Haziran Sonrası İstikrar

0

Haziran sonrası istikrar…

İstikrar tüm seçimlerde önemli bir unsur. 2011 seçimlerinde, AKP oylarının bir bölümü, düşünce ve yaşam tarzı olarak AKP profiline uymasa da istikrar adına bu partiye oy verenlerdendi. Haziran seçimlerinde bu kişilerin kararları ne olacak ?

İstikrar iç politika, dış politika ve ekonomi için önemli.

Bugünkü konuma bir göz atalım. 2011’den sonra AKP, Cemaat ile artık aynı blokda değil. Erdoğan cumhurbaşkanı olarak seçildi, normal şartlarda AKP’nin iç işlerine müdahale etmemesi lazım, ama bazen Davutoğlu’nu bile zor durumda bırakacak girişimlerde bulunuyor. Seçim dönemi öncesinde herşey halı altına süpürülüyor ama AKP içinde bile artık bu büyük bir rahatsızlık yaratıyor.

Haziran seçimlerinin sonucu tabii ki daha belli değil ama kesin olan bir şey var : HDP % 10 barajını geçerse (ki geçecek görünüyor), her konumda AKP bugünkünden daha az milletvekili çıkartacak. Başka bir deyimle, iktidarı elinde tutsa bile başkanlık sistemine geçebilecek sayıdan çok uzak kalacak.

Ama Erdoğan kararlı, «Meclis yolu olmazsa, referandum» diyor. Halbuki AKP’li milletvekillerinin, üstelik birçok önde geleninin bile karşı olduğu bir sistem bu. Doğal olarak AKP içindeki huzur ve birliktelik bile biraz daha yara alacak. Ama daha önemlisi, tekrardan çekişmeli, tartışmalı bir dönem, tekrardan referandum hazırlıkları, tekrardan bir seçim süreci, tekrardan bir belirsizlik dönemi. Yani istikrarın tam tersi.

Dış politikada Erdoğan artık bir istikrar değil, istikrarsızlık unsuru

Dış politikada Irak ve Suriye’nin ne olacağını bilmiyoruz. Türkiye’ye bugün birçok suçlamalar yöneltiliyor. Türkiye içinde bunlar basın tarafindan yeterli şekilde yansıtılmasa da durum yabancı ülkelerde çok değisik. Erdoğan’ın dayatmaları, yanlış kararları nedeni ile artık Türkiye kara para aklayan ülkeler listesinde. Aynı nedenlerle, Türkiye artık «müttefik» bile değil, «ikili oynayan ve sözüne güvenilmez» bir ülke.

Avrupa Birligi’nde Türkiye Masasına bakan kişiler çalişmalarını neredeyse dondurmuş durumdalar. Amerika’da Erdoğan «klinik vaka» olarak algılaniyor. Rusya ara sıra Erdoğan’ın sırtını sıvazlıyor ama o da Erdoğan’a güvenmiyor. 2011’de dost ülke olarak kabul ettiğimiz Libya Türk müteahhitlerini kapı dışarı etti, alacaklarını bile ödemiyor; Misir’la kavgalıyız, bu ülke Türk nakliyat gemilerinin limanlarına yanaşmasini bile yasaklamayı düşünüyor. İran’in yıldızı parlarken Türkiye’nin yıldızı Orta-Doğu’da bile hergün biraz daha sönüyor. Bunların ortak unsuru ise Erdoğan’ın tutarsız ve vızyonsuz dış politikası. Yani istikrarın tam tersi.

İç politikada da Erdoğan artık bir istikrar değil, istikrarsızlık unsuru

Ekonomide rüzgarlar olumlu esmesine, petrol fiyatlarının dünya piyasasında neredeyse yarı yarıya ucuzlayıp cari açığımızı azaltmasına rağmen durum ortada. 2014’de cari açığımız 65 milyar dolar. 2015’de ihracatımız (ilk 3 aylik rakamlara göre) %10’lardan fazla gerilemiş durumda. Cari açığımız bu yıl da 50 milyar dolar üzerinde olacak. 2015 gelişme oranı en iyimserler tarafindan bile %2’ler civarında ifade ediliyor, halbuki yalnızca işsizlik oranını sabit tutabilmek için gerekli minimum oran %4,5. Erdoğan’ın gereksiz girişimleri nedeni ile Merkez Bankası’nın geri adim atmamasına rağmen TL euro veya dolara oranla değer kaybetmiş durumda, belirsizlik devam ettiği sürece de bu değer kaybı devam edecek görünüyor.

AKP’nin başarili döneminde bile ekonomimiz yurtdışından Türkiye’ye gelen yatırım + sıcak para ile dönüyordu. Ama örneğin yalnızca Erdoğan’ın emri nedeni ile Bank Asya’nın konumunun yönetmeliklere göre gerektirmemesine rağmen TMSF’e devri ve batırılmaya çalışılması, çeşitli şirketlere kesilen ve yasal mevzuata dayanmayan vergi cezaları, Türkiye’nin hukuk sistemine olan güvensizlik gibi nedenlerle yabancılar artık, daha az getirimi olsa bile, daha güvenilir ülkeleri seçmekte. Bir akşamda torba kanunların geçtiği Türkiye’de gelecek yıl olabilecek yeni uygulamaları kimse bilmiyor. Yani istikrarın tam tersi.

Ekonomide de artık Erdoğan bir istikrar değil, istikrarsızlık unsuru

Yanlış anlaşılmasın, daha açık söyleyeyim. İstiksarsızlık unsuru AKP değil, Erdoğan…

Erdoğan’dan arınmış bir AKP Türkiye’ye hâlâ yararlı olabilir, ama Erdoğan’la asla.

 

İbrahim Çakıroğlu

 

 

yorum

Yorumlar kapalı.