CEMAAT’İN AĞINA DÜŞEN BİR YURTTAŞIN ANLATTIKLARI

0

1994’te Nazilli Fatih Sultan Kolejine girdim! O da Amerika’dan gelen kuzenlerimin nerden buldularsa İzmir’de Yamanlar Kolejine girmesinden sonra bizimkilerin dayatması ile oldu!

Yoksa ben İzmir’de gayet memnundum hayatımdan…

Okullar tamamen psikolojik oyunlar temeline kurulu. Önce iyi davranırlar, hemde çok iyi sonra yok ayakta tuvaletini yapma, dikkatli giyin oranı buranı gösterme (kadınım ya ben!) tuvaletten çıkınca ayaklarını yıka (abdest antremanları) sonra gece muhabbetleri başlar(ilk gittiğinde almazlar, seviye seviye) çiğ köfte yapıcaz gel, cacık yapıcaz gel, tabi o arada dini muhabbetler…

Tabi din ama hangi din o da ayrı bi soru!

Sonra durumuna göre hareket ederler, ya iyice içlerine batarsın ya da benim gibi sivrileri dışlayıp öğrenciler arasında dışlanmasını sağlamaya çalışırlar!

Onun annesinin başı açık! Onun ailesi dinsiz, falan filan, (ben insana yatırım yaparım, dostlarım gelir söylerdi)

Neden sivrildim? Çünkü şu ana kadar o zamanda ne tür bir şerefsizin küçücük çocuğa annesinden utanmasını sağlayacak kadar pislik olduğunu anlayabiliyordum…

İnanın çocuğun evi 5 dakika yürüme mesafesi ve ancak sıkıştırınca neden eve gitmediğini anlıyorsunuz…Utanıyormuş! Annesinden! Başı açıkmış! Sanki orospu!

Ama ne bilecek? Yaşı kaç? Ve öyle büyüdü gitti o çocuklar! Şimdide polis hakim savcı avukatlar… Artık abileri nereye yönlendirdiyse!

Ailelere çok iyi göründüler veya hala görünüyorlar… Aileler hissetti ama anlamadı! Çünkü önce cennet annenizin ayağının altında dediler, sonra da ananın başı açık ne ayak dediler.. Çocukta anlamadı anlatamadı kaptırdı gitti… Allahsız bunlar.

Temel konumuz para…

Tabii ki bağış.. Okullar zaten darphane de, o para başka… Bir sınıfın geliri neredeyse okulun 1 seneliğine yetiyor, hesaba gelince artanıyla da başka okul açarlar.. Ama gene açıklanmaz bu yükseliş…

İlk kurbanın derisi ile girdiler, sonra telefonla arayıp kurban bağış ettirdiler (abi sana 2 tane yazıyorum falan) ondan sonra hocaları yollayıp evi kontrol ettirip paranın kokusunu alınca zekatları da kimseye kaptırmadılar!

Mozambik’te okul açacaklar ya!,..

Açtılar da. Helal olsun dimi! Hemde İstiklal Marşını söylettiler iki tane zenciye…. süper! Ama yetiştirdikleri şerefsizler ülkedeki İstiklal Marşını yasakladı geçen sene! Uyuyakalmışız…uyanıyoruz!

Bir de bağışla ilgili, o okullarda herzaman özellikle sakat iki tane tip vardır okulun olduğu ilçe veya ilde. Her zaman maymun gibi, o çocukları Valiye, belediye başkanına, sosyalliğin olduğu heryere götürüp şov yaparak ve “bu arkadaşlar bursumuzla okuyor” diye diye o çocuklardan belki 50 öğrenci parası kazanırlar!

Bu da ayrı bir çakallık tabi!… Ama herifler uzman, haklarını yememek lazım.., derler ya “Hocaları güçlü”.

Bir başka para yöntemi de birbirlerine iş bağlama.. Yahudi gibi akşam toplarlar bir yerde cemaati (ama statülerine göre her akşam ayrı bir tayfa… eeee zengini var az zenginin var) onun takkesini ona bunun takkesini şuna arada bağışlar, vana gibi kazanç kapıları var..

Herkes Feto diyor ama asıl para babası “Mehmet Emin Hasırcılar” aynı masada yemişliğimiz çoktur götten bacak renkli gözlü Türkle alakası olmayan bir tip, ama ne iş tam çözemedim fazla konuşmazdı!

Bank Asya’nın falan sahibi odur kendisi, Hasırcılar Tekstil falan… Zaten Feto’yu Feto yapan da o herif! Islamik parayı kullanmak istedi ve başardı!

Ama eminim o herif Türk değil… Cemaat en başta Fetoş hoca sonrada birbirinden haberdar olan tipler olarak bir piramit şeklindedir…

En altta sömürülecekler, onun üstü hocalar (ki en zavallı gerçekten üzüldüğüm okul öğretmenleri). Yönetici tayfa (en karaktersizler eğer düzgün adamsan asla yönetici yapmazlar hoca yada üye olarak kalırsın) Tepede de Feto ve Hsırcılar! Ayrı ayrı vakıf okul dersane yurt isimleri altında hepsi aynı yere bağlı… Istanbulda “FEM Dersanesi ” İzmir’de “Körfez Dersanesi” Aynı itin suyu…

Ben bunların birçoğunu o okulda okurken öğrenmedim Izmir’den İstanbul’a taşınmıştık, İzmir’de mimliydim zaten ama İstanbul tayfası habersiz tabi…

Bir de bizim peder bunların (Zaman Pazarlama) İstanbul’da kabadan aldıkları inşaatları tamamlarken bir de bu Hasırcıların fabrikasının 1. katını Zaman Pazarlamanın merkez ofisi haline getirmişti o zamanlar sohbette! Muhabbete gider gelirken öğrendik!

Istanbul’da daha önce Ermeniye iş yaptık bir kuruş hak geçmedi… Bunlara iş yaparken fazla fatura isteyip duruyorlardı.

Birgün malzemecilerden biri “Ermeni’ye k…madı Müslümana mı k…yor?” deyince fazla faturayı kestik onlarda bizim hesabı kesti

Kendi yaptıkları işte bile cemaatlerini soyabiliyorlardı, zaten İzmir’de aç gezen İstanbul’da 6 odalı evlerde kalmaya başlamıştı…

Şu an güzel İzmir’de mimarım, kimse tehdit edemez analarını ağlatırım…

Insanları uyarın, çocuklarını seviyorlarsa kaybetmek istemiyorlarsa, bu p….lerin içine yollamasınlar.

Ne olduğunu bildiğin birşeyle savaşman daha kolaydır, paralarını kurutursan zaten fazla yaşamazlar… İnan çoğunluk menfaatten orada zaten… Mesela insanlara “faiz haram deyip Bank Asya’nın kredi kartını cebine koyuyorlar!” dedinmi düşünmeye başlıyorlar.

Bunlar psikolojik oyun ve iftira en çok da mana etmeyi kullanırlar, ona göre hareket edin… Çok sığındıkları bir şey daha vardır “Allah yolunda söylenen yalan yalan değildir ” derler adama iftira attırırlar!

Zaten Samanyolunu izle “dediği iddia edilen” türünden bir ifade duyarsan bil ki birine bok atıyorlardır!

(Adı Bizde Saklı)

 

yorum

Yorumlar kapalı.