakanlar Kurulunca ortaokullarda din dersi okutulmasına karar verildi.

14 Eylül : Akis dergisi toplatıldı.

28 Eylül : Maliye, Istanbul’da hazineye ait 10 bin arsa ve 500 binayı satışa çıkardı.

1957

11 Şubat : CHP Genel Başkanı İnönü’nün damadı ve Akis Dergisi başyazarı Metin Toker tutuklanarak cezaevine girdi.

14 Şubat: Başbakan Menderes, Ankara’da Kocatepe camiinin yapımı için cami yaptırma derneğine 100.000 TL bağış yaptı.

11 Nisan : Halk gazetesi sahibi Ratip Tahir Burak, bir karikatürü nedeniyle tutuklandı.

17 Nisan : Atatürk Orman Çiftliğinden arazi satılabilmesine olanak tanıyan kanun kabul edildi. (Atatürk’ün elleriyle oluşturduğu ve Türk halkına armağan olarak bıraktığı bu çiftliğin bugün yağmalanmasına yol açan süreç   böylece başlamış oldu).

6 Mayıs : Istanbul, Ankara, Eskişehir, Adana ve Bursa’da isçi sendikaları kapatıldı.

11 Mayıs : Zaman Gazetesi’nden Nusret Safa Coşkun ve Rıfat Ekinci birer yıl hapse mahkum oldular.

19 Mayıs: Kayseri’de halka yaptığı açıklamada Menderes, DP’nin iktidarda olduğu yedi yıl içinde yeni 15.000 cami inşa edildiğini ve başta Süleymaniye olmak üzere 86 caminin onarıldığını belirterek öğündü.

27 Mayıs : Demokrat İzmir gazetesi 1 ay süreyle kapatıldı.

31 Mayıs : Bakırköy Derbi Lastik Fabrikası hammadde yokluğundan kapandı.
720 işçi işsiz kaldı.

12 Haziran : 30 Haziran 1954 tarihinde ilçe yapılan Kırşehir yeniden İl yapıldı.

2 Temmuz : CMP Genel Başkanı ve Kırşehir milletvekili Osman Bölükbaşı tutuklandı.

6 Temmuz : Hükümet, Istanbul Gazeteciler Sendikası’nı bir süre için kapattı.

20 Ekim : DP’nin din istismarı hızlanıyor. Menderes Adana’da yaptığı seçim konuşmasında “ Istanbul’u ikinci bir Mekke, Eyüp Sultan Camiini de ikinci bir Kâbe yapacağız” dedi.

27 Ekim : Genel Seçimler yapıldı. Oyların % 47,9’unu alan DP 419, % 41,1’ini alan CHP: 173, % 7,1’ini alan CMP (Cumhuriyetçi Millet Partisi) 4, % 3,8’ini alan HP (Hürriyet Partisi) 2 ve bağımsızlar 2 milletvekili çıkardı.

27 Ekim : ’57 seçimleri 1946 seçimleri ile birlikte tarihimizin en şaibeli seçimleridir. İktidarın tertip, baskı ve sandık hileleri tepkilere, kan akmasına neden olmuştur. En vahim olaylar Gaziantep’te yaşanmış, seçimi ilkönce CHP’nin kazandığı ilan edilmiş, sonra bu karar değiştirilmiştir. Bu olayın yarattığı tepkiler iki gün sonra CHP’lilerin Cumhuriyet Bayramı kutlama alanına sokulmaması nedeniyle doruğa çıkmış, ayaklanmaya dönüşmüştür. Olayları yatıştırmak amacıyla askerî uçaklara kent üzerinde alçak uçuş yaptırmak dahil her yöntemi kullanmak gerekmiştir. Aralarında Ali Ihsan Göğüş ve Cemil Sait Barlas gibi önde gelenlerin de bulunduğu CHP’liler tutuklandılar ve 5,5 ay hapiste kaldılar.

29 Ekim : Gaziantep olayları ile seçim günü Mersin’de bir CHP’linin öldürülmesi olayına yayın yasağı konuldu.

1 Kasım : Yeni meclisin toplanacağı bugün halkın tepkisinden çekinen iktidar başta meclisin çevresini tanklarla çevirmek dahil kentin tüm önemli noktalarına askerî birlikler yerleştirdi.

1 Kasım : TBMM, 11. Dönem çalışmalarına başladı. Istanbul Milletvekili Celal Bayar 413 oyla, 3. defa Cumhurbaşkanlığına seçildi. Kabineyi kurmakla Adnan Menderes görevlendirildi.

28 Kasım : Hürriyet Partisi fesih kararı aldı. CHP ile güç birliğine karar verildi.

27 Aralık : Basının TBMM çalışmalarına ilişkin haberlerini kısıtlamak üzere Meclis iç tüzüğünde yapılan değişiklikleri eleştiren Anayasa Profesörü Hüseyin Nail Kubalı, hükümet tarafından Istanbul Üniversitesi’ndeki görevinden uzaklaştırıldı.

1958

28 Ocak : Kıbrıs’ta Türklere yönelik şiddet olayları meydana geldi.  İngiliz askeri Türklere karşı ilk defa silah kullandı.

03 Mart : Demokrat Parti örgütlerinin ramazan ayı boyunca camilerde düzenlediği mevlitlerin propaganda amacıyla devlet radyosundan naklen yayını uygulaması başlatıldı.

09 Nisan : CHP’nin yayın organı olan Ulus Gazetesi üçüncü kez bir ay süreyle kapatıldı. Kapatmaya, Ankara Milletvekili Bülent Ecevit’in bir yazısı yol açtı. Gazetenin sorumlu müdürü Ülkü Arman 1 yıl, karikatürcü Halim Büyükbulut da 14 ay hapis cezası aldı.

30 Nisan : Et sıkıntısını gidermek için Yeni Zelanda’dan koyun eti dışalımı yapıldı.

06 Mayıs : Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Nihat Subaşı 8 aylık hapis cezasını yatmak üzere cezaevine girdi.

07 Mayıs : Ulus gazetesi yazarı Şinasi Nahit Berker 8 ay yatmak üzere cezaevine girdi

08 Mayıs : Yeni Gün gazetesi yazı işleri müdürü Erdoğan Tokatlı 34 gün yatmak üzere cezaevine girdi.

08 Mayıs : Sıkıyönetim kararlarına uymadığı iddiasıyla Milliyet gazetesi 15 gün süreyle kapatıldı.

09 Mayıs : Yeni Gün gazetesi ve Akis dergisi birer ay kapatıldı. Yazı işleri müdürleri Altan Öymen 10 ay, Tarık Holulu 16 ay hapis cezasına çarptırıldı.

14 Mayıs : Akis Dergisi sorumlu müdürü Ziya Ademhan 1 yıl hapse mahkum oldu.

28 Mayıs : Eskişehir’de Hür Bilek gazetesinin sahibi Abdülkadir Gürol ile yazarı İsmail Aras 1’er yıl hapis cezasına çarptırıldı; gazete 1 ay süreyle kapatıldı..

28 Mayıs : Akis dergisi yazı işleri müdürü Yusuf Ziya Ademhan 3 yıl, başyazarı Metin Toker 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı; dergi de 3 ay kapatıldı.

28 Mayıs : Basın suçlularının affı tasarısı, DP’lilerin oyu ile reddedildi.

02 Haziran : İnönü’nün, Istanbul CHP Merkezi’nde yaptığı basın toplantısındaki demecine yayın yasağı konuldu.

05 Haziran : Lüleburgaz’da yayımlanmakta olan Özdilek gazetesinin sahibi ve başyazarı Gültekin Arda 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

06 Haziran : Basına baskılar sürüyor; Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Ülkü Arman ile aynı gazetenin yazarı Oktay Verel 1’er yıl, cezaevinde bulunan Şinasi Nahit Berker’le Nihat Subaşı da 4’er ay hapis cezasına çarptırıldı.

25 Haziran : CHP Ankara Milletvekili Bülent Ecevit’in bir yazısı nedeniyle, Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Ülkü Arman 1 yıl hapse mahkum oldu; gazete 1 ay kapatıldı.

12 Temmuz : Temmuz 1958’de Kıbrıs’ta olaylar tırmanıyor. Beş Kıbrıslı Türk pusuya düşürülerek öldürüldü.

14 Temmuz : Irak’ta darbe gerçekleşti, Kral Faysal ve Başbakan Nuri Sait Paşa öldürüldüler. (DP yöneticileri bu olaydan çok etkilendiler)

16 Temmuz : Ortadoğu’daki muhtemel karışıklıklara müdahale etmek amacıyla 11 bin ABD askerinin İncirlik üssüne indirilmesine başlandı.

19 Temmuz : Nükleer silah taşıyan ABD uçakları İncirlik üssüne indi.

02 Ağustos 1958: Uluslararası Para Fonu (IMF) baskısıyla, Cumhuriyet tarihinin en yüksek orandaki devalüasyonu yapılarak 1 dolar 2,80 TL’den 9 TL’ye çıkarıldı. Devalüasyon oranı yüzde 221 oldu.

04 Ağustos : IMF Türkiye’ye 250 milyon dolar kredi verdi.

06 Eylül : Başbakan Adnan Menderes, “İdam sehpalarında can verenlerden ders alsalar ya…” diyerek muhalefeti tehdit etti.

07 Eylül : CHP Genel Başkanı İnönü, “Sehpalar kurulursa nasıl işleyeceğini kimse bilemez” diyerek başbakana cevap verdi.

09 Eylül : İzmir’in Kurtuluş Günü törenlerine siyasî parti temsilcilerinin katılması, iktidar aleyhine ve CHP lehine tezahürat yapılacağı endişesiyle yasaklandı.

21 Eylül : Başbakan Menderes, CHP’nin parti olmadığını, İsmet İnönü’nün siyaseti bırakması gerektiğini, basının her istediğini yazamayacağını söyledi.

22 Eylül : İnönü, “Demokrasiye paydos demeye Demokrat Parti genel başkanının gücü yetmeyecektir” şeklinde cevap verdi.

12 Ekim : Başbakan Adnan Menderes yurttaşlara muhalefetin kin ve husumet cephesine karşı bir “ Vatan Cephesi “kurmaları çağrısında bulundu. DP iktidarı ülkede demokratikleşmeyi sağlamak iddiasıyla gelmiş, ancak uygulamasıyla ülkede cepheleşmeyi arttırmış, kendi dışındaki siyasi güçleri tasfiye etmeye çalışmıştı. Bu uygulamalardan birisi de, vatandaşları ancak CHP’ye karşı olmakla vatansever kabul eden bu uygulamadır. O tarihten sonra ülkenin her yanında Vatan Cephesi örgütleri kurulmaya başlandı. Üyeler aslında DP’ye üye oluyorlar, fakat katıldıkları örgüte “Vatan Cephesi” deniyordu. Vatan Cephesi kuranların ve katılanların adları her gün radyoda tek tek okunuyordu. Rakipsiz tek yayın organı olan devlet radyosunda (çoğu gerçek dışı olduğu iddia edilen) bu listelerin her gün ve dakikalarca okunması, vatandaşta sıkıntı ve tepkinin yanı sıra siyasal gerilimi de büsbütün artıran bir kampanyaydı. DP ve CHP’lilerin kahvehanelerini dahi ayırdıkları gözlenmeye başladı.

18 Ekim : Zile’yi ziyaret eden İnönü’nün karşılanmaması için ev ve işyerlerinden çıkmaları Kaymakam tarafından yasaklanmaya çalışılan halkla güvenlik güçleri arasında uzun süren çatışmalar yaşandı. Halka karşı basınçlı su, cop/dipçik, göz yaşartıcı bomba kullanıldı, havaya ateş açıldı.

19 Ekim : Başbakan Menderes, Said-i Nursî’nin yaşadığı Emirdağ’da Nurcular tarafından hilafet ve saltanatı temsil eden iki tuğralı, yeşil bayrak açılarak karşılandı. Menderes’in Emirdağ’ı bu ziyaretini özel bir destek işareti olarak değerlendiren Said-i Nursî, bu olaydan sonra ülke içinde gezilere başladı.
(Menderes Risale-i Nurların ilk kez serbestçe basılması için 1956’da talimat vermiş ve kağıt tahsisi yapmıştı).

03 Kasım : CHP’nin yayın organı Ulus gazetesi 1 ay süre ile tekrar kapatıldı.

30 Kasım : İnönü’nün damadı Metin Toker, Akis Dergisi’ndeki bir yazıdan dolayı ikinci kez bir yıl hapis cezasına çarptırıldı. ( DP hükümeti Adalet Bakanı Esat Budakoğlu, TBMM’de bir soru üzerine, Demokrat Partinin ilk sekiz yıllık hükümet dönemi içerisinde 811 gazeteciye toplam 57 yıl hapis cezası verilmiş olduğunu açıkladı).

1959

21 Ocak : Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Ulus Gazetesi’ndeki bir yazısı nedeniyle kendisi ve yazı işleri müdürü Ülkü Arman birer yıl hapse mahkum oldu; gazete bir ay süreyle kapatıldı.

22 Ocak : Demokrat İzmir Gazetesi yazı isleri müdürü Şeref Balçık’a 15 gün, gazetenin sahibi Adnan Düvenci’ye 1 yıl mahkûmiyet cezası verildi.

26 Ocak : 17 gün hapis cezasına çarptırılmış olan Ankara Telgraf gazetesinin sahibi ve yazı işleri müdürü Fethi Giray cezaevi’ne girdi.

17 Şubat : Başbakan Menderes’i Londra’ya götüren uçak, Gatwick Kasabası yakınlarında düştü. 14 kişinin öldüğü kazada Başbakan Adnan Menderes kurtuldu. ( Olayın Türkiye’de duyulması üzerine, iktidar ile muhalefet arasındaki gerginlik bir anda yerini ılımlı bir ortama bıraktı. Ancak bu bahar havası fazla sürmedi).

20 Şubat : Yurda dönen Menderes boğa ve develerin dahi kesildiği görkemli törenlerle karşılandı. Uçak kazasından kurtulmuş olması nedeniyle taraftarları arasında adeta evliya mertebesinde kabul edilen Menderes Eyüp Sultan’a gitti, yanında büyük bir kalabalıkla türbede dua etti, dağıtılmak üzere resimler çektirdi.

02 Mart : Menderes’in müsteşarı Ahmet Salih Korur, Eyüp Sultan Cami’sinin avlusunda büyük bir iftar yemeği verdi. Korur’un imzasıyla davetlilere gönderilen iftar çağrıları, 2 Mart 1959 değil, 2 Ramazan 1378 tarihini taşıyordu.

05 Mart : Türkiye ile ABD arasında ikili bir askeri bir antlaşma imzalandı. ABD’nin diğer Bağdat Paktı ülkeleriyle de imzaladığı bu ikili antlaşmaya göre, bu ülkelere doğrudan ya da dolaylı bir saldırı söz konusu olduğunda, ABD ülkenin isteği üzerine gerektiğinde silahlı kuvvetlere de başvurarak yardımda bulunacaktı. Bu maddede yer alan “dolaylı saldırı” kavramının, Irak’ta yaşanmış olan darbe benzeri bir tehditle karşılaşıldığında ABD’nin mevcut iktidarın yardımına koşacağı anlamına geldiği yorumu yapıldı. Çünkü NATO antlaşması çerçevesinde, ABD’nin bir “dış saldırı” konusunda zaten yardım taahhüdü bulunmaktaydı.


11 Mart : Vatan gazetesinden alıntıladığı bir yazıdan dolayı, Ulus gazetesi Yazı isleri müdürü Ülkü Arman 1 yıl 4 ay hapse, 4 000 lira ağır para cezasına mahkum edildi. Ayrıca Ulus gazetesi1 ay süreyle kapatıldı.

12 Mart : Haber gazetesinin sahibi ve yazı isleri müdürü Vedat Refiioğlu’na usulsüz tekzip yayımlamaktan 12 gün hapis cezası verildi

13 Mart : Amerikalı gazeteci Pulliam’ın Türkiye hakkında yazdığı bir yazıyı Ulus gazetesinde yayımladığı gerekçesiyle gazetenin yazı isleri müdürü Erman’a 16 ay hapis cezası verildi; Ulus bir ay kapatıldı.

20 Mart : Akis Dergisi yazı isleri müdürü Yusuf Ademhan 12 ay hapis cezasına mahkum edildi. Dergi bir ay süreyle kapatıldı.

23 Mart : Ankara’da yayınlanan Öncü gazetesi süresiz olarak kapatıldı.

26 Mart : Akhisar’da çıkan İbret gazetesinin sahibi ve yazı isleri müdürü Mustafa Deral, yayım yoluyla hakaretten 10 ay hapis cezasına hüküm giydi.

15 Nisan : Başbakan Menderes bindiği Giresun ve refakatindeki Gelibolu muhripleri ile İspanya’ya gitti. Bu, bir örneği daha önce ve daha sonra hiç görülmemiş pahalı bir “yöntem” olarak tarihe geçti.

25 Nisan : CHP’li Kemal Satır’ın yaptığı konuşmayı yayımladığı için Ulus gazetesi yazı isleri müdürü Beyhan Cenkçi 10 ay hapis cezasına mahkum edildi. Ulus gazetesi bir ay süreyle kapatıldı.

29 Nisan : Tekzipleri usulüne uygun yayınlamadıkları için, Demokrat İzmir gazetesi yazı isleri müdürü Şeref Balçık 14 gün, Istanbul Havadis gazetesi yazı isleri müdürü Hamdi Tezkan 12 gün hapis cezası aldı.

30 Nisan : İsmet İnönü’nün Uşak gezisinde olaylar çıktı. İnönü’nün Kurtuluş Savaşı’nda karargâh olarak kullandığı evi ziyaret etmesi, Uşak Valisi tarafından önlenmek istendi. Valinin bu yasadışı buyruğunu kabul etmeyen Emniyet Müdürü ve Jandarma Komutanı aynı gün görevden alındılar. Polis, halkı dağıtmak için göz yaşartıcı bomba kullandı. Aksam Uşak iline civardan DP’li partizanlar getirildi.

01 Mayıs : Uşak’tan ayrılmak üzere tren istasyonuna gitmekte olan İnönü’nün arabası önü kesilerek durduruldu. İnönü arabadan inip, yaya olarak istasyona giderken arkasından basına tas atıldı, İnönü başından kan akarak trene ulaştı ve İzmir’e gitti. İzmir’de CHP’nin yapmak istediği toplantı engellendi. DP’li partizanlar, Demokrat İzmir Gazetesi’ni bastılar, matbaa makinelerini parçaladılar.
02 Mayıs : İzmir’de CHP Genel Başkanı ve ana muhalefet lideri İsmet İnönü’yü karşılamaya gelenleri jandarma dağıttı; 10 kişi yaralandı; olaya yayım yasağı kondu.


04 Mayıs : CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün arabası Istanbul Topkapı’da Trafik Müdürü tarafından durduruldu. Çevrede organize olarak toplanmış ve içirilmiş zorbalar tarafından araba sarıldı. Bir binbaşının olaya müdahale edip askerlere emir vermesi sonucu İnönü son dakikada linç edilmekten kurtuldu. Olaya yayım yasağı kondu. Aynı gün Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri protesto amacıyla Meclis oturumuna katılmadılar.

11 Mayıs : Bursa’da yayımlanan Yeni Ant gazetesinden Derviş Sami Tasman ve Fethi Tasman da 1 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldılar.

20 Mayıs : Vatan gazetesi yazarlarından Sadun Tanju, saldırıya uğradı

27 Mayıs : Ankara’da yayımlanan Zafer ve Yenigün gazeteleri ve Ulus gazetesi 1 ay süreyle kapatıldı. Ulus gazetesi yazı isleri müdürü Ülkü Arman, Bülent Ecevit’in bir yazısı nedeniyle 10 ay hapis cezası aldı.

03 Haziran : Polis Zonguldak Maden İşçileri Kongresini dağıttı.

03 Haziran : İzmir Demokrat gazetesi 1 ay kapatıldı. Gazeteci Adnan Düvenci ve Şeref Baksık 16’şar ay hapis cezasına çarptırıldılar.

24 Haziran : Doğan Avcıoğlu’nun İran Şahı Rıza Pehlevi’ye ilişkin yazısı nedeniyle Akis dergisi hakkında dava açıldı.

08 Temmuz : Ulus gazetesinden Oktay Verel ve yazı isleri müdürü Beyhan Cenkçi birer buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ulus gazetesi bir ay süreyle kapatıldı.

13 Temmuz : Trabzon’da bir Amerikan üssü kuruldu.

29 Temmuz : Istanbul’da 3, Nazilli’de 1 gazeteci hapse mahkum edildi.

31 Temmuz : Türkiye (sonradan AB’ye dönüşecek olan) Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) üyelik için resmen başvurdu.

19 Eylül : İncelemelerde bulunmak için Çanakkale’ye gelen CHP milletvekilleri İbrahim Saffet Omay ve Daniş Yurdakul’u taşıyan geminin limana yanaşması DP’liler tarafından engellendi ve İmroz’da indirildiler. Gece bir motorla gizlice İmroz’dan Çanakkale’ye geçen iki milletvekilinin gerek Geyikli’ye gelişlerinde gerekse döndükleri zaman Istanbul rıhtımında karşılanışlarında DP’li grupların saldırıları çatışma yarattı..

07 Kasım : CMP lideri Osman Bölükbaşı 10 ay hapse mahkum oldu.

16 Aralık : Vatan Gazetesi 1 ay süre ile kapatıldı.

1960

01 Ocak : Lüks otomobiliyle bir süredir yurt gezilerini sürdürmekte olan Said-i Nursi Istanbul’a geldi.

05 Ocak : Mersin’e gitmekte olan Menderes’in önüne Tarsus’ta elinde kasap bıçağı olan Ali Bayat adlı bir şahıs çıktı ve bacaklarının arasına sıkıştırmış olduğu beş yasındaki çocuğu göstererek “uçak kazasından kurtulduğunuz için oğlumu size kurban edeceğim” dedi, son anda engellendi.

05 Ocak : Kim dergisi sorumlu yazı işleri müdürü Şahap Balcıoğlu Amerikalı gazeteci Eugene Pulliam’ın Türkiye hakkında yazdığı yazıyı yayımlamak suçundan yediği 16 aylık cezasını çekmek üzere cezaevine girdi.

Ocak : Said-i Nursî’nin doğu illeri valilerine yazdığı bir mektup CHP’liler tarafından ele geçirilince basında yer aldı. Said-i Kürdî mektupta şunları söylemekteydi :
“Şark bölgesinde komünistliği 60 bin Nursî sayesinde önlemekteyim. Bu 60 bin talebenin içinde bir iki ahlaksız da çıkabilir. Bunları kitlemize mal etmek doğru değildir. Bu yüzden bölgenizde risale-i Nurlar toplattırılmamalıdır. Nasıl ki Arapça ezan okutturduk ve bu sayede Müslümanları Demokrat Parti cephesinde topladığımız malumunuzdur. Simdi de dağıttığımız bu Risale-i Nurlarla komünizmle ve masonlukla savaşacağız. Müslüman Demokratların göstereceği yardıma güveniyorum. Bundan ötürü birkaç defa
Ankara’ya gittim,Müslüman vekillerle görüştüm.. Bilhassa başvekil sayın Adnan Bey ve (Milli Eğitim Vekili) Tevfik ileri ve sayın (İçişleri Vekili) Namık Gedik’ten bu neticeyi tayin ettim…. Saidi Nursî “

25 Şubat : (Mehmet Barlas’ın babası) CHP’li Cemil Sait Barlas, 10 ay hapse mahkum oldu.

26 Şubat : Hükümet, İnönü’nün diğer birkaç milletvekili ile birlikte siyasî faaliyetleri nedeniyle dokunulmazlığının kaldırılmasını istedi.

07 Mart : Gazeteci Ahmet Emin Yalman, 15 ay 16 günlük mahkumiyetini çekmek üzere cezaevine girdi.

02 Nisan : Partisinin il kongresine gitmekte olan CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün bulunduğu tren, Kayseri’ ye 32 km kala valinin emriyle askerî birlikler tarafından önü kesilerek durduruldu. Saatlerce süren bir sinir mücadelesini kazanan İnönü, Kayseri’de büyük bir kalabalık tarafından karşılandı.

03 Nisan : Ankara’ya dönüş yolunda Yeşilhisar’a uğramak isteyen İnönü’nün otomobili İncesu köprüsü üzerinde askeri kamyonlar ve askerlerin oluşturduğu barikatlarla kesildi. Saatler süren tartışmalardan sonra İnönü barikatları yürüyerek yardı ve geçti.

05 Nisan : CHP Meclis Grubu, yayınladığı bildiriyle, son olaylar üzerinde durarak, yurdun selameti bakımından seçimlerin bir an önce yapılmasını istedi.

07 Nisan : Başbakan Menderes Parti Grubunda konuştu: “Memleket bugün kabili idare olmaktan çıkmıştır. İsler çoktan laçka olmuştur. Adliye islemez hale gelmiş, idare aciz düşmüştür…”

07 Nisan : CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün Kayseri gezisinde karşılaştığı engellemeler ve bunlara alet edilmeleri nedeniyle bazı subaylar ordudan istifa etti. İstifa eden subaylar tutuklanarak cezaevine konuldular.

12 Nisan : DP Grubu yayımladığı bildiri ile CHP’yi “silahlı ve tertipli ayaklanmalar hazırlamakla”, bir kısım basını da bunu yalan ve çarpıtılmış haberlerle desteklemekle suçladı ve üç ayda isini bitirecek bir Tahkikat (Soruşturma) Komisyonunun kurulması yönünde kararın alındığını açıklıyordu.

18 Nisan : DP Bursa Milletvekili Mazlum Kayalar ve Denizli Milletvekili Baha Akşit’in, ’CHP’nin yıkıcı, gayri meşru ve kanun dışı faaliyetlerinin memleket sathında cereyan tarzı ve bunların mahiyetlerinin nelerden ibaret olduğunu tahkik, tespit ve memleketin her tarafında yoğun bir halde görülen kanun dışı siyasi faaliyetlerin muhtelif sebeplerine intikal etmek, matbuat meseleleriyle adli ve idari mevzuatın ne suretle tatbik edilmekte olduğunu tetkik eylemek üzere Meclis tahkikatı açılmasını isteyen önergeleri’ kabul edildi. Önergenin görüşülmesi esnasında Mecliste sert tartışmalar yasandı. İnönü: ” Biz demokratik rejimi kurduk. Bu demokratik rejimi, istikametinden ayırıp baskı rejimi haline getirmek tehlikeli bir şeydir. Bu yolda devam ederseniz, ben de sizi kurtaramam…” dedi.


27 Nisan : Meclis bünyesinde kurulan 15 üyeli Tahkikat Komisyonuna ek yetkiler veren kanun, uzun ve çetin tartışmalardan sonra kabul edildi. 12 CHP Milletvekili 3-6 , İnönü ise 12 oturum Meclis’ten çıkarılma cezası aldı. İnönü’nün konuşmasının tutanaklardan silinmesi kararı alındı. Oturumdan çıkarılma cezası alan CHP milletvekilleri direnince genel kurul salonundan polis zoruyla çıkarıldılar. Komisyonun ilk icraatı, ülkedeki tüm siyasal etkinliklerin ve Meclis görüşmelerinin yayınlanmasını yasaklamak oldu.

Kurulan komisyon; sivil ve askerî savcılarla yargıçların tüm yetkilerine sahip olacak, istediği ev ve kuruluşu basabilecek, öngördüğü evrak, belge ve eşyalara el koyabilecek, gazeteleri toplatabilecek ve matbaalarıyla birlikte kapatabilecekti. Komisyon kararlarına karşı gelmenin veya savsaklamanın cezası üç yıla kadar hapis olacaktı.
DP’nin yargı yetkisini özel bir heyete veren bu kararı açık bir anayasa ihlaliydi ve iktidardan düşüp yargılandıklarında sorumlu tutuldukları en ağır suçu oluşturdu.

28 Nisan : TBMM görüşmelerini haber yapmaya kalkışan tüm gazeteler toplatıldı.

28 Nisan : Istanbul Üniversitesi öğrencileri, üniversite merkez binasında hükümet aleyhine gösteri yaptı. Güvenlik güçleri, gösterilere müdahale etti. Güvenlik güçlerinin üniversiteden ayrılmasını isteyen rektör Prof.Dr Sıddık Sami Onar, tartaklanarak Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Polis çaresiz kaldı, ordu birlikleri çağrıldı.

Gösterilerde, Orman Fakültesi öğrencisi Turan Emeksiz polis ateşi sonucu vurularak öldü, 40 kişi yaralandı. Üniversiteden çıkıp Sirkeci’ye kadar ilerleyen gençlerin karşı tarafa geçmemesi için köprüler açılarak geçiş kesildi. Ankara ve Istanbul’da sıkıyönetim ilan edildi.

29 Nisan : Ankara’da Siyasal Bilgiler ile Hukuk Fakültesi öğrencileri de eyleme geçtiler. Istanbul’daki eylemler de sürdü. Ankara ve Istanbul üniversiteleri 1 ay süreyle kapatıldı.

30 Nisan : Gençlerin protesto eylemleri sırasında tank üzerinden düsen Nedim Özpulat adlı genç öldü. Istanbul’da bir gün sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Ali Ulvi’nin karikatürü nedeniyle Cumhuriyet gazetesi 10 gün süreyle kapatıldı.

02 Mayıs : NATO Bakanlar Konseyi Istanbul’da toplandı. Protesto gösterileri yapıldı.

03 Mayıs : Emekli olmak üzere izne ayrılan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel, yazılı olarak hükümeti uyarmak istedi. Bu mektup ihtilalden sonra açıklanmıştır.
( Mektup EK – 3’te yer almaktadır).

04 Mayıs : Yeni Sabah gazetesi 10 gün süreyle kapatıldı. Demokrat İzmir gazetesinden 16 kişi mahkum oldu.

05 Mayıs : Demokrat Partililer hükümete destek için Ankara Kızılay’da bir gösteri düzenlemeye karar verdiler. İktidara karsı gençler de aynı gün, aynı saat, aynı yerde gösteri yaptılar. (Gençlerin bu eylemi yapabilmek için “fısıltı gazetesi” denilen yöntemle haberleşmede kullandıkları 555 K, yani “besinci ayın besinde, saat beste, Kızılay’da” parolası siyasî tarihe geçmiştir.) Dolayısıyla DP’nin gösteri planı geri tepmiş oldu ve Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes alanda protestolarla karşılandı.


06 Mayıs : 555K gösterilerinin fotograflarını ve haberini yayımladığı gerekçesiyle Zafer gazetesi 1 hafta kapatıldı.

06 Mayıs : Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel görevinden izinli olarak ayrıldı.

09 Mayıs : Hür Adam gazetesi 10 hafta kapatıldı

16 Mayıs : Milli Eğitim Bakanlığı 19 Mayıs gösterilerini yasakladığını açıkladı.

18 Mayıs : Aksam gazetesi 20 gün süreyle kapatıldı.

21 Mayıs : Harp Okulu öğrencileri Ankara’da, hükümet aleyhinde sessiz bir yürüyüş yaptılar. Önlem olarak Harp Okulu öğrencileri tatile gönderildiler.

22 Mayıs : Haberleşmeye sansür koyan Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı, beş kişinin bir araya gelerek dolaşmasını yasakladı.

25 Mayıs : Meclis, 20 Haziran 1960 tarihine kadar tatil edildi. Bugünkü birleşimdeki konuşmaların yayınlanması yasaklandı.

27 Mayıs : 27 MAYIS ihtilali.. Türk Silahlı Kuvvetleri idareyi ele aldı. Meclis feshedildi. Yeni anayasa ve demokratik müesseselerin kurulması hazırlığına başlanıldı.

28 Mayıs : Cumhurbaşkanı Celal Bayar istifa etti. 3 asker, 14 sivilden oluşan bir hükümet kurulduğu duyuruldu.

29 Mayıs : DP İçişleri Bakanı Dr. Namık Gedik, tutuklu bulunduğu Harp Okulu’nda pencereden atlayarak intihar etti. Gözaltına alınmış olan 150 kişi Yassıada’ya getirildi.


Hazırlayan : Berker Ertuna 
 
 
Notlar:
++++++++++++++++++++++++++++++

EK – 1: 

HALKEVLERİ :
Kapatılana dek geçen yirmi yıl içinde, 478 Halkevi ve 4.322 Halkodası açılmış; bu örgütlerle, Anadolu’nun en uzak yörelerine ve en küçük birimlerine ulaşılarak, büyük bir aydınlanma atılımı gerçekleştirilmişti. Halkevleri, daha Atatürk’ün ölümüne dek geçen ilk sekiz yıl içinde dahi 23.750 konferans, 12.350 temsil, 9.050 konser, 7.850 film gösterisi ve 970 sergi gerçekleştirmişti. Aynı dönem içinde 2.557.853 yurttaş Halkevleri kütüphanelerinden yararlanmış, 48 bin yurttaş çeşitli kurslara katılmış, 50 dergi yayımlanmıştı.

EK – 2: 

KÖY ENSTİTÜLERİ :
Atatürk’ün başlattığı Anadolu aydınlanması, etkili olduğu kısa süre içinde, ulusal bilinçle donanmış aydın yetiştirmede yeterli olmasa da önemli kazanımlar elde etmişti. 1945 yılına gelindiğinde yalnızca 4 yıllık köy enstitüleri döneminde; 1726 ilkokul açılmış; 2757 öğretmen, 604 eğitmen, 163 gezici başöğretmen, 265 gezici sağlık memuru yetişmişti. Köy enstitüleri,
kendi olanaklarıyla; 37 kamyon almış, 6 enstitüde elektrik üretmiş, köylerde 741 işlik, 993 öğretmen evi, 406 bölge okulu, 100 km yol ve 700 ayrı türde bina yapmıştı. Köy enstitüsünü bitiren öğretmenler, Atatürk’ün amaçladığı gibi, görevle gittikleri köylere aydınlığı ve uygarlığı götüren ulusçu aydınlar haline gelmişlerdi.
Köy Enstitülerini kapatma sürecini ilk başlatan CHP olmuştur. DP tarafından daha hızlı bir biçimde içleri boşaltılmış ve nihayet kapılarına kilit vurulmuştur.
Kapatıldıklarında, o güne kadar yetiştirmiş oldukları insan sayısı, 16 bin 400 öğretmen,
7 bin 300 sağlık memuru, 8 bin 756 eğitmendi.

EK – 3: 

KARA KUVVETİ KOMUTANI ORGENERAL CEMAL GÜRSEL’İN DP HÜKÜMETİNİ UYARMAK ÜZERE MİLLİ MÜDAFA VEKİLİNE YAZDIĞI MEKTUP

“Aziz Vekilim,

Dün geceki konuşmalarımızın ışığı altında, zatı alinizi memleketin huzur ve istikrarı için alınması lazım gelen tedbir ve kararlar hakkındaki görüşlerimi arz etmeyi milli ve vatani bir vazife bilirim.

Sayın Başbakanın açıklamalarını dinledim ve okudum. Bunlarda, benim düşüncelerimin kabulüne müsait bir zemin henüz mevcut olmadığı aşikar olarak belli ise de, yine de düşüncelerimin sizlere iblağının zaruretine inanıyorum.

Muhterem Vekilim,

Şu hakikati kabul etmek lazımdır ki, Kayseri hadiseleriyle başlayıp son karar ve feci olaylara kadar devam eden vak’alar vatandaş ruhunda derin teessür ve Hükümete karşı telafisi güç hoşnutsuzluklar yaratmıştır. Hele, Ordunun, talebelere karşı akılsızca kullanılması işin vahametini artırmış, Ordu mensuplarında huzursuzluk ve güvensizlik hisleri belirmiş, korkulan şey olmuş, Ordu politikaya karıştırılmıştır.

Sayın Vekilim,

Bu ahval küçümsenecek, cebir ve şiddetle geçiştirilecek şeylerden değildir. Memleket, Hükümet ve Partinizin düştüğü bu müşkül vaziyeti kurtarmak için sükunetli, fakat ciddi ve cezri tedbirler almak lazımdır. Bu tedbirler şunlar olmalıdır:

1-Cumhurbaşkanı istifa etmelidir. Çünkü bütün fenalıkların bu zattan geldiği hakkında memlekette umumi bir kanaat vardır.

2-Kabinede iyi kabul edilmeyen ve suihalleri bütün memlekette yayılmış bulunan zevat çıkartılmalı, yeni Kabine mutlak dürüst, makul, zorcu değil, adalet ve şefkat hissi taşıyan zevattan kurulmalıdır.

3-Istanbul, Ankara Valileri, Emniyet Müdürleri süratle değiştirilmelidir.

4-Ankara Örfi İdare Kumandanı derhal değiştirilmelidir.

5-Son çıkarılan ve tahkikat komisyonları ihdas eden kanun kaldırılmalıdır.

6-Mevkuf gazeteciler af kanunu ile kısa zamanda tahliye edilmelidir.

7-Son hadiselerde tevkif edilen talebeler serbest bırakılmalı, ilim müesseseleri yeniden faaliyete geçmelidir.

8-Şimdiye kadar çıkarılan bütün antidemokratik kanunlar tedricen kaldırılmalıdır.

9-Vatandasın hürriyet ve eşit muamele hakkına mutlak surette riayet edilmelidir.

10-Ordunun meseleleri süratle halledilmelidir.

11-Din istismarcılığından vazgeçilmelidir.

12-Suiistimaller oluyor mu, bilmiyorum, fakat olduğu hakkında umumi bir kanaat mevcuttur ve milletin hükümete itimatsızlığına sebep olmaktadır. Bu gibi kötülüklerin süratle bertaraf edilmesi lazımdır.

13-Müstesna zamanlar ve günler haricinde Hükümet büyüklerinin memleket gezilerinde suni büyük vatandaş toplulukları ile karşılanmaları usulü terk edilmelidir.

Muhterem Vekilim,

Bu yazdıklarım asla bir parti ve politika mülahaza ve tesiriyle yazılmamıştır. Memleketin durumunun bu tedbirlerin alınmasını zaruri kıldığına inandığım için arz edilmiştir.

Sizlerin vatanperverlik ve vicdanlarınıza hitap ediyorum. İyi düşününüz. İyi yapınız. Memlekette çok şeyler yaptığınız muhakkaktır. Fakat, bu asla kafi değildir. Bu yapılan işleri müstemleke idarecileri de yapar, yapıyor ve yapmıştır. Asıl mühim olan toplumun ruhunda yaşama zevk ve azminin geliştirilmesi hak ve hürriyet aşkının kökleştirilmesi ve vatandaş idrakinin yüksek ve necip hislerle donatılmasıdır. Olaylar bu yolda olmadığınızı göstermektedir. Talebelerin hürriyet duygusu ile yaptıkları masumane tezahürata karşı, kıtalar sevk edilmesi ve onların desteği ile emniyet kuvvetlerinin ilim yuvalarının içine kadar girerek talebeleri, profesörleri ile beraber coplarla ve kurşunlarla tedip etmesi, dünyada

görülmemiş feci bir şeydir. Bu hengamede kız talebelerin yürekler parçalayan çığlıklarının analar, babalar ve halk ruhunda onulmaz yaralar açacağını ve açtığını anlamamak memleketin huzuru bakımından büyük bir hata ve hazin bir gaflet olduğuna kaniim.

Bizim gençlerimizde hak, adalet ve hürriyet duygularının gelişmesinden ve kemalinden memnun olmamız lazım gelmez mi?

İstikbali, hissiz, duygusuz, müstemleke ruhlu, yalnız maddeci bedbaht insanlara mı bırakmak istiyoruz?

Sayın Vekilim,

Maruzatım muhakkak ki çok mühim ve hatta çok cüretkâranedir. Fakat memleket için, Milletin selameti için, Hükümet ve hatta Partinizin kurtarılması için dikkate alınması lazımdır ve hatta çok lazımdır.

Saygılarımla.”

Ek: 4
Osman Bölükbaşı, 1957 yılında dokunulmazlığı kaldırıldığı için, Ankara Adliyesi’ne çağrıldı. Mahkeme kapısında beklerken, bir polisin tavrına sinirlenip, ansızın Adliye’den ayrıldı.
Bölükbaşı, siyasi polis tarafından evinde bulunup, tekrar mahkemeye getirildi. CMP Lideri, hâkim huzuruna çıkarıldıktan sonra, tutuklandı.

Demir kapı gürültüyle açıldı. Herkesin gözü kapıya dikilmişti. “Gâliba geldi.” dedi mahkumlardan biri.

Koğuşun kapısı aralandı. Upuzun boylu bir adam göründü. Yanında gardiyanlar vardı. Başını, kapının pervazına vurmamak için bir hayli eğildi ve içeriye girdi.

Mahkumlardan biri, yeni gelen bu uzun boylu kişiye, “Çabuk geldiniz” dedi.

“Ankara Hilton”un siyasi konuğu
Evet, çabuk gelmişti. Osman Bölükbaşı, cezaevinde, gazetecilerin “Hilton” dedikleri koğuşa yerleşti. Önce birkaç günlüğüne, sonra birkaç aylığına burada konuk olacaktı.

2 Temmuz 1957 gecesiydi.

Bölükbaşı, yorgun ve şaşkındı. Koğuştakiler, rahat etmesi için ellerinden geleni yaptılar. Ranzaya uzanan Bölükbaşı, tavanda yanan çıplak ampule bakarken, buraya nasıl geldiğini düşünüyordu.

Ankara Adliyesi’nin koridorundaki tahta sandalyede otururken, bir polis memuru gelip, avukatlar dahil herkesin oradan uzaklaşması için Savcı’nın emir verdiğini söylemiş, bunun üzerine Bölükbaşı patlamıştı:

“Savcı, böyle bir emri veremez. Sanık, avukatıyla her dakika temas edebilir. Ben hâlâ milletvekiliyim. Hakkımda tutuklama kararı da yok. Bana elinizi süremezsiniz, ben gidiyorum.”

Bölükbaşı, bu sözlerden sonra, polislerin şaşkın bakışları arasında koridordan merdivenlere, oradan da Adliye’nin dış kapısına kadar ulaştı. Kapıda kendisini bekleyen partililer, “Hürriyet kahramanı, çok yaşa!” diye bağırıyorlardı.

Bölükbaşı, bir arabaya atladığı gibi Necatibey Caddesi’ndeki evine gelmişti. Evin önü de, Adliye gibi kalabalıktı. Partililer alkışlıyor, sevgi gösterilerinde bulunuyorlardı.

Ev, ziyaretçi akınına uğramıştı. Fethi Çelikbaş, Feridun Ergin, Enver Güreli ve Behçet Kayaalp’ten oluşan Hürriyet Partisi heyeti “geçmiş olsun”a gelmişti. Bölükbaşı, “Hürriyet’in Partisi gelir ama, kendisi gelmez.” diyerek, yaşlı gözlerle çocuklarına sarılıyordu.

Bölükbaşı, Ankara Polisi’ni peşine taktı
Biraz sonra, Ankara Emniyeti’nin Birinci Şube Müdürü Niyazi Bicioğlu, evin kapısında göründü.

Ardından halk, polis tarafından copla dağıtılmaya çalışıldı. Bölükbaşı, polis gözetimi altında, ekip arabasına bindirilip Adliye’ye götürülerek, tutuklama kararı eline tutuşturuldu.

Kırmızı renkli cezaevi arabası, Adliye’nin arka kapısında O’nu bekliyordu.

CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, tutuklanışının ilk ziyaret gününde Bölükbaşı’yı görmek için cezaevine geldi. Damadı gazeteci Metin Toker, mahkumiyetini, “Hilton”da geçirdiği için, Paşa birkaç aydan beri buranın müdavimi olmuştu. Bölükbaşı, mahkumlarla avukatların görüştüğü hücrede Paşa’yı bekliyordu.

İki lider, bir odada uzun uzun konuştular. Paşa, Bölükbaşı’na moral verdi.

İnönü’den Bölükbaşı’na hapishane ziyareti
Bölükbaşı, bu ziyarete ilişkin anısını, daha sonra şöyle anlatacaktı:

“Ertesi sabah, ‘Bir misafiriniz geldi.’ dediler. ‘Kimmiş misafirim?’ dedim. Az sonra avukatların odasında, İsmet Paşa ile karşılaştık. Tabii arada tel var. İlk sözü şu oldu: ‘Kahraman kardeşim, yüzünü tellere daya, tellerini öpeyim!’ Yüzümü tellere dayadım ve öptü. O ânı hiç unutamam.”

Bölükbaşı’nın avukatı Fuat Arna, bu arada boş durmuyor, müvekkilini tahliye için girişimlerde bulunuyordu. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne yaptığı itiraz da reddedilmişti. Yasaya göre, en yakın ağır ceza mahkemesine, bir kez daha itirazda bulunabilirdi.

En yakın ağır ceza mahkemesi ise Keskin ilçesindeydi.

Arna’nın itirazı üzerine, Sırrı Kalayoğlu’nun başkanlığında toplanan Keskin Ağır Ceza Mahkemesi, dosyayı inceledi, tanıkları dinledi ve Bölükbaşı’nın tahliyesine karar verdi. Karar, telgrafla Ankara’ya ulaştırıldı.

Bölükbaşı, birkaç gün sonra tekrar evindeydi.

Eşini ve çocuklarını yanına alarak, bu kez İstanbul’daki gerçek Hilton’da dinlenmeye gitti.

Ankara’da ise, tutuklama kararı yeniden onaylandı. İstanbul’a haber salındı. İstanbul Hilton’dan alınan Bölükbaşı, bir trene bindirilerek Ankara’ya yollandı. Tekrar “Ankara Hilton”a gelmiş, özgürlüğü ise, yaklaşık 24 saat sürmüştü.

Bölükbaşı gibi kabına sığmayan bir politikacının cezaevi günlerinin çok zor geçeceği belliydi.

Gazeteleri her gün aldırıyor, son satırına kadar okuyordu. Bir yıl önceye alınan ve 27 Ekim 1957’de, yani 3 ay sonra yapılacak olan genel seçimlere, muhalefet partilerinin işbirliği içerisinde girmek için yaptıkları çalışmaları gazetelerden izliyordu.

Dört duvar arasına sıkışmışlığın getirdiği çaresizlik, aile özlemi, eşinin beklediği bebek… İşte bu manzara karşısında, Bölükbaşı’nın sinirleri iyice bozulmuştu.

Diktafoncu Hasan Efendi, yine işbaşında
Bölükbaşı, her gün yemeğini getiren sâdık ve vefalı partidaşı, “Diktafoncu Hasan Efendi” aracılığıyla, eşine, küçük not kağıtları ile sorular soruyor, o da yazılı cevap veriyordu.

Mediha Hanım, bebek bekliyordu. 1957 yılının Eylül ayı başlarında bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Adını önceden kararlaştırmışlardı: “Gönül Hürriyet”

Haber cezaevine ulaştığında, Bölükbaşı çok sevindi. Koğuştaki arkadaşlarına çay ısmarladı. Ve arkasından konuştu:

“Hürriyet dünyaya geldi; inşallah Türkiye’ye de gelir.”

Bölükbaşı, “Ankara Hilton”da zor günler geçiredursun; genel seçimler gelip çatmıştı. DP, Seçim Yasası’nda yaptığı bir değişiklikle, muhalefet partilerinin seçimlerde işbirliği ve ortak liste yapmalarını önledi.

27 Ekim 1957 günü yapılan seçimleri yine DP kazanmış, ancak oy oranı düşmüştü. DP’nin çıkardığı milletvekili sayısı 424, CHP’nin ise 178’di.

Seçimlere hapishanede giren Osman Bölükbaşı, yine milletvekili seçilmişti.

TBMM’deki yeni dönemin ilk gününde, milletvekilleri yemin ederken, Bölükbaşı da “Ankara Hilton”daki yatağına uzanmış, olan-biteni radyodan izliyordu.

Hapishane koğuşunda milletvekili yemini
Bİrden yataktan fırladı.

Üzerinde pijamaları ile cezaevi koğuşunda, milletvekili “yemin”i etti.

Tekrar milletvekili seçilerek, dokunulmazlığı yenilenen Bölükbaşı’nın derhal serbest bırakılması gerekiyordu. Ama seçimi kazanan DP’nin önde gelenleri ise, pek öyle düşünmüyorlardı.

Bölükbaşı’nın avukatı ve dâva arkadaşı Ahmet Tahtakılıç, Kırşehir milletvekilleri Osman Canatan ve Hayri Çopuroğlu ile birlikte, o günlerde Başbakan Adnan Menderes’i ziyaret ederek, tekrar milletvekili seçilen Bölükbaşı’nın hapisten çıkarılması gerektiğini anlattılar.

Bu ziyaret duyulur duyulmaz, Bölükbaşı’nın rakipleri müthiş bir şekilde kazan kaynatmaya başladı. Cesur ve kabadayı Bölükbaşı, demek ki, Menderes’e yalvaracak hale gelmişti!

“Ankara Hilton”dan zor kurtuldu
Oysa Tahtakılıç’ın Menderes’i ziyaretinden, Bölükbaşı’nın haberi bile olmamıştı.

Bölükbaşı, avukatları Fuat Arna, Niyazi Ağırnaslı ve Ahmet Tahtakılıç’ın yoğun çabaları sonunda nihayet tahliye edildi.

Hapishanenin kapısında omuzlara alındı, sevgi gösterileri ve çiçeklerle sarılmış halde evine getirildi.

Eşini ve çocuklarını hasretle kucakladı.

“Ankara Hilton”daki zoraki konukluğu, artık sona ermişti.

Yeniden partisinin başındaydı ve mücadelesine, bıraktığı yerden devam edecekti.

Ankara Cezaevİ “Hilton” Koğuşu
DP, iktidarının ilk yıllarında basınla iyi ilişkiler içindeydi. Bir süre sonra hükümetin politikaları eleştirilmeye başlanınca, iktidarın basına karşı tutumu da değişti. Basın eleştiri dozunu arttırdıkça, iktidar sertlik dereceseni yükseltiyordu. Öyle ki; “İspat hakkı tanınsın mı, tanınmasın mı?” tartışmaları 1950’li yılların ortalarında DP içinde de gürültülere neden olmuş, azınlıkta kalanlar partiden ayrılıp, Hürriyet Partisi’ni kurmuşlardı.

1950-1960 yılları arasında Toplu Basın Mahkemeleri kararları ile gazeteciler, karikatüristler cezaevlerinde konuk oluyorlardı. Yazıları ve çizgilerinden avlananlar, Ankara, İstanbul ve İzmir cezaevlerine konuluyordu. Bunların en ünlüsü, Ankara Merkez Cezaevi’ydi. Buraya düşen basın mensupları yattıkları koğuşa bir de ad takmışlardı. “Ankara Hilton”… Havalandırmaya çıkarıldıklarında volta attıkları yerin adı da “Menderes Bulvarı”ydı.

Dönemin ünlü yazar ve çizerlerinden Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Emin Yalman, Ratip Tahir Burak, Bedii Faik ve Naim Tiralı İstanbul’daki cezaevinde yatarken, Ankaralı gazetecilerin çoğu da “Hilton Koğuşu”nda çile çekiyordu…

Osman Bölükbaşı’ndan Veciz Sözler
Demokrasinin manevi temeli olan ahlâk ve fazilet bir tarafa bırakılırsa, o zaman demokrasi, yolu sandıktan geçen bir dolandırıcılığın adı olur.

“Ben şahıma bağlıyım” diyenler, ne şahı, ne de kendilerini kurtarabilir.

Çok zulüm gördüm, ama zelil (küçülme) olmadım.

Bölükbaşı’ndan, sözünde durmayan milletvekillerine: “Onların bâkiresi, genelevden emekli.”

Hulusi TURGUT 22 Ocak 2002 – Salı Sabah Gazetesi

 

yorum

Yorumlar1 Yorum

  1. Demokrasi tutkunu

    Banu AVAR’dan Bir Okur Mektubu: Menderes neden idam edildi?

    Adnan Menderes İmralı Adası’nda 17 Eylül 1961’de sağlık muayenesini yapan doktor heyetinden sağlam raporu alındıktan sonra öğlen 13:21’de idam edildi.

    Adnan Menderes neyle suçlanmıştı?

    1- Örtülü ödenek paralarını zimmetine geçirmek,

    2- 6-7 Eylül Olayları’na önceden haberi olduğu halde müdahale etmemek,

    3- Kanuna aykırı olarak üniversite basmak ve halka ateş açtırtmak,

    4- Bazı muhalefet milletvekillerinin ve muhalefet liderinin seyahat özgürlüğünü kısıtlamak,

    5- Devlet radyosunu siyasi çıkarları için kullanmak,

    6- Halkı Demokrat İzmir gazetesinin matbaasını tahrip etmeye teşvik etmek

    7- Kırşehir’in haksız olarak ilçe yapmak,

    8- Yargı bağımsızlığının ihlal etmek,

    9- Tahkikat Komisyonu’nun kurulup olağanüstü yetkilerle donatmak,

    10- CHP’nin mallarına “haksız” yere el koydurmak,

    Gibi nedenlerle.

    Peki bunlar idam cezası için yeterli mi? Bence hiçbir suçun cezası idam olamaz, idama tamamen karşıyım. Fakat Menderes de idama karşı mıydı? Elbette değil, 1951-1960 yılları arasında Menderes 43 kişinin idam kararına imza attı ve hepsi idam edildi. İdamların en dramatik olanı ise, 14 Nisan 1955’te casusluk suçundan idam edilen Hayati Karaşahin’di. İnfazı, Ankara Samanpazarı’nda halka açık olarak yapıldı. Suçu neydi? Rusya için casusluk yapmak.

    Menderes’in başka suçları yok muydu? Aslında Menderes’in suçları mahkemelerde gündeme gelmeyenlerdi. ABD’nin tepkisinden çekinen Gürsel hükümeti aşağıdakileri hiç gündeme getirmedi.

    1- 1951 yılında Menderes hükümeti Kore Savaşı’na Amerika için asker gönderdi. Amerikan çıkarları için bine yakın vatan evladı Kore’de yaşamını yitirdi, binlercesi yaralandı.

    2- 1952’de NATO’nun isteği üzerine komünizme karşı gayri-nizamı harp yapacak Seferberlik Tetkik Kurulu, daha sonraki adıyla Özel Harp Dairesi kurdu.

    3- 1954 yılında Yabancılara petrol arama ve çıkarma izni verildi.

    4- Tek parti döneminde kurulan bazı traktör ve basma fabrikaları Menderes döneminde özelleştirildi veya ekonomik olmadıkları için kapatıldı. Nuri Demirağ tarafından kurulduktan sonra İsmet İnönü tarafından devletleştirme kapsamına alınan uçak ve uçak motoru fabrikaları, Eskişehir tank fabrikası ve Kırıkkale silah fabrikası Menderes döneminde NATO standartlarına uymadıkları gerekçisiyle kapattı.

    5- Cezayir kurtuluş savaşı sırasında Fransa’yı destekledi.

    6- 1954-1958 yılları arasında 238 gazeteci iktidara karşı yazılar yazmak suçundan mahkûm ettirdi.

    7- “Tahkikat Komisyonu”nu kurdu. 15 DP milletvekilinden oluşan komisyon hem suçlama hem de yargılama hakkına sahipti. Komisyon 5 kişiden fazla yan yana yürümeyi bile yasakladı.

    8- İsmet İnönü’ye 12 oturum meclisten men cezası verildi

    9- Turan Emeksiz hükümete karşı İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen bir protesto mitinginde polisin açtığı ateş sonucu öldü. Hüseyin Onur ise sol bacağı kesilerek kurtarıldı.

    10- Hukuk’un üstünlüğünü savunan Yargıtay Başkanı Bedri Köker, Yargıtay Başsavcısı Rifat Alabay, Yargıtay 2. Başkanlarından Haydar Yücekök, Yargıtay Üyeleri Melehat Ruacan, Kamil Çoşkunoğlu, Faik Uras ve İlhan Dizdaroğlu ‘görülen lüzum üzerine emekliye sevkedildiler.

    Aslında Menderes hükümeti, ordu darbe yapacak gerekçesiyle daha 6 Haziran 1950’de, Genelkurmay Başkanı Nafiz Gürman olmak üzere bütün üst komuta kademesi dahil olmak üzere 15 general ve 150 albayı re’sen emekliye sevk etmişti.

    1950-1960 DP hükümetinin kısa bir değerlendirmesini yapmaya çalıştım.

    Başbakan Erdoğan, Menderes’in ölüm yıldönümü ile ilgili olarak yaptığı konuşmayı Necip Fazıl’dan şiir okuyarak tamamladı. Ben de Nazım Hikmet’tin bir şiiri ile yazımı tamamlıyorum. O şiirde belki Menderes’in niçin idam edildiğini de bulabilirsiniz.

    KORE’DE ÖLEN BİR YEDEK SUBAYIMIZIN MENDERES’E SÖYLEDİKLERİ

    DİYET

    Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
    iki gözünüzle bakarsınız,
    iki kurnaz,
    iki hayın,
    ve zeytini yağlı iki gözünüzle
    bakarsınız kürsüden Meclis’e kibirli kibirli
    ve topraklarına çiftliklerinizin
    ve çek defterinize.
    Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
    iki elinizle okşarsınız,
    iki tombul,
    iki ak,
    vıcık vıcık terli iki elinizle
    okşarsınız pomadalı saçlarınızı,
    dövizlerinizi,
    ve memelerini metreslerinizin.
    İki bacağınızın ikisi de yerinde, Adnan Bey,
    iki bacağınız taşır geniş kalçalarınızı,
    iki bacağınızla çıkarsınız huzuruna Eisenhower’in,
    ve bütün kaygınız
    iki bacağınızın arkadan birleştiği yeri
    halkın tekmesinden korumaktır.
    Benim gözlerimin ikisi de yok.
    Benim ellerimin ikisi de yok.
    Benim bacaklarımın ikisi de yok.
    Ben yokum.
    Beni, Üniversiteli yedek subayı,
    Kore’de harcadınız, Adnan Bey.
    Elleriniz itti beni ölüme,
    vıcık vıcık terli, tombul elleriniz.
    Gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan
    ve ben al kan içinde ölürken
    çığlığımı duymamanız için
    kaçırdı sizi bacaklarınız arabanıza bindirip.
    Ama ben peşinizdeyim, Adnan Bey,
    ölüler otomobilden hızlı gider,
    kör gözlerim,
    kopuk ellerim,
    kesik bacaklarımla peşinizdeyim.
    Diyetimi istiyorum, Adnan Bey,
    göze göz,
    ele el,
    bacağa bacak,
    diyetimi istiyorum,
    alacağım da.

    25 Haziran 1959